Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/13278 E. 2011/8396 K. – Yağma, Saldırgan

Konu: Yağma, Saldırgan Sarhoşluk, Görevli Memura Direnme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/13278
Karar No
2011/8396
Karar Tarihi
Konu
Yağma, Saldırgan Sarhoşluk, Görevli Memura Direnme

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, saldırgan sarhoşluk, görevli memura direnme HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar savunmanları

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

I- Sanıklar ..., ..., ... hakkında saldırgan sarhoşluk suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde,

Hükümlü hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 35. maddesi uyarınca verilen idari para cezasının temyizi olanaklı olmayıp itiraz yolu açık olduğundan 5271 sayılı CMK.nun 264/1. (1412 sayılı CMUK'nun 293.) maddesi uyarınca sanıklar savunmanı yönünden yasa yoluna başvuruda ve mercide yanılmanın haklarını ortadan kaldırmayacağının anlaşılması karşısında; 5271 sayılı Yasanın 264/2. maddesi uyarınca itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye, Mahkemesince iletilmek üzere dosyanın incelenmeden İADESİNE,

II- Sanıklar hakkında görevli memura direnme suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde,

Sanıklara yüklenen ve 765 sayılı TCY.nın 258/1. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli zamanaşımının, karar tarihi olan 10.10.2005 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, ve bu süre içinde zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmamış olması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

III- Sanıklar hakkında yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince,

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Yağma suçunun gece vakti, birden fazla kişi ile birlikte, silah kullanılarak, işyerinde işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (c), (d) ve (h) bendlerinin yanı sıra (a) bendi ile de uygulama yapılması ve aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, bu hususların dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi,

2- Sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ettikleri halde, sanıklar ..., ... ve ... hakkında yağma eylemine doğrudan katıldıkları gözetilmeden koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Yasanın 39/2. maddesiyle uygulama yapılması,

3- 5237 sayılı TCK.nun 150.maddesinin 2.fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın özgülenen kastı, yakınanın etkilenimi ve olayın vahameti de gözetilmek suretiyle, değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 150.maddenin 2.fıkrasına sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,

4- Sanıkların, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanları ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 16.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/13278, K. 2011/8396, T. 16.06.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-13278-e-2011-8396-k-8fd3ca5983af