Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/2918 E. 2011/35695 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/2918
Karar No
2011/35695
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Kısmen Mahkumiyet, Kısmen 5271 sayılı CMK.nun 254/2. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelemesinde; Sanık ve iki arkadaşının birlikte, yakınanın evinin kapı kilidini taklit anahtar ya da benzeri bir aletle açarak gerçekleştirdikleri hırsızlık suçunun 765 sayılı TCK.nun 493/2-son maddesindeki suçu oluşturduğu, aynı eylemin 5237 sayılı Yasaya göre ise 142/2-d maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra 116/1, 119/1-c maddelerinde düzenlenen konut dokunulmazlığı suçunun oluşturduğu gözetilmeden anılan yasanın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı kabul edilip, 5395 sayılı Yasanın 24. maddesindeki usule de uyulmadan, uzlaşma sağlandığı gerekçesiyle yazılı biçimde düşme kararı verilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimin takdirine göre, sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında sanık hakkındaki usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, tebliğname gibi ONANMASINA, II- Sanık ... ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince; Sanık ve iki arkadaşının birlikte, yakınanın evinin kapı kilidini taklit anahtar ya da benzeri bir aletle açarak gerçekleştirdikleri hırsızlık suçunun 765 sayılı TCK.nun 493/2-son maddesindeki suçu oluşturduğu aynı eylemin 5237 sayılı Yasaya göre 142/2-d maddesindeki hırsızlık ve ayrıca 116/1, 119/1-c maddelerinde düzenlenen konut dokunulmazlığını bozma suçunu oluşturacağı dikkate alınmadan aynı yasanın 142/1-b maddesiyle temel ceza tayini ile yetinilmesi ve TCK’nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek anılan madde uyarınca cezadan indirim yapılarak yazılı şekilde uygulama yapılması, kanuna aykırı ise de karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanığın hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/07/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/2918, K. 2011/35695, T. 20.07.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-2918-e-2011-35695-k-ca5fc799a9eb