Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/924 E. 2025/11880 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/924
- Karar No
- 2025/11880
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/124 Esas, 2024/271 Karar KARAR : Usulden ret
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Burdur ili, .... ilçesi, ..... Mahallesi 149 ada 9 (ifrazen 149 ada 83) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bedelin çok düşük olduğunu, 2942 sayılı Kanun'da belirtilen esaslar dahilinde dava konusu taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece 19.04.2016 tarihli ve 2015/143 Esas, 2016/165 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, davaya konu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu, 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunlu olduğu, bu itibarla emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerektiği, dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca incelenerek emsal alınan taşınmazın, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden araştırılıp bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan emsalin satış tarihi itibarıyla fiili imâr uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imâr planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğunun ilgili Belediye İmâr Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup bu hususlar bilirkişilerce denetlenip değerlendirilmeden ve emsalin satış tarihindeki metrekare birim değeri belirlendikten sonra dava tarihine endeksleme yapılmadan değer biçildiğinden, emsalin satışına esas akit tablosunda üzerinde hızar atölyesinin olduğu belirtildiğinden satış bedelinin hem bina, hem de zemine ait olduğu gözetilerek öncelikle binanın niteliği ve sınıfı tespit edilip bayındırlık birim fiyatlarına göre satış günündeki bedeli belirlenip toplam satış değerinden düşüldükten sonra sadece belirlenen zemin bedelinin emsal alınması gerektiğinden bu yönteme uymadan yaklaşık maliyet tespit eden rapora göre hüküm kurulması mümkün olmadığından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 25.09.2020 tarihli ve 2018/120 Esas, 2020/122 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, Mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kabul edilen taşınmazın ve dava konusu taşınmazın kıyaslanması sonucu ayrı ayrı bulunan metrekare fiyatlarının ortalaması alınarak değer biçilmesinin doğru olmadığı, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla emsal alınacak taşınmazların ise satış tarihi itibarıyla imâr ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, 2015 yılı itibarıyla emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerlerinin getirtilmesi, bozma öncesi tespit edilen metrekare birim bedelinin bozma sonrası yaklaşık 3 kat artırarak metrekare birim bedeli belirleyen rapora göre hüküm kurulmasının doğru olmadığı, taşınmazın değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması, Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun'la Değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının dördüncü ile yedinci cümlesinde yer alan ibarelerin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak hüküm kurulması gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 29.06.2022 tarihli ve 2021/55 Esas, 2022/101 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, tespit edilen kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi için davacı idare vekiline verilen süreler içerisinde fark kamulaştırma bedeli depo edilmemiş ise de sunulan banka dekontuna göre davacı idarenin Mahkemenin karar tarihinden sonra 03.08.2022 tarihinde depo kararını yerine getirdiği anlaşıldığından, usul ekonomisi gözetilerek davalı tarafın işin esasına girilerek karar verilmesini isteyip istemediği yönünde beyanı da alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 12.10.2023 tarihli ve 2023/162 Esas, 2023/206 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
G. Dördüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, Dairemiz bozma kararı sonrasında Mahkemece yapılan 26.09.2023 ve 06.10.2023 tarihli duruşmalarda davalının, idarenin usul hükümlerine göre süresinde depo kararının yerine getirmediğinden Mahkemenin bozma öncesindeki davanın reddi kararında direnmesi yönündeki beyanı gözetildiğinde, davanın reddine hükmedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
H. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; usul ekonomisi gereği davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.