Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/2816 E. 2025/16845 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2816
Karar No
2025/16845
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2 Esas, 2023/824 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu .. ili, .. ilçesi, .. köyü eski 919 (yeni 1546) parsel sayılı 552,00 m² yüzölçümlü taşınmazın davalı idare tarafından kamulaştırıldığını ve 1,00 TL kamulaştırma bedeli öngörüldüğünü, bu bedelin çok düşük olduğunu, tespit edilecek bedelin mülkiyetin davalı idareye geçtiği tarih olan 17.03.2017 tarihinden itibaren en yüksek faiz uygulanmak sureti ile davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2017/142 Esas, 2018/516 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2019/2002 Esas, 2021/11 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın 17.03.2017 tarihinde ferağ işlemi sonucu taşınmazın kamulaştırıldığı, ancak kamulaştırma bedelinin 1,00 TL olduğu, taşınmaz sahibi davacıların bir aylık süre içerisinde bedelin artırılması talebinde bulundukları anlaşılmakla kamulaştırılan taşınmazla emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip, kıyaslaması yapılarak taşınmaz için dava tarihi itibarıyla 1.350 TL/m² değer biçilmesinde, buna göre kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak mülkiyet hakkının geçtiği 17.03.2017 rızaen ferağ tarihinden faize hükmedilmesi ve kendilerini vekil ile temsil ettiren davacı taraf lehine nispi vekâlet ücreti verilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2019/2002 Esas, 2021/11 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmaza ilişkin 13.11.1987 tarihli kamu yararı kararı alındığı, taşınmazın kök parseli olan 919 parsele ilişkin kıymet takdiri yapıldığı, bedelin depo edildiğine dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı gibi, kamulaştırma tebligatının yapıldığının da tespit edilemediğinin anlaşıldığı, 05.05.2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4650 sayılı Kanun'a ait 2942 sayılı Ana Kanunun İşlenemeyen Geçici Madde 1'de yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kamulaştırma kararı alınmış ancak henüz tebligata çıkarılmamış kamulaştırmalarda bu Kanun hükümleri, diğerlerinde önceki hükümler uygulanır.” hükmü dikkate alındığında, dava konusu taşınmaza ilişkin kamu yararı kararının 4650 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce karar verildiği ve anılan hüküm uyarınca davacılara kamulaştırma evraklarının tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığının tespiti gerektiğinden, bu husus araştırılarak; kamulaştırma evrakının tebliğe çıkarılmamış olması halinde, davacıların kamulaştırma bedelinin artırılması davası açma hakkının olmadığı, davanın kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası olarak kabulü ile davacılar tarafından dava konusu 1546 parsel sayılı taşınmazın 17.03.2017 tarihinde davalı idare lehine tapuda rızaen ferağ verilmesi suretiyle taşınmazın davalı idare adına tapuya tescil edildiği gözetildiğinde, davalı idarenin kamulaştırmasız el atmasından söz edilemeyeceğinden davanın reddine, kamulaştırma evrakı tebliğe çıkarılmış ve yapılan tebligat geçersiz ise anılan hüküm uyarınca davacıların kamulaştırma bedelinin artırılması davası açma hakkının bulunduğu dikkate alınarak, esasa ilişkin, tebligatın geçerli olduğunun tespiti halinde tebliğden itibaren 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde kamulaştırma bedelinin arttırımı davası açılmadığından davanın reddine, karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılardan ... tarafından İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/148 Esas, 2014/377 Karar sayılı dosyasında "kök 919 parsele ilişkin" kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan tazminat davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Mahkemece dosya kapsamına göre 919 parsel sayılı taşınmazın 1338 m²sinin Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığı ve davacının