Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/17919 E. 2026/9469 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/17919
- Karar No
- 2026/9469
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1775 Esas, 2025/3186 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... Başkanlığına karşı açılan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 33 49... parsel sayılı davacıların hissedarı olduğu taşınmaza davalı idareler tarafından kamulaştırma yapılmadan el atıldığını, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek taşınmazın bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında belediye hizmet alanı olarak ayrıldığını, ancak 15.06.2022 onay tarihli 1/5000 ölçekli ... ... Planı ile taşınmazın ticaret alanı olarak planlandığını, bu yönde 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Revizyonu çalışmalarına başlanıldığını, dava konusu taşınmaza imar hakkı verileceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara tapudaki payları oranında verilmesine, bedeline hükmedilen davacılar payının tapusunun iptali ile davalı idareler adına 1/2'şer oranda tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin çok düşük belirlendiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... ... Planı ile 15.09.2023 onay tarihli 1/1000 ölçekli ... Uygulama İmar Planında yapılaşma koşulllu ticaret alanı olarak ayrıldığını, taşınmaza imar hakkı verildiğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... ... Planı ile 15.09.2023 onay tarihli 1/1000 ölçekli ... Uygulama İmar Planında yapılaşma koşullu ticaret alanı olarak ayrıldığını, taşınmazın özel mülkiyete ayrılmış olup kamulaştırılmasının söz konusu olmayacağını, davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin çok yüksek hesaplandığını, ıslah edilen kısım için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, taşınmazın tapu kaydında yer alan haciz ve ipotek şerhlerinin hüküm altına alınan bedele yansıtılması gerektiğini, davalı idare aleyhine nispi harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın davanın açıldığı tarihte 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında belediye hizmet alanı olarak ayrıldığı, boş arsa görünümünde olup üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığından taşınmaza davalı idarelerce fiilen el atılmadığı, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan imar planına göre taşınmaza hukuken el atıldığı sabit ise de yargılama sırasında 15.09.2023 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği ile taşınmazın ticaret alanı olarak planlandığı, bu durumda konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın dava tarihi itibarıyla davayı açmakta haklı olduğu, davacılar lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği; öte yandan kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davalarında hangi idarenin sorumlu olduğunun kesin olarak belirlenmesi gerektiği, davalı iki ayrı idarenin de sorumlu olduklarından bahisle müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesinin mümkün olmadığı, taşınmazın yüzölçümü ve konumu dikkate alındığında sorumlu idarenin davalı ... olduğu, davalı ... Başkanlığına karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği, davacı tarafın dava açarken hangi idarenin sorumlu olduğunu bilebilecek durumda olmadığı, bu nedenle davacılar aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... Başkanlığına karşı açılan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın davalı idare yönünden husumetten reddine karar verilmesine rağmen yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin kabul edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklinde; 13 üncü maddesinde; "(1)Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenleme yapılmış olup söz konusu düzenlemeler uyarınca, davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olup yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Davalı ... yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... Başkanlığına verilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı ... Başkanlığından peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.