Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1781 E. 2025/14513 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1781
Karar No
2025/14513
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/314 Esas, 2024/389 Karar KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki çekişmesiz kamulaştırma bedelinin tahsili ile bu bedelin ödenmemesine dayalı munzam zarar ve faiz istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murislerinden intikal eden Antalya ili, ..., ... Mahallesi 3 61... parsel sayılı taşınmazın ... Müdürlüğünce kamulaştırıldığını, Kıymet Taktir Komisyonunca tespit edilen bedelden muris paylarına düşen bedelin ... Bankasının ... Şubesine yatırıldığını, ancak üzerine davalı idare tarafından bloke koydurulduğunu ve çekilemediği belirtilerek Kıymet Takdir Komisyonunca tespit edilen bedelden muris paylarına düşen kısımlar yönünden, kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiği 28.12.1990 tarihinden kamulaştırma işleminin kesinleştiği 12.12.1992 tarihine kadar yasal faiz, 12.12.1992 tarihinden sonrası için ise kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oran uygulanarak faiz bedelinin ve ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak dava tarihinden itibaren yasal faiziyle munzam zararın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; halen mülkiyeti davalı idareye ait bulunan dava konusu taşınmazın 20.02.1990 tarihli ve 130/177 sayılı karar ile kamulaştırıldığını, kamulaştırma bedeli olarak kıymet takdir raporu ile tespit edilen bedel ... Bankası ... Şubesine bloke edilerek ilgililerin bu konuda bilgilendirildiğini, kamulaştırma işleminin usulüne uygun yapıldığını, nitekim kamulaştırmanın iptali amacıyla açılan davanın Antalya İdare Mahkemesinin 1991/160 Esas, 1991/1180 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini ve kesinleştiğini, bloke edilen ancak davacılara ödenmediği iddia edilen kamulaştırma bedeline ilişkin talep yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, paranın bankaya bloke edildiği tarihten hatta bankomata aktarılmak suretiyle serbest tasarrufa terk edildiği 1997 yılından itibaren 17 yıl geçmiş olduğundan her türlü zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, ... Bankası A.Ş.'ye husumet yöneltilmediğini, oysa iddia edildiği üzere parayı elinde tutan ve bu süre zarfında paradan yararlanan ... Bankası olduğu halde davalı idareye husumet yöneltilmesi ile yetinilmiş olmasının bir eksiklik olduğunu, bahse konu şerhin paranın çekilemeyeceği anlamına gelmediğini, Vakıflar İdaresinin izni ile çekilebileceği anlamına geldiğini, şerhin anlamını aşan şekilde yorumlanmaması gerektiğini, davacıların ve miras bırakanlarının bloke edilen paranın kendilerine ödenmesi için süresinde yapılmış bir müracaatlarının bulunmadığını, davacıların kamulaştırma istemini takiben tezyidi bedel davası açtıklarını ve bu davayı sürüncemede bırakarak dava konusu bedelin ekonomik koşullar karşısında kayba uğramasına kendi kusurlarının sebebiyet verdiğini ileri sürerek davanın reddini talep ve dava etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 31.03.2016 tarihli ve 2014/183 Esas, 2016/119 Karar sayılı kararı ile taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davacıların murisleri adına bloke edilen kamulaştırma bedeli 758,36 TL yönünden bedelin bankaya bloke edildiği 28.12.1990 tarihinden, kamulaştırma işleminin kesinleştiği tarihe kadar (Antalya İdare Mahkemesinde açılan kamulaştırma işleminin iptaline ilişkin talebin reddine dair kararın kesinleştiği tarih 12.02.1992 olmasına rağmen dava dilekçesinde bu tarihin 12.12.1992 olarak belirtildiğinden taleple bağlı kalınarak) yasal faizi, 12.12.1992 tarihinden sonrası için ise Anayasa'nın 46 ncı maddesinde öngörülen kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi uygulamak suretiyle ve 25.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden yasal faiziyle davalı idareden tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığının yasal bir karine olarak kabul edildiği, bunun dışında davacının herhangi karineden istifade etme olanağının yasal olarak mevcut olmadığı, davacı para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu somut delilerle ispat edemediğinden munzam zarar istemine ilişkin davanın reddi yerine yazılı şekilde davanın kabulü doğru görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 04.03.2021 tarihli ve 2019/669 Esas, 2021/141 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 758,36 TL yönünden bedelin bankaya bloke edildiği 28.12.1990 tarihinden 12.12.1992 tarihine kadar yasal faizi, 12.12.1992 tarihinden sonrası için ise Anayasa'nın 46 ncı maddesinde öngörülen kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile davalı idareden tahsili ile davacılara ödenmesine, 13.