Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/458 E. 2025/12320 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/458
Karar No
2025/12320
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/379 Esas, 2024/136 Karar KARAR: Kabul

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Afyonkarahisar ili, ..., /... Mahallesi 198 ada 2 parsel (ifrazen 198 ada 36 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa niteliğinde oluğu dikkate alınarak kamulaştırmaya konu taşınmazın gerek değerinin belirlenmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.03.2016 tarihli ve 2015/134 Esas, 2016/262 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 18.03.2016 tarihli ve 2015/134 Esas, 2016/262 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaz ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak zeminine; üzerinde bulunan yapılara resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek ve ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumlarına göre değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediği; ancak ... Tapu Müdürlüğünün 20.02.2019 havale tarihli yazısı ile hükme esas bilirkişi raporunda somut emsal olarak incelenen ... köyü 107 ada 6 parsel sayılı taşınmazın satış tarihinin 11.11.2014 olduğu bildirilmiş olup raporda emsal satış tarihi 11.12.2012 kabul edilerek endeksleme yapıldığından bu rapora göre hüküm kurulması mümkün olmadığı gibi, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede imar uygulaması yapılması halinde kesilecek düzenleme ortaklık payı oranı ile ilgili olarak ilgili Belediye Başkanlığından araştırma yapılmadan bu oranın %40 kabulü ile metrekare birim bedelinin belirlenmesi doğru görülmediği, bu durumda yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden ve dava konusu taşınmazın kullanım amacı, yüzölçümü ve geometrik şekli dikkate alındığında kamulaştırmadan arta kalan 735,98 m²lik bölümünde %10 değer kaybı olacağı gözetilmeden, kalan alanlarda %90 değer azalışı hesaplayan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle fazlaya hükmedilmesi, tapu kaydında yer alan ipoteğin hükmedilen bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi nedenleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 21.04.2022 tarihli ve 2019/663 Esas, 2022/330 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 68.371,88 TL'ye 24.06.2015 tarihinden son karar tarihi olan 21.04.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilerek davalıya ödenmesine ve bakiye kamulaştırma bedeli olması halinde davacıya iadesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 21.04.2022 tarihli ve 2019/663 Esas, 2022/330 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiş ise de hükme esas raporda bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz dava tarihi itibarıyla kadastral parsel ve emsal olarak alınan taşınmaz ise satış tarihi itibarıyla imar parseli olup dava konusu taşınmazın ve içinde bulunduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması hâlinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranı ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranları ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak alınacak cevaba göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden dava konusu taşınmazın tespit edilen metrekare birim bedelinden %40 oranında düzenleme ortaklık payı düşülmesi ve Dairemizin 2020/3036 Esas, 2020/10504 Karar sayılı ilâmı ile denetiminden geçerek onanmak suretiyle kesinleşen Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/404 Esas, 2019/265 Karar sayılı dava dosyasında aynı kamulaştırma kapsamında Aralık 2014 değerlendirme tarihi itibarıyla yakın konumda bulanan 301 ada 51 parsel (ifrazen 96 parsel) sayılı taşınmaza 61,48 TL/m² değer biçildiği gözetildiğinde, belirtilen dosya getirtilerek bilirkişi kurulundan bu bedelden ayrılma nedenleri konusunda da ek rapor alınmadan eksik inceleme ile bozma gerekleri yerine getirilmeden değer biçilmesi, dava konusu taşınmaz .../... Mahallesi 198 ada 2 parsel ifrazen 198 ada 36 parsel olduğu hâlde hükümde mahalle adı hatalı gösterildiği gibi ifraz öncesi 198 ada 2 parsel hakkında tescil hükmü kurulması doğru görülmediğinden Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olup dava tarihinden 4 ay sonraki tarihten karar tarihine yasal faiz işletilmesi gerektiğini, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ve bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince tespit edilen bedele 24.06.2015 tarihinden ilk karar tarihi olan 18.03.2016 tarihine kadar yasal faizi işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava tarihinden faize hükmedilmesi ve faiz sonunun hükümde açıkça gösterilmemesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendindeki “davanın açıldığı tarihten itibaren” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “24.06.2015 tarihinden ilk karar tarihi olan 18.03.2016 tarihine kadar” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda kanaatimce; Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Afyonkarahisar 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesinin; “dava tarihinden itibaren … faiz işletilmesine,” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;

Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 3 No’lu bendinde yazılı olan gerekçeye (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından (yani 24.06.2015 tarihinden) başlamak üzere ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 02.10.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/458, K. 2025/12320, T. 02.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-458-e-2025-12320-k-0b2e345eab6d