Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1168 E. 2026/11608 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1168
Karar No
2026/11608
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1541 Esas, 2025/2111 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/115 Esas, 2023/234 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 10 81... parsel sayılı taşınmazın davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadığı hâlde fiilen kullanıldığını belirterek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş mahkeme kararı gereğince davalı idare adına tescil edildiğini, bu nedenle kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın 1956 yılından çok önceden beri kamu hizmetine tahsisli olduğunu, davanın usul ve esas bakımından tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza 1956 yılından önce el atıldığından hak düşürücü sürelerin geçtiğini, bedelin fahiş belirlendiğini, emsal seçimi ve değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden önce ... Suyu Memba Sahası ve İsale Hattı nedeniyle el atıldığı ve dava konusu taşınmazın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/94 Esas, 1970/748 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun'un 1. ve 7. maddeleri uyarınca davalı idare adına tescil edildiği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 4 üncü Maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli 2005/288 Esas, 2005/352 Karar Sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 9.12.1989 tarihli 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek ( bitişik konumda 10 81... parsel sayılı taşınmaza yönelik aynı nitelikte Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 23.06.2025 tarihli 2024/4123 Esas, 2025/9426 Karar sayılı kararı vd.) davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atma şartlarının oluştuğunu, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmazın kök tapu kaydının tapulama nedeni ile 1956 yılında oluştuğu dolayısıyla dava açma hakkının da 13.01.1963 tarihinden çok önce elde edilmiş olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelere göre de dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden çok önce ... Suyu Memba Sahası ve isale hattı olarak el atıldığı, 221 sayılı Kanun 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girdiği, kök tapu kayıtlarının da iş bu Kanunun yürürlük tarihinden önce oluştuğu dikkate alındığında, maliklerin 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca 13.01.1963 tarihine kadar gayrimenkulün bedelini dava hakkı bulunduğu hâlde, bu haklarını kullanmadıkları ve 2942 sayılı Kanun'un geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ile 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında, 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1168, K. 2026/11608, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1168-e-2026-11608-k-7ff0f9e6b705