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, munzam zarara ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davalı idarece davaya konu kamulaştırma bedeli yönünden bloke konulmadığı ve davacılar tarafından bedelin tahsili konusunda başvurunun bulunmadığı belirtilmiş ise de davacılardan ...'ın kendi hissesine ilişkin Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/515 Esas, 2009/145 Karar sayılı dosyasında bulunan bilgilere göre davalı idarenin Antalya 4. İcra Müdürlüğünün 2005/6620 sayılı takip dosyasına vermiş olduğu 10.08.2005 havale tarihli itiraz dilekçesinde, davalı ... Genel Müdürlüğünce kamulaştırma bedeli karşılığı olarak bankaya yatırılan bedel üzerine ödememe şerhi konulduğunun kabul edildiği anlaşılmakla bedelin tespitinde izlenilen yöntem doğru görülmediği gibi kabule göre de davacı para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu somut delilerle ispat edemediğinden munzam zarar istemine ilişkin davanın reddi yerine yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi ve davalı idare lehine reddedilen kısım üzerinden fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 08.04.2023 tarihli ve 2022/703 Esas, 2023/218 Karar sayılı ilamı ile 863.353,70 TL'nin davacı ...'a ve 364.061,91TL'nin davacı ...'a 28.12.1990 tarihinden itibaren 12.02.1992 tarihine kadar yasal faizi ile 12.02.1992 tarihinden itibaren de kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak verilmesine, munzam zarara yönelik talebin ise reddine karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; munzam zarar istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ise de, davacı idarece düzenlenen 12.09.1990 tarihli kıymet takdir raporunda belirlenen 980.000.000 ETL (980,00 YTL) bedelden davacılardan ...'ın kendi payı yönünden açtığı Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/464 Esas, 2013/196 Karar sayılı dava dosyasında hükmedilen bedelin mahsubundan sonra mükerrer ödemeye sebebiyet vermeyecek şekilde, davacıların payına düşen kısmın, bankaya bloke edildiği 28.12.1990 tarihinden kamulaştırmanın kesinleştiği 12.02.1992 tarihine kadar yasal faizi ile, 12.02.1992 tarihinden itibaren de kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tezyidi bedel davasında belirlenen bedelin güncellenmesi suretiyle fazlaya hükmedilmesi ve dava konusu taşınmaza 1983 yılından sonra el atıldığından nispi harca hükmedilmesi gerekirken maktu harca hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 308,48 TL kamulaştırma bedelinin 28.12.1990 tarihinden 12.02.1992 tarihine kadar yasal faiz, 12.02.1992 tarihinden itibaren de kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması ile faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine ve 449,88 TL kamulaştırma bedelinin 28.12.1990 tarihinden 12.02.1992 tarihine kadar yasal faiz, 12.02.1992 tarihinden itibaren de kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması ile faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle müteveffa davacı ... mirasçıları olan davacılar ... ve ...'a eşit olarak ödenmesine, munzam zarara ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanılmış hakların dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazın konumu da dikkate alındığında EK madde 3 uyarınca ödenecek bedelin dahi gerçek bedel olmadığını, son bozma doğrultusunda verilen kararın müvekkillerinin mağduriyetine sebep olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınmadığını, kamulaştırma bedeli olarak kıymet takdir raporu ile tespit edilen bedelin bankaya depo edildiğini ve ilgililerin bu konuda bilgilendirildiğini, kamulaştırma işleminin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, depo edilen paranın davacılara ödenmemesinde müvekkili idarenin bir kusuru bulunmadığını, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, idare harçtan muaf olduğu hâlde bu yönde karar verilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, çekişmesiz kamulaştırma bedelinin ödenmemesine dayalı munzam zarar ve faiz istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı da gözetilerek davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. 7531 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi uyarınca değiştirilen 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 77 nci maddesi uyarınca davalı idare vekili harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken harca hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) ve (5) numaralı bentlerinin tümüyle hükümden çıkartılması, yerine "Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafça yatırılan harçların yatıran tarafa iadesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1781, K. 2025/14513, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-1781-e-2025-14513-k-5bce2d8ce736