Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1038 E. 2026/10852 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1038
Karar No
2026/10852
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/996 Esas, 2025/1828 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2024/249 Esas, 2025/51 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl dava ile 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davada dilekçesinde özetle; Kırklareli ili, ..., ... Mahallesi 2 63... (ifrazen 2 63... ,98,99) ve 21 (100,101,102) parsel sayılı taşınmazlara acele el koyma alanı dışında da el atıldığını belirterek belirlenecek tazminatın davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

2. Davacı idare vekili birleştirilen davada dava dilekçesinde özetle; Kırklareli ili, ..., ... Mahallesi 2 63... (ifrazen 2 63... ,98,99) sayılı taşınmazın kamulaştırılan kısmının, kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekili asıl dosyaya ilişkin cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;kamulaştırma bedeli yüksek enflasyon nedeniyle değer kaybına uğradığı için Anayasa Mahkemesi kararlarına göre kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini, kamulaştırma bedeline yasal faiz uygulanacağı kabul edilse dahi yasal faizi aşan zararların telafi edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın çıplak değerinin çok düşük belirlendiğini ve gerçek değeri yansıtmaktan uzak olduğunu, objektif değer artış oranının raporda çok düşük tutulduğunu, net gelir hesabında işletme giderlerinin ürün gelirinin 1/3'ünü aşmaması gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, objektif değer artış oranının uygulanmaması gerektiğini, %4 kapitalizasyon oranının hatalı olduğunu, arta kalan alanlarda değer azalışının olmadığını, konusuz kalan asıl davada aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda uygulanan kapitalizasyon faizi ile objektif değer artış oranlarının taşınmazın nitelik ve konumuna uygun düştüğü, değerlendirmeye alınan ürün verilerinin resmi veriler ile uyumlu ve yörenin münavebe sistemine uygun bulunduğu, arta kalan alanların yüzölçümleri ve geometrik şekilleri nazara alındığında bu kısımlar için öngörülen değer azalış oranlarında isabetsizlik olmadığı, asıl davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği, davacı tarafça harç yatırılarak ıslah yoluyla talebin artırıldığı ve bu davanın ön inceleme tutanağının imzalanmasından sonra konusuz kaldığı nazara alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6 ncı maddesine göre Tarife hükümleriyle belirlenen ücretin tamamına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, işbu davanın Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanma tarihinden önce açıldığı, Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 21.11.2024 tarihli ve 2024/830 Esas, 2024/8969 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere "... Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması(nın) yerinde olduğu, mahkemece iade kararı doğrultusunda işlem yapıldığı, böylece mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre, usul ve kanuna uygun olup; asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekilinin tüm, asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Kamulaştırma bedeline, Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının 26.06.2025 tarihli tavzih kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekilinin tüm, asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2-A) bendinde yer alan " davanın dört ay içinde sonuçlandırılmaması nedeniyle 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca "16/08/2021" ve "yasal faiz" ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırayla "15.03.2021", " kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanmasına" ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Asıl davada davacı - birleştirilen davada davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1038, K. 2026/10852, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1038-e-2026-10852-k-4253dfc0b127