Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/2358 E. 2025/14511 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2358
- Karar No
- 2025/14511
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/196 Esas, 2024/451 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 7 69... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılan kısmının bedelinin tespiti ile kamulaştırılan kısmın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; idarenin takdir ettiği bedelin düşük olduğunu, taşınmazın değerli konumda olduğunu belirterek ülke gerçekleri ve piyasa şartları dikkate alınarak değer tespit edilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 08.10.2015 tarihli ve 2015/114 Esas, 2015/453 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 08.10.2015 tarihli ve 2015/114 Esas, 2015/453 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın emlak vergi beyanı getirilmeden değer tespitinin, dava konusu taşınmazın imar parseli emsal taşınmazın kadastral parsel olduğu gözetilerek düzenleme ortaklık payı kesintisinin hesaplamada gözetilmesi gerektiği gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 26.01.2021 tarihli ve 2019/1 Esas, 2021/53 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 26.01.2021 tarihli ve 2019/1 Esas, 2021/53 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; aynı kamulaştırma kapsamında bitişik konumda bulunan taşınmaza Nisan 2015 tarihi itibarıyla 3400 TL/m² değer biçildiği belirtilerek bu bedelden ayrılma sebeplerinin tespiti gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 20.03.2023 tarihli ve 2022/80 Esas, 2023/154 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 20.03.2023 tarihli ve 2022/80 Esas, 2023/154 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; bilirkişi kurulunun ek raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın imar parseli olduğu, Dairemiz bozma ilamında belirtilen aynı kamulaştırma kapsamında kamulaştırılan 12 50... parsel sayılı taşınmazın ise kadastral parsel olduğu hususu 11.04.2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporundaki tespitler ile birlikte gözetildiğinde dava konusu taşınmazın zeminine 6.000,00 TL/m² değer tespit eden bilirkişi kurulu raporu üzerinden değer biçilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması ve kabule göre de; dosya kapsamındaki belgelerden davacı idarenin süreçte Mahkemece hükmedilen bedelleri hem de faiz bedellerini bloke ettiği gözetildiğinde hüküm kurulurken mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi için tespit edilen kamulaştırma bedelinden acele kamulaştırma dosyasında bloke edilen bedelin mahsubu ile ilk kararla hükmedilen fark bedele 08.10.2015 tarihine, ikinci kararla hükmedilen fark bedele 26.01.2021 tarihine kadar faiz işletilmesi ile yetinilip fazla bloke edilen faiz de dahil bedelin davacı idareye iadesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dava konusu taşınmaz 805,68 m² iken hükme esas raporda sehven 805 m² olarak alındığını, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, bozma öncesi tespit edilen metrekare birim bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,müvekkili idarece fazla depo edilen toplam 3.508.831,88 TL'nin müvekkili idareye iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.İlk kararla hükmedilen 2.511.929,60 TL ‘den acele el koyma bedelinin mahsubu ile bakiye 243.125,60 TL bedele 12.07.2015 tarihinden ilk karar tarihi olan 08.10.2015 tarihine kadar, ilk karar ile ikinci karar arasındaki fark bedel 2.334.500,00 TL’ye 12.07.2015 tarihinden 26.01.2021 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde faize hükmedilmesi hatalıdır.
4. Davacı idarece fazla depo edilen toplam 1.169.619,86 TL’nin ödenmiş ise davalılardan alınarak davacı idareye verilmesine, ödenmemiş ise davacı idareye iadesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; a. (2) numaralı bendindeki “bu miktar açısından davanın 11/03/2015 tarihinde açıldığı, ancak 4 aylık süre içerisinde dosya karara çıkmadığından davanın açıldığı tarihten itibaren 4 aylık süre geçtikten sonra 11/07/2015 tarihinden, ödemeye ilişkin hüküm kurulan 19/12/2024 karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine ve bu faizin davacıdan alınıp davalılara eşit hisseli olarak verilmesine,” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “İlk kararla hükmedilen 2.511.929,60 TL ‘den acele el koyma bedelinin mahsubu ile bakiye 243.125,60 TL bedele 12.07.2015 tarihinden ilk karar tarihi olan 08.10.2015 tarihine kadar, ilk karar ile ikinci karar arasındaki fark bedel 2.334.500,00 TL’ye 12.07.2015 tarihinden 26.01.2021 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine,” cümlesinin yazılmasına,
b. Mahkeme kararının hüküm fıkrasına ayrı bir bendi olarak “Davacı idarece fazla depo edilen toplam 1.169.619,86 TL’nin, davalılar tarafından bankadan çekilmiş olması hâlinde varsa çekilme tarihine kadar işlemiş nemaları ile birlikte davalılardan alınarak davacı idareye verilmesine, çekilmemişse birikmiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine,” cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.