Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/15178 E. 2011/8382 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/15178
- Karar No
- 2011/8382
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükmolunan cezaların süresine göre sanık ... savunmanın duruşmalı inceleme isteminin 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 318 (5271 sayılı CMK’nun 299/1.)maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanığın sabit kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, sanık hakkında yakınan ...’in yağmalanması eylemiyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın yanındaki ... ve ... isimli arkadaşlarıyla birlikte, yakınanlar ..., ... ve ... ...’ın yanına geldiğinde yanındaki iki arkadaşına, siz ilerde bekleyin demesi üzerine bu şahısların yaklaşık on metre ilerde beklemeye başladıkları, olaya karışmadıkları gibi yakınanlara sanığa para vermeyin geri getirmez dedikleri; yakınanlar ..., ...’ın yağmalanma eyleminde ise ...’ın olayın başında sanığa çocukların parasını alma geri ver diyerek ayrıldığı, ...’in ise sanığın yakınan ...’nın ayakkabısını aldığında çocuğun ayakkabısını geri ver demesi üzerine sanığın ayakkabıyı geri verdiğinin ve olaya karışmadıklarının anlaşılması ve bu durumun yakınanlar tarafından da teyit edilmesi karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Yasanın 148/1. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Yakınan ...’in yağmalanmasıyla ilgili olarak, 5237 sayılı TCK.nun 150.maddesinin 2.fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın özgülenen kastı, yakınanın etkilenimi ve olayın vahameti de gözetilmek suretiyle, değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 150.maddenin 2.fıkrasına sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
3-Uygulamaya göre de:
Sanık hakkında yakınanlar ..., ..., ... ... ve ...’ın yağmalanmalarından dolayı hüküm kurulurken, 5237 sayılı Yasanın 31/3. maddesiyle 1/3 oranın da indirim yapılırken 2 yıl 2 ay 20 gün yerine 2 yıl 3 ay 10 gün; yakınan ...’ın yağmalanmasında ise aynı madde ile aynı oranda indirim yapılırken 4 yıl 5 ay 10 gün yerine 4 yıl 6 ay 20 gün olarak fazla hapis cezasına hükmedilmesi,
4-Yakınanlar ..., ... ... ve ...’ın yağmalanması eylemiyle ilgili olarak, suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında, 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesi gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 16.06.2011 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.