Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/13483 E. 2010/7596 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2006/13483
Karar No
2010/7596
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık ... hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla ve diğer sanıklar ...,... ve ... için de sabit kabul edilen eylemleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği; aksi halin sanıkların önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede, I- Yakınanlar ... ve ... ile mağdur ...'a yönelik suçlar için kurulan hükümlerin incelenmesinde: 5237 sayılı TCK’nın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının,765 sayılı TCK’nın 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçların işleniş biçimleri, olayların özellikleri ve sanıkların özgülenen kasıtları da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimleri kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak,yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden,bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezalardan indirim yapılması; sanıklar hakkında,yakınanlar ... ve ...'a yönelik suçlarda hırsızlık suçunun yanı sıra, ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 116/2-4, 119/1-c.maddelerinde tanımlanan iş yeri dokunulmazlığını bozmak ve aynı Yasanın 151/1.maddesinde tanımlanan mala zarar vermek; mağdur ...'a yönelik suçta da hırsızlık suçunun yanı sıra, ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 116/2-4, 119/1-c.maddelerinde tanımlanan iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçlarının oluştuğu gözetilerek uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre;suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 3. fıkrası gözetilmeden, 1.fıkrasının (c) bendinde belirtilen haktan sanıkların mahkum oldukları hapis cezalarının infazları tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak,hüküm fıkrasından “53.maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılarak,yerine “Kasten işlemiş oldukları suçlardan, hapis cezalarıyla mahkûmiyetlerinin yasal sonucu olarak sanıkların 5237 sayılı TCY’nin 53/1.maddesinin (a),(b),(d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazları tamamlanıncaya kadar;(c) bendinde yazılı “kendilerinin alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına,” cümlesi yazılmak suretiyle,diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- Mağdurlar ... ve ...'a yönelik suçlar için kurulan hükümlerin incelenmesinde: Dosya içeriğine,toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara,gerekçeye ve Hakimin takdirine göre;suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- 5237 sayılı TCK’nın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının,765 sayılı TCK’nın 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu,Yasa koyucunun amacı ile suçların işleniş biçimleri, olayların özellikleri ve sanıkların özgülenen kasıtları da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimleri kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezalardan indirim yapılması, 2- Mağdur ...'ın fırınından çalınan unun, kamu davası açıldıktan bir ay kadar sonra kendisine iade edildiğinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/2.maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 3- Hırsızlık yapmak için mağdurlara ait iş yerine giren ya da dışarıda bu suçun işlenmesi sırasında gözcülük yapan sanıklar hakkında, ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 37/1, 116/2-4 ve 119/1-c. maddelerinde tanımlanan iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçundan da uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, 4- 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 3. fıkrası gözetilmeden, 1.fıkrasının (c) bendinde belirtilen haktan sanıkların mahkum oldukları hapis cezalarının infazları tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmiş olması, 5- Sanıklar ..., ..., ... ve ...'in mağdur ...'a yönelik eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522/1 (pek hafif). maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 53, 116/2-4, 119/1-c, 53.maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırları ile iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçu için 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen “uzlaşma” hükümleri bakımından ve sanıklar ... ve ...'in mağdur ...'a yönelik eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522/1 (pek hafif). maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 53, 116/2-4, 119/1-c, 53.maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırları ile iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçu için 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen “uzlaşma” hükümleri bakımından, 5237 sayılı Yasanın 7/2,5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında, lehe yasanın uygulama sırasında mahkemesince belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan kısmen yerinde görülmüş olduğundan,hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son.maddesinin gözetilmesine, 31.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/13483, K. 2010/7596, T. 31.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2006-13483-e-2010-7596-k-06fccd2f4158