Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/5463 E. 2026/9712 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/5463
- Karar No
- 2026/9712
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/190 Esas, 2026/597 Karar KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 345 67... parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında lise alanı olarak ayrıldığından tazminat alacağının el atma tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda müvekkili idareye ait herhangi bir tesis bulunmadığı gibi taşınmaza fiilen el atılmadığını, bu nedenle kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, mülkiyet hakkının kısıtlandığından söz edilebilmesi için davacının taşınmazı edinme tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmesi gerektiğini, edinme tarihi öncesine uzanacak şekilde mülkiyet hakkının kısıtlandığının iddia edilemeyeceğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, talep edilen tazminat bedelinin yüksek olduğunu, davacının faiz başlangıç tarihi ve faiz türüne ilişkin taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin kamulaştırma işlemlerinden imar planını yapmaya ve uygulamaya yetkili olan Belediye veya Valiliğin (İl Özel İdaresinin) sorumlu olduğu yönündeki 3194 sayılı İmar Kanunu'ndaki değişikliğin dikkate alınması gerektiğini, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4 uyarınca harç maktu olarak belirlendiğinden davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de maktu olması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4 uyarınca harç maktu olarak belirlendiğinden davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de maktu olması gerektiğini, taşınmazın mülkiyeti Hazine adına tescil edileceğinden husumetin Hazineye yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kamulaştırmasız el atmanın şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, ıslah yoluyla arttırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 2002 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Lise Alanı" olarak ayrıldığı, bu imar planı ... Belediye Başkanlığının 09.09.2021 tarihli ve 1750 sayısı ile onaylanan plan değişikliği yapılmışsa da söz konusu plan değişikliği ... 7. İdare Mahkemesinin 2022/6 Esas, 2022/3018 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, her ne kadar iptal kararı ile dava konusu taşınmazın plansız alanda kaldığı ileri sürülmüşse de, iptal kararı sonrasında önceki plana dönüldüğünün kabulü gerektiği bu durumda, dava konusu taşınmaz imar planında lise alanında kaldığı ve taşınmazın boş arsa görünümünde olup, üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığının anlaşıldığı, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş deyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği, her ne kadar emlak vergi değerleri karşılaştırmasında, dava konusu taşınmaz emsalden daha değerli görünüyorsa da, her iki taşınmazın konumlarının birlikte incelenmesinde; konum olarak, dava konusu taşınmazın emsalden değersiz olduğu yönündeki bilirkişi tespitinin Dairelerince de doğru görüldüğü, bu itibarla arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle bedelinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın konusunun para olması nedeniyle hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine nispi vekâlet ücreti verilmesine dair kararda bir isabetsizlik görülmediği, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dava konusu taşınmaza fiilen el atılmamış olduğu gözetildiğinde, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4' ün üçüncü fıkrası uyarınca ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin (7) numaralı bendinde yer alan "625.130" sayısının hükümden çıkartılması, yerine "30.000,00" sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.