Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1982 E. 2025/11767 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1982
Karar No
2025/11767
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2708 Esas, 2024/3102 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölbaşı (Ankara) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/833 Esas, 2023/502 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından (temyiz dilekçesi, hakkında verilen karar kesin olmayan ...’a hasredilmiştir) temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ...,....Mahallesi 488 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar planınında eğitim tesisi alanı olarak planlanmış olduğundan tazminat bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, rayiç değerin daha düşük olduğunu, ıslahtan faize hükmedilmesi gerektiğini, fiili elatmanın bulunmadığını, bedelin yüksek olduğunu, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, ıslah edilen miktara dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın mülga Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı’nca 27.06.1997 tarihli ve 1964 sayılı kararı ile onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “eğitim tesis alanı” olarak ayrıldığı, taşınmaza fiilen el atılmadığı, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümlede dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevli olup arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönleri de tartışılıp, kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacı payının iptali ile davalı idare adına tapuya tesciline dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından ve dava konusu taşınmazla aynı bölgeden geçen dosyalarda uygun görülen metrekare değerleri ile Dairece dosya arasına getirtilen vergi değerleri de dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek fen bilirkişisi tarafından davacılara düşen toplam pay karşılığı 927/3554 olarak belirtilmiş ise de TAKBİS üzerinden alınan tapu kaydına göre davacıların paylarının muris ....’ın 564/3554 payı ile muris ...’ın 363/3554 payından geldiği, muris .....’ın 16.08.2020 tarihinde vefatı ile veraset ilamına göre 564/3554 payının 2/4’ünün oğlu ...’a, 1/4’ünün torunu ...’a 1/4’ünün torunu ...’a kaldığı, muris ...’ın da 08.06.2015 tarihinde vefat ettiği 363/3554 payının, nüfus kaydına göre, 2/8’inin eşi ...., 3/8’inin oğlu ... ve 3/8’inin ise ....’a kaldığı,....’a intikal eden 2/8 payın da adı geçenin vefatı nedeniyle veraset ilamında belirtildiği şekilde 2/4’ünün ...’a, 1/4’ünün ..., 1/4’ünün ...’a kaldığı, ...’ın mirasçılarından olan ....’ın da 14.06.2020 tarihinde vefatı nedeniyle bu payının 2/8’inin eşi ... ....’a, 3/8’inin ...’a, 3/8’inin ...’a kaldığı, davada .......’ın davacı sıfatını bulunmadığı, sağ olduğu ve TAKBİS üzerinden alınan güncel tapu kaydında yukarıda belirtilen payların intikal işlemlerinin de yapıldığı ve dava dışı ... ’a....’ından düşen 1089/113728 payının bedele dahil edilemeyeceği, güncel tapu kaydına göre ...’ın toplam payı karşılığının 417.150,00 TL, ...’ın toplam payı karşılığının 193.260,93 TL ve ...’ın toplam payının 193.260,93 TL olduğu anlaşıldığından davacılar yönünden hesaplamada ve hükümde yapılan diğer pay hataları da düzeltilerek toplam 803.671,81 TL bedel üzerinden davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, dava konusu taşınmazdaki davacıların adına kayıtlı payların Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken davalı idare adına tesciline karar verilmesi doğru bulunmadığından, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve bedelin sorumlu davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Vekâlet ücreti hususu kamu düzeni gereğince resen gözetilecek hususlardan olmayıp, davalı idare vekilinin istinaf dilekçesinde, davacı yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin olarak istinaf başvurusu bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından, davalı idare vekilinin, davacılar yararına maktu vekâlet ücretinin hüküm altına alınması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi ile ilgili olarak değerlendirme yapılmamıştır.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1982, K. 2025/11767, T. 23.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-1982-e-2025-11767-k-a0a8c0db4fd9