Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5241 E. 2026/1018 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5241
Karar No
2026/1018
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/4948 Esas, 2025/748 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/360 Esas, 2023/130 Karar

Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Marmaris Tapu Memurluğunun 10.03.1396 tarihli ve 17 sayılı, 23.03.1936 tarihli ve 22 sayılı, 24.03.19 36... sayılı ve 20.03.1936 tarihli yazılarından anlaşılacağı üzere ... ili, Marmaris ilçesi, ... Mahallesi imar öncesi geldisi 83... parsel şimdiki numarası ise 83... parsel olan taşınmaz ......... Oğlu ............ Kızları ve ............ adına 1/2 payla kayıt edildiğini, ...nın bu tutanakların tarihlerinden yaklaşık olarak 25 yıl önce 11.12.1329 (1911) tarihinde ölmesi üzerine ...ya ait olan 1/2 pay ekte sunmuş oldukları Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.01.2006 tarihli ve 2005/18 Esas, 2006/18 Karar sayılı mirasçılık belgesi ve Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.07.2009 karar tarihli 2009/58 Esas, 2009/568 Karar sayılı mirasçılık belgesinden anlaşılacağı üzere ...nın çocuklarından ... kendisinden önce 10.04.1326 (1908) tarihinde öldüğünden mirası diğer oğulları... ve ...'ye kaldığını, ... ve ...dan olma...in 21.12.1915 tarihinde 4721 sayılı Kanun'dan önce ölmüş olduğundan geriye sadece mirasçı olarak ...'nün kaldığını, ... nün ise tüm mirası 04.12.1937 doğumlu oğlu ...'ye kaldığını ancak ... ili, Marmaris ilçesi, ... Mahallesi 83... parsel olan taşınmazın hak sahiplerine intikali işlemlerinde yukarıda ispat edilmiş olan mirasçılık haklarına göre işlemler yapılamadığını, 24 paydan 12 paya sahip olan ...nın kardeşi ...'nin sunulan kayıtta görüleceği üzere 07.04.1936 tarihinde 12 payını ... kızı ve ... ... oğlu ... karısı ...' ye sattığını, dolayısıyla geriye dava konusu edilen ...ya ait 12 payın hesabının yapılması kaldığını, açıkta bırakılmış olan ve ...dan gelen bu 5 pay 12.12.1989 tarihinde, ... ile hiçbir bağı olmayan ve yasal olarak ...nın mirasçısı da olmayan... oğlu ... ... adına mirasçılarının talebi ile intikal ettirildiğini, aslında ... oğlu ... adına intikal ettirilmesi gereken bu 24/5 pay ... ... mirasçıları tarafından intikal yaptırıldıktan sonra 3. kişilerden tarafından ... ... mirasçılarına açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda o davanırn davacıları adına tescil gördüğünü, müvekkilinin bu durumdan haberdar olduktan sonra Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/403 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yolsuz tescile dayalı tapu iptal ve tescil davası açarak 83... parselin üzerindeki kat mülkiyetine çevrili bulunan 3, 4, 13, 14, 15, 16, 17... numaralı bağımsız bölümlerin yolsuz tescil sebebiyle tapusunun iptali ile adına tescilini talep ettiğini ancak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, davanın kesinleşmesi sonrasında müvekkilinin adlarına tescil görmesi gereken hisseye dayalı haklarını tesis etmeleri imkansız hale geldiğini belirtmiş, tahkikat sonucunda müvekkilinin zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 10.000,00 TL tazminatın yolsuz tescile dayalı tapu iptal davasının reddine ilişkin Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2016/13701 Esas, 2018/12470 Karar sayılı onama kararının karar tarihi olan 18.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tamamı ile haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup, devletin sorumluluğunu gerektiren bir durum bulunmadığını, nitekim dava konusu taşınmaza ilişkin tapulama işlemi usul ve kanuna uygun olarak yapıldığını, böyle bir durumda tapu sicilinin tutulmasında tapu sicil memurlarının herhangi bir dikkatsizliği veya özensizliği, kusurlarının olduğu söylenemeyeceği gibi kusursuz da olsa sorumluluklarından bahsedilemeyeceğini, nitekim tapu sicilinin tutulmasında devletin sorumluluğu yoluna başvurulabilmesi için kanunda belirtilen şartların varlığı gerektiğini, buna göre devletin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için tapu müdürü veya memurunun hukuka aykırı bir işleminin ve işlem ile uğranılan zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerektiğini, yine kadastro çalışmaları ve faaliyetleri sırasındaki işlemler tapu sicilini tutma kavramı içinde değerlendirilemeyeceği gibi bu işlemler dolayısı ile Hazine Kadastro tespiti sırasında yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007/1 Maddesine göre sorumlu tutulamayacağını, tapu kaydı incelendiği takdirde görüleceği üzere taşınmaza ilişkin payların hukuka uygun olarak intikal ettirildiğini bu sebeple devletin tapu sicilinin tutulmasında doğan sorumluluğuna gidilemeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar ile tapu sicilinin tutulması arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını ve devletin kusursuz da olsa sorumluluğunu gerektirecek bir durum oluşmadığını, İşbu davayı kabul manasına gelmemekle birlikte dava zamanaşımı süresinde açılmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle de reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, tapu iptali ve tescil istemli davanın 18.09.2018 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle davanın reddinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasına göre, kök muris ... oğlu... kızı ...nın 5/24 payının 12.12.1989 tarihinde, muris ile hiç bir bağı bulunmayan... oğlu ... ... mirasçılarına intikal ettirildiği ileri sürüldüğüne göre, davacı mülkiyet hakkını bu tarihte kaybettiğinden davanın 10 yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığı sonucuna varıldığı, davalı Hazine vekilinin süresi içinde verilen cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/5241, K. 2026/1018, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-5241-e-2026-1018-k-03183b11cdfc