Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5387 E. 2026/1039 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5387
Karar No
2026/1039
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/364 Esas, 2024/402 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; .............ili, ..............ilçesi, ..................Mahallesi 21 58... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol ve kaldırım yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin ve davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli ve 2016/264 Esas, 2019/332 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2021 tarihli ve 2020/105 Esas, 2021/1493 Karar sayılı kararı ile davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1 Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2021 tarihli ve 2020/105 Esas, 2021/1493 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 21 58... parsel sayılı 61,80 m² yüzölçümlü taşınmazın 18,00 m²lik kısmına fiilen imar yolu yapılmak, arta kalan 43,80 m²lik kısmına ise fiilen cami müştemilatı yapılmak suretiyle el atıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda el atmanın 04.11.1983 tarihinden sonra yapıldığı belirtilip akabinde dava konusu taşınmaza fiili olarak 1951 yılında yol yapıldığı ve bu nedenle el atma tarihindeki fiili durumu nazara alınarak tespit edilen metrekare birim bedelinin %20 oranında azalacağının belirtildiği anlaşıldığından, dava konusu taşınmaz ve çevresine ait 09.10.1956 tarihinden öncesini ve sonrasını gösterir şekilde hava fotoğrafları ......................Komutanlığı’ndan getirtilip, hava fotoğrafları ile ölçekli kroki çakıştırılmak suretiyle el atma tarihinin tespiti için refakate alınacak hava fotogrametri uzmanı bilirkişiler eşliğinde mahallinde keşif yapılarak imar yolu (................. sokak değil dava konusu taşınmazdan geçen yol) ve cami müştemilatı (cami değil müştemilat) için el atma tarihinin kesin ve net olarak tespit edilmesi ve fiili el atmanın 09.10.1956 tarihinden önce olduğunun kabulü halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve kabule göre de emsal alınan taşınmazların satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın değerlendirme tarihi olan 01.06.2016 itibarıyla Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğü'nden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazların ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğü'nden ayrı ayrı sorulup, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararının gereğinin tam olarak yerine getirilmediğini, davacı tarafından asıl dava iki kez ıslah edildiği hâlde, mahkemece ikinci ıslah ile ilgili hüküm kurulmayıp doğrudan asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili idare tarafından ele atılmayan ve cami avlusu olarak kullanılan taşınmazın 48 m²lik kısmına fiilen el atılmış gibi bu kısmın bedeline de hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 61,80 m²lik taşınmazın sadece 18 m²lik kısmının fiilen yol ve kaldırım olarak düzenlendiğini, bu yolun da camiye ulaşımın sağlanması amacıyla yapıldığını, idare tarafından fiilen el atılmayan 43,80 m²lik alanın bedelinin tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde ... Camii bulunmakta olup 1455 yılında inşa edildiğini ve 564 yıldır aynı yerde bulunduğunu, dava konusu taşınmaz davacı vakfa bağış yolu ile 1991 yılında intikal etmiş olup vakfın dava konusu yerin cami ve camiye ulaşım için yol ve kaldırım olduğunu bildiği de gözetilerek davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, halk düşürücü süre Anayasa Mahkemesinin iptal kararının öncesinde gerçekleşmiş olduğundan davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal alınan taşınmazın tescilli eski eser niteliğinde olduğunu, emsalin uygun olmadığını, bozma öncesi belirlenen metrekare birim fiyatı yönünden müvekkili idare lehine usulü kazanılmış hak oluştuğunu, asıl ve birleştirilen dava yönünden nispi harç ve vekâlet ücretini hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte el atma tarihi 1982 yılı olarak tespit edildiğinden maktu harç ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Dava konusu taşınmazın bozma öncesi m² birim fiyatı 7.600,00 TL olarak tespit edilmiş olup karar, davalı idare vekilinin temyiz istemi üzerine bozulduğu hâlde, davalı idare lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi ihlal edilerek, bozma sonrası 9.900,00 TL/m² birim fiyatı üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle fazlaya hükmedilmesi ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

5.Dava konusu taşınmaza el atma tarihinin 1983 öncesi olduğu anlaşıldığından maktu harç ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki; bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; a) (Birleşen dava yönünden) başlığı altındaki (1),(2),(3),(4),(5) numaralı bentlerin hükümden tümüyle çıkartılarak yerine “1. Birleştirilen davanın REDDİNE, 2. Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, peşin harç ve ıslah harcı toplamı 2.855,60 TL’nin davacı tarafa iadesine, 3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı idareye verilmesine, 4.Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,” ibaresinin yazılması,

b) (Ana dava yönünden) başlığı altındaki; Harca ilişkin (3) numaralı bendi hükümden tümüyle çıkartılarak yerine “Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının davalı idareden alınarak Hazineye irat kaydına, peşin harç ve ıslah harcı toplamı 8.033,20 TL’nin davacı tarafa iadesine,” cümlesinin yazılması, vekâlet ücretine ilişkin (4) numaralı bendindeki “74.452,00” sayısı hükümden çıkartılarak yerine “30.000,00” sayısının yazılması, Yargılama giderlerine ilişkin (5) numaralı bendindeki “17.109,85” sayısı hükümden çıkartılarak yerine “9.076,65” sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/5387, K. 2026/1039, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-5387-e-2026-1039-k-42bc3e62b26e