Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1910 E. 2025/15286 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1910
Karar No
2025/15286
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1071 Esas, 2024/1726 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/350 Esas, 2023/13 Karar

Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.11.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü yetki belgesine istinaden davacılar vekili Avukat ... ve davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Köyü, (yeni ... Mahallesi) 4022 parselde tapuya kayıtlı 110.000 m² (110 dönüm) yüzölçümlü taşınmazın maliki olan ...’ın ... dönemine ait tapusunun bulunduğunu, bu hususa ilişkin zabıt defteri sureti ve çap kaydının ekte sunulduğunu, ...’ın çocuksuz olarak vefat ettiğinden mirasçılarından birinin müvekkillerin murisi ... olduğunu, ...’a ait olan 4022 parselin müvekkillerin ortak murisi ... tarafından onun vefatına kadar 20 yılı aşkın süre kullanıldığını ve vergilerinin ödendiğini, ancak kadastro sırasında taşınmazın ...’a ait olduğu belirlenmesine karşın her nasılsa taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, kadastro tespitinin usulüne uygun yapılmadığını, Osmanlı döneminden kadastro tespitine kadar geçen süre zarfında sahip olunan mülkiyet hakkının tapu kaydına doğru bir şekilde yansıtılmadığını, müvekkillerin murisine ait olan zilyetlik ve vergi kayıtları nazara alınmadan Hazine adına tapuya tescil edildiğini, kadastro tespitine karşı müvekkillerin murisi tarafından açılan davanın akıbetinin bilinmediği gibi, ölümler nedeniyle söz konusu kararın usulüne uygun mirasçılara tebliğ gerçekleştirilerek kesinleştirilip kesinleştirilmediğinin de bilinmediğini, müvekkillerinin taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini kısa süre önce öğrendiklerini, kadastronun ve tapu sicilinin usulüne uygun tutulmayarak taşınmazın Hazine adına kaydedilmesi nedeniyle uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı, hak düşürücü süre ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları tekrar etmiş, ayrıca bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, taşınmazın değerlerinin düşük tespit edildiğini, maktu vekâlet ücreti yerine nispi vekâlet ücreti takdir edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1973 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 4022 parsel sayılı 127.625,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın dava dışı 3842 parsele uygulanan 27.06.19 63... sıra nolu tapu kaydının miktar fazlası olduğu belirtilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edildiği, ... Konyalı ve arkadaşlarının 27.06.19 63... ve 04.05.19 72... sıra nolu tapu kaydına ve zilyetliğe dayanılarak komisyona itiraz edildiği, tapulama komisyonunun 01.04.1974 tarihinde “3842 parsele miktarıyla revizyon gören 27.06.19 63... ve 04.05.19 72... sıra nolu tapu kaydının doğu sınırının hali ve kır okuduğu, tapu kaydındaki miktar fazlalığının doğudaki hali yere tecavüz edilmesinden kaynaklandığı, 4022 parselin tapu kayıt miktar fazlası olduğu belirtilerek itirazın reddine” karar verildiği, bunun üzerine ... Konyalı ve arkadaşları tarafından 27.06.19 63... sıra nolu tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve zilyetliğe dayanılarak Kadastro Mahkemesine dava açıldığı, ... mirasçılarından ..., ... , ..., ... , ..., ... vekilinin vergi kaydı, miras yoluyla gelen hakka ve zilyetliğe dayanarak davaya katıldıkları, Eskişehir Tapulama Mahkemesinin 1974/43 Esas, 1986/2 Karar sayılı ilamıyla 3842 parsele uygulanan tapu kaydının değişir sınırlı olduğu, miktarıyla 3842 parsele uygulandığı, 4022 parselin kuzeyinde mera parselinin bulunduğu, davacıların kadastro sırasında adlarına tespit edilen 3842 parselin doğu sınırını Hazine arazisinden açarak genişlettikleri, bu tür yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan zilyetlikle kazanılamayacağı belirtilerek davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 1986/20607 Esas, 1990/12889 Karar sayılı ilamıyla hükmün onandığı katılan davacıların karar düzeltme taleplerinin Yargıtay 7. Hukuk Dairesince reddedilerek 10.05.1991 tarihinde kararın kesinleştiği, davacıların 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 11.06.2021 tarihinde istinafa konu tazminat davasını açtıkları, davalı Hazine vekilininde süresinde zamanaşımı definde bulunduğu anlaşıldığı, Eskişehir Tapulama Mahkemesinin 1974/43 Esas, 1986/2 Karar sayılı kararının davacıları da bağlayacağı kuşkusuz olup tapu sicilinin hatalı tutulmadığı, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesindeki koşulların bulunmadığı, davacıların davalarının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin bendi düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Yapılan incelemede; 1973 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 4022 parsel sayılı 127.625,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın dava dışı 3842 parsele uygulanan 27.06.19 63... sıra nolu tapu kaydının miktar fazlası olduğu belirtilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edildiği, taşınmazda hak iddiasında bulunan kişiler tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davası sonrasında Eskişehir Tapulama Mahkemesinin 1974/43 Esas, 1986/2 Karar sayılı ilamıyla davanın reddine karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1986/20607 Esas, 1990/12889 Karar sayılı ilamıyla onandığı ve 10.05.1991 tarihinde kararın kesinleştiği, eldeki tazminat istemli davanın ise 11.06.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

3. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesine (eski 125 inci md.) göre 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 Başvuru No.lu 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ... kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hale gelmiştir.

4. Buna göre, yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 Başvuru No.lu, 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmektedir. Eldeki asıl dava 11.06.2021 tarihinde açılmış olup, makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığından ve davalı Hazine vekili süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşıldığından tazminat istemli davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aleyhine temyiz olunan davalı Hazine yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1910, K. 2025/15286, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-1910-e-2025-15286-k-8938e97e009f