kamulaştırılan yer için Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 1990/626 Esas, 1990/1178 Karar sayılı tezyidi bedel davası açtığı; dosyada yapılan keşif sonucunda ibraz edilen 05.08.2014 tarihli raporda kamulaştırılan 1338 m² yerin 919 parsel sayılı taşınmazdan ifraz ile oluşan 1547 parsel yol olarak kayıtlı olduğunun belirtildiği, 1338 m² olarak kamulaştırılan yerden başka davacının hissesine el atılmadığı tespit edilerek davanın reddine karar verildiği, kesinleşen mahkeme ilamına göre; dava konusu 919 parselin hükme esas alınan 05.08.2014 tarihli fen bilirkişisi raporuna göre sadece yol olarak ifraz edilip terkin edilen 1338 m²lik 1547 parsel dışında 552 m² yere ilişkin herhangi bir el atma bulunmadığı olgusu kesin delile bağlandığı, hakkında kamulaştırma kararı verildiği hâlde, halen davacılar üzerinde kayıtlı kalan ve açılan bedel davası da reddedilen davacı maliklerin, 552 m² yüzölçümlü 1546 parsel için yeniden tezyidi bedel davası açmaktan başka hukuki çare kalmadığı saikiyle idareye müracaat ettikleri, idarenin 30.09.2015 tarihli "kamulaştırma işleminin yapılması" yazısının yönledirmesiyle tapuda 17.03.2017 tarihli işlemle "1,00 TL" sembolik bir bedel karşılığında idare lehine terkin işlemini yaptığı, yapılan terkin işleminin gerçek bir kamulaştırma bedeli karşılığında yapılan "rızaen ferağ" işlemi olmadığında kuşku bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi gereğince; maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime ait olduğu, her ne kadar dava dilekçesinde ve bozma öncesinde dava tezyidi bedel davası olarak nitelendirilmiş ise de bozma ilamında da değinildiği üzere; 05.05.2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4650 sayılı Kanun'a ait 2942 sayılı Ana Kanun'un İşlenemeyen Geçici Madde 1 hükmü dikkate alındığında, yürürlük tarihi 05.05.2001 ve öncesinde kamulaştırma evrakının tebliğe çıkarılmamış olması nedeniyle davacıların kamulaştırma bedelinin artırılması davası açma hakkının olmadığı anlaşıldığından, davanın kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, kök 919 parsel hakkında kamulaştırmasız el atma davası açıldığı, açılan dava kamulaştırılan "1338 m²lik kısım dışında başkaca el atma olmadığı" tespit edilerek reddedildiği ve kararın temyiz incelemesi sonucu kesinleştiği, halbuki bu aşamada taşınmazın (2014 yılında 1546 parsel olarak ifraz edilen) 552m²lik kısmı yönünden davacıların kamulaştırmasız el atma davası açma hakları olduğunda kuşku bulunmadığı, bu nedenle; davacılar kamulaştırmasız el atma davası açamayacakları saikiyle, yukarıda da belirtildiği üzere, idarenin kamulaştırma işlemleri kapsamında yönlendirmesiyle iradeleri fesada uğratılarak, tapuda 17.03.2017 tarihli işlemle "1,00 TL" sembolik bir bedel karşılığında idare lehine terkin işlemini yaptıkları, bu nedenle dava konusu 552m²lik 1546 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacıların Anayasal mülkiyet hakları ellerinden alındığı, kamulaştırmasız el atmanın hukuki şartları oluşmuş olup, davanın bu doğrultuda kabulüne karar verilmesi gerektiği, 01.06.1989 tarihinde kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza, emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin tespiti doğru olduğu gibi taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre dava tarihi itibarıyla belirlenen bedelin uygun olduğu, usulüne uygun yapılmış kamulaştırma tebligatı bulunmadığı ve geçerli bir rıza işleminden bahsedilemeyeceği, ortada geçerli bir kamulaştırma işlemi bulunmadığı, davacı tarafın davasının kamulaştırmasız el atma davası olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın metrekare birim değerinin yüksek belirlendiğini, emsal araştırmasının gerektiği şekilde yapılmadığını, davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesince verilen karar ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/2816, K. 2025/16845, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-2816-e-2025-16845-k-c8dc324cf793