Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/5730 E. 2026/11443 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5730
Karar No
2026/11443
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/254 Esas, 2025/2262 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/95 Esas, 2024/72 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1151 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla arsa vasfında kabul edilerek emsal araştırması yapılmak suretiyle rayiç değerinin tespit edilmesini, aksi kabul edildiği takdirde taşınmazın yılda iki ürün yetiştirilebilen sulu arazi olduğu dikkate alınarak kapitalizasyon faizinin %2,5-3, objektif değer artışının %900 oranında alınmasını, kamulaştırmadan arta kalan kısımda meydana gelen değer azalışının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırmadan arta kalan kısmın yola cepheli hale geleceği ve böylece değer artışı oluşacağı dikkate alınmadan değer azalışı uygulanmasının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede müvekkili idare tarafından açılan diğer davalarda uygulanan %230 oranındaki objektif değer artışının Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından uygun bulunarak kökleştiği hâlde, daha yüksek oranda objektif değer artışı uygulandığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin aynı yıl açılan acele kamulaştırma davasında hükmedilen bedelin üç katı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2022/83 Esas, 2223/69 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, kamulaştırma bedeline herhangi bir faiz işletilmesinin yasal dayanağının kalmadığını ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla arsa vasfında kabul edilerek emsal araştırması yapılmak suretiyle rayiç değerinin tespit edilmesini, aksi kabul edildiği takdirde objektif değer artışının %800 oranında uygulanmasını, dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasından arta kalan kısım için belirlenen değer azalışı oranının düşük olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2022/83 Esas, 2223/69 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, bu nedenle kamulaştırma bedeline mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza dava tarihinde geçerli olan resmi veri listesi esas alınarak yöre koşullarına uygun münavebe ürünleri seçilmek suretiyle, sulu arazi için %4 oranında kapitalizasyon faiz oranı uygulanarak net gelir yöntemine göre değer biçilmesinin isabetli olduğu, taşınmazın konum ve özelliklerine göre özellikle de önceki yıllarda aynı yörede açılan dava dosyalarında belirlenen sonuç metrekare değerleri ile kıyaslama yapıldığında uygulanan objektif değer artış oranının makul ve adil olduğu, davalı taraf taşınmazın arsa vasfında olduğunu öne sürmüş ise de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.04.1998 tarihli ve 1996/3 Esas, 1998/1 Karar sayılı kararına göre bir taşınmazın arsa sayılabilmesi için değerlendirme tarihinde belediye 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içinde olması, 1/100.000 ölçekli Uygulama İmar Planı içinde değilse, belediye veya mücavir alan sınırları dahilinde bulunması ve ayrıca belediye hizmetlerinden yararlanması, etrafının da meskun olması gerektiği, eldeki davada taşınmazın 1/100.000 ölçekli Uygulama İmar Planında tarım alanında kalması sebebiyle arsa vasfını taşımadığı, kısmi kamulaştırma sebebiyle yapılan değerlendirmeye gelince; taşınmazın kullanım amacı, geometrik şekli (kamulaştırma sonrası şeklinin daha muntazam hale gelmesi) ve yüz ölçümü gözetildiğinde uygulanan değer azalış oranının %1 olarak uygulanması gerekirken fazlaya hükmedilmesinin hatalı görüldüğü, bu itibarla Dairelerince yeniden hesaplama yapılarak hüküm kurulduğu, ayrıca 01.08.2023 tarihli 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli 2942 sayılı Kanun'un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının iptal edildiği, eldeki davanın 01.08.2023 tarihinden önce açıldığı, Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "iptal kararları geriye yürümez" hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası bu konudaki güncel kararları değerlendirildiğinde, dava tarihinden itibaren dört aylık süre içerisinde davanın sonuçlandırılmaması nedeniyle bu sürenin bitiminden itibaren kamulaştırma bedeline yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine faiz uygulanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince kamulaştırmadan arta kalan kısımda meydana gelen değer azalışı oranının düşürülmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2022/83 Esas, 2223/69 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, bu nedenle kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Tespit edilen bedele, dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesinde yer alan; “…herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” hükmü nazara alındığında kamu alacakları için öngörülen en yüksek faize hükmedilmesi gerekirken yasal faiz uygulanması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının faize ilişkin (3) numaralı bendinde yer alan " davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 26.09.2023'den" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "dava tarihi olan 25.05.2023 tarihinden" ibaresinin yazılması; aynı bentte yer alan "yasal faiz" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/5730, K. 2026/11443, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-5730-e-2026-11443-k-c7882aaeb738