Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/13488 E. 2026/10294 K. – Kamulaştırması
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13488
- Karar No
- 2026/10294
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1138 Esas, 2025/1849 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/318 Esas, 2023/395 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, Konak ilçesi, ... Mahallesi 5 88... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacılar murisi ... tarafından açılan kamulaştırmasız el atma davasında yapılan yargılama sonucunda İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/174 Esas, 2006/292 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 1.357.777,50 TL tazminatın ödenmesine, davacılar murisine ait tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verildiğini, söz konusu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleştiğini, alacağın İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2005/3522 Takip sayılı dosyası ile takibe konulduğunu ve taraflar arasında yapılan protokol ile davacılar murisine ve vekiline ödemeler yapıldığını, aynı taşınmaza ilişkin aynı konuda açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini, aksi kanaate varılacak olursa yapılaşmanın tamamlanması nedeniyle bedelde indirim yapılmasını, harç ve vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın halen müvekkilleri murisi adına kayıtlı olduğunu, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/423 Esas sayılı dosyası ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılmış olup davanın kabulü ile müvekkilleri murisine 1.357.777 TL tazminatın ödenmesine karar verildiğini, davanın kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat davası olduğunu, taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atmasının sebebinin idarenin imar planı değişikliği ile 5 88... parseli de kapsayan 459 numaralı planı uygulayarak taşınmazı 66 54... parsele dahil etmesinden kaynaklandığını, davalı idarenin 459 numaralı planı uygulamasının Danıştay 6. Dairesinin 08.06.1989 tarihli ve 1989/1858 sayılı kararı ile iptal edildiğini, davalı idarece taşınmazın haksız ve hukuka aykırı olarak işgal edildiğinin mahkeme kararı ile sabit olduğunu, el atmanın hukuken geçerli hiçbir gerekçesinin kalmadığını, her ne kadar Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de davalı idarenin haksız ve hukuka aykırı olarak taşınmaza fiilen el koyduğu, buna dayanak olan 459 numaralı planın Danıştay kararıyla iptal edildiğini ve taşınmazın halen müvekkilleri murisi adına kayıtlı olduğunu ve davalı idarece emlak vergisi tahsil edildiğini, el atma devam ettiği sürece hak sahiplerinin ecrimisil talep etmelerinin de mümkün olduğunu, davanın reddi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi ...'ın maliki olduğu tamamı 201,75 m² yüz ölçümlü taşınmazın 1980 yılında imar uygulamasına tabi tutulması sebebiyle 49,75 m²sinin düzenleme ortaklık payı olarak kesildiği, geriye kalan 152 m² yerin imar uygulaması sonucu oluşan 66 54... parsele gittiği, davacılar murisinin 152 m² yeri için söz konusu imar parselinde hissedar kılındığı, ancak idare mahkemesinin kararı ile parselasyon planının iptal edilmesi üzerine geri dönüşüm işlemlerinin yapılabilmesi için İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/164 Esas sayılı dosyası ile açılan davada parselin eski hale getirilmesine dair verilen kararın 22.05.2016 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, davacılar murisi tarafından İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/423 Esas (bozma sonrası 2006/174 Esas) sayılı dosyası ile tamamı 201,75 m² olan 5 58... parsel için ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 201,75 m²lik yerin bedelinin davalıdan tahsili ile taşınmazın ... adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine dair verilen kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2009/20635 Esas, 2010/13944 Karar sayılı kararı ile denetimden geçerek hükmün 18.05.2011 tarihinde kesinleştiği, işbu davada hüküm altına alınan tazminatın İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2005/322 Esas sayılı dosyası ile icraya konulması üzerine taraflar arasında ödemeye ilişkin protokol hazırlandığının tespit edildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Kesin Hüküm" başlıklı 303 üncü maddesinin “(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir." şeklinde olduğu, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; aynı taşınmaza ilişkin olarak aynı taraflarca, aynı taleple daha önce açılan ve kesinleşen dava bulunması, kesinleşen mahkeme kararında dava konusu taşınmaza ilişkin kurulan terkin hükmünün her zaman davalı belediyece tapuda infaz edilebilecek olması, kesinleşen kararın tescil yönünden henüz tapuda infaz edilmemiş olmasının davacılara hak bahşetmeyeceğinin anlaşılması karşısında İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu derdestlik dava şartı sebebiyle reddine karar verilmesinin sonucu itibarıyla doğru olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.