Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/828 E. 2025/11813 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/828
Karar No
2025/11813
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1696 Esas, 2024/2779 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/26 Esas, 2023/90 Karar Taraflar arasındaki tapu sicilindeki şerhin terkini, mümkün olmadığı takdirde 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminat davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tazminat istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisinin dava konusu İstanbul ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 290 ada 1 parsel sayılı 12.750,00 m² yüzölçümündeki taşınmazda 2.868,75 m²ye tekabül eden 72/320 payı 11.04.2001 tarihli .... yevmiye numaralı işlemle satın aldığını, kök muris olan...’e ait hissenin 1988 yılında yapılan intikal işlemi sırasında mirasçılara hatalı oranlarda intikal ettirilmesi sebebiyle Tapu Müdürlüğünce taşınmazın beyanlar hanesine 2013 yılında hisse hatasına ilişkin şerh verildiği, Tapu müdürlüğünce hisse hatasının düzeltileceğine ilişkin müvekkiline bildirimde bulunulduğunu, bu bildirime göre müvekkiline ait 72/320 hissenin 132/3200 hisse olarak düzeltilmesi gerektiğini, böylece müvekkilinin hissesine isabet eden miktarın 2.868,75 m²den 525,94 m²ye düşeceği, böylece müvekkilinin hissesinde 2.342,81 m²lik eksilme olacağını, öncelikle, beyanlar hanesine işlenen şerhin terkininin mümkün olmadığı takdirde müvekkilinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazine tarafından tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, somut olayda hukuka aykırı bir durum olmadığını, tüm işlemler usul ve kanuna uygun olarak gerçekleştirildiği gibi müvekkili Hazinenin de kusurunun bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden Hazine aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, somut olayda hukuka aykırı bir durum olmadığını, tüm işlemler usul ve kanuna uygun olarak gerçekleştirildiği gibi müvekkili idarenin de kusurunun bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkili Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden Hazine aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi yanlış olduğu gibi, fazla vekâlet ücreti hesaplandığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisinin dava konusu taşınmazdaki 72/320 hissenin 11.04.2001 tarihli satın alma yoluyla davacı tarafından iktisap edildiği, taşınmazın beyanlar hanesine 04.07.2013 tarihinde hisse hatası bulunduğuna ilişkin şerh verildiği, davacıya ait bu hissenin Tapu Müdürlüğünce daha sonradan resen yapılan işlem ile 132/3200 şeklinde düzeltilmesi neticesi payının azaldığı ve bu nedenle eldeki davanın açıldığının anlaşıldığı, tapu evrakı ve fen bilirkişi raporunun incelenmesinde, dava konusu taşınmazda dava dışı...'ndan intikalen gelen hisse miktarlarında 27.09.1988 tarihli ve ...yevmiye numaralı tapu işlemiyle hisse hesap hatası yapıldığı ve bu durumun daha sonradan tespiti üzerine Tapu Müdürlüğünce resen yapılan düzeltme işleminin yerinde olduğunun görüldüğü, bu durumda herhangi bir kısıtlayıcı şerh olmaksızın satın alma yoluyla davacı tarafın maliki olduğu taşınmazın hisse miktarında meydana gelen azalma neticesi doğan zararı başka türlü giderme imkânının bulunmadığı, azalan hisse miktarınca mülkiyet hakkının kaybedildiği, zararın hatalı yapılan tapu işleminden kaynaklandığı, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı tazminat koşullarının oluştuğu, gerek İlk Derece Mahkemesince ve gerekse Dairenin esasına kayıtlı 2023/313 esas sayılı dosya üzerinden yazılan müzekkere cevaplarına göre, dava konusu taşınmaz ile emsal alınan 352 ada 98 parsel sayılı taşınmazın 1983 yılında onaylanan 1/1000 ölçekli .... sahil şeridi ve ön görülüm bölgesi imar planı sınırları içerisinde kalmakta olup, meskun mahalde bulunan bu taşınmazların her türlü alt yapı hizmetinden yararlandığı, emsal taşınmazın 2021 yılı emlak vergisine esas metrekare birim fiyatının 227,78 TL/m² olduğu, dava konusu taşınmazın ise 101,52 TL/m² olduğu, her iki parselin düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmamış kadastro parseli mahiyetinde bulunduğunun anlaşıldığı, dava konusu hisse miktar düzeltim işleminin yapıldığı 02.11.2021 tarihli ve .... yevmiye numaralı işlem tarihine göre davanın on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın gerek meskun mahalde bulunması gerekse alt yapı hizmetlerinin tamamından yararlanıyor oluşu nedeniyle, arsa vasfında kabul edilerek, emsal karşılaştırması yoluyla, dava konusu taşınmazın ve emsal taşınmazın kadastro parseli olması nedeniyle düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmaksızın dava tarihine göre değer biçilmesinde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda aranılan koşullar ile Yargıtay ilke kararlarına uygun düzenlenen 14.09.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, özellikle belirsiz alacak davası şartlarını taşıyan davada hüküm altına alınan tazminatın tamamı bakımından dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasında ve yine hükmedilen bedel üzerinden nispi vekâlet ücreti hesaplanarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/828, K. 2025/11813, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-828-e-2025-11813-k-93c8c9a93e41