Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1206 E. 2025/11468 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1206
- Karar No
- 2025/11468
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/741 Esas, 2024/215 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucu verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı bir kısım davacılar ve davalı idareler vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 ve 482 nci maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre Mahkemece davacılar lehine hükmedilen ecrimisil bedeli Mahkemenin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 20.520.00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı idareler vekilleri ile bir kısım davacılar vekilinin hükmedilen ecrimisil bedeli yönünden temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı idareler vekilleri ile bir kısım davacılar vekilinin kamulaştırmasız el koyma nedeni ile tazminat istemi yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi .... adına kayıtlı .... ili, ..., .... Mahallesi .... ada ... parsel sayılı taşınmazın 256 m²lik kısmı Antalya Belediyesinin 1985 yılında almış olduğu encümen kararı ile kamulaştırılmasına karar verildiğini, ana taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulduğunu, 183 m²lik kısmı .... Mahallesi .... ada 5 parsele gittiğini, 6075 m²sinin düzenleme ortaklık payı olarak kesildiğini ve 256 m²sinin kamulaştırmaya ayrıldığını, davalı idarenin almış olduğu encümen kararına rağmen müvekkillerinin malik durumunda bulunduğu dava konusu taşınmaz için bedel ödemediğini, müvekkillerine de herhangi bir kamulaştırma evrakı da tebliğ edilmediğini, taşınmaza fiilen ve kalıcı biçimde kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek, belirlenecek tazminat ve ecrimisil bedelinin davalı idarelerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idareler vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.02.2014 tarihli ve 2013/98 Esas 2014/129 Karar sayılı kararı ile davanın yargı yolu yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; taşınmazın aynına ilişkin iş bu davada adli yargının görevli olduğu gözetilip, davanın esasına girilerek, alınan raporda değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile idari yargı görevli olduğundan bahisle görevsizlik karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 04.12.2020 tarihli ve 2017/22 Esas 2020/449 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; aynı bölgeden intikal eden ve Dairemizin 2021/2523 Esas sayılı kararı ile denetimden geçen Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/374 Esas sayılı dava dosyasında, 213 ada 25 parsel sayılı taşınmazın metrekaresine Ağustos 2016 değerlendirme tarihi itibarıyla 2.050,00 TL, Dairemizin 2019/3411 Esas sayılı kararı ile denetimden geçen Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/236 Esas sayılı dava dosyasında 214 ada 44 parsel sayılı taşınmazın metrekaresine Haziran 2015 değerlendirme tarihi itibarıyla 2.220,00 TL, yine Dairemizin 2020/1444 Esas sayılı kararı ile onanan Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/452 Esas sayılı dava dosyasında 214 ada 40 parsel sayılı taşınmazın metrekaresine Aralık 2017 değerlendirme tarihi itibarıyla 2.085,00 TL değer biçildiği gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın metrekaresine Şubat 2013 değerlendirme tarihi itibari ile daha yüksek miktarda değer belirleyen ve taşınmazın tamamı için tek değer belirlenmesi gerekirken taşınmazın ana arter olan bölümüne 5.516,00 TL ara arterde kalan kısmına ise 4.137,00 TL bedel belirleyen bilirkişi raporu inandırıcı bulunmadığından bozma kararıverilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin 26.04.2024 tarihli ve 2022/741 Esas 2024/215 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili ile davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Bir kısım davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2.Davalı idareler vekilleri temyiz dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Bir kısım Davacılar Vekili ile Davalı İdareler Vekillerinin Hükmedilen Ecrimisil Bedeline İlişkin Temyizi Yönünden; Bir kısım davacılar vekili ile davalı idareler vekillerinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Bir Kısım Davacılar Vekili ile Davalı İdareler Vekillerinin Hükmedilen Tazminat Bedeline İlişkin Temyizi Yönünden; Bir kısım davacılar vekili ile davalı idareler vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, Aşağıda yazılı kalan harçların davalı idarelerden alınmasına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.