Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/395 E. 2025/3890 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/395
- Karar No
- 2025/3890
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/956 E., 2016/308 K. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl; adına kayıtlı bulunan ... plakalı kamyonu haricen adi yazılı sözleşme ile 45.000,00 TL bedel karşılığında 28.10.2009 tarihinde davalıya sattığını, halen davalıdan 20.000,00 TL alacağı olduğunu, davalıyı defalarca aramasına rağmen aracın devrini üzerine almadığını, aracın vergi borçlarının biriktiğini ileri sürerek; aracın satış tarihinde itibaren tahakkuk eden vergi ve harçları ile birlikte davalı adına zorlama yoluyla tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı asıl; davacıyı tanımadığını, söz konusu aracı 20.10.2012 tarihli sözleşme ile sözleşmedeki şartlar dahilinde haricen ... isimli kişiden satın aldığını, ayrıca bedelin tamamını ödediğini, herhangi bir borcu kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kardeşinin davalıya haricen araç sattığı, devrin araç kayıtlarına göre halihazırda davalı üzerine yapılmadığı dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının kardeşi ile davalı arasında yapılan satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığından ve aracın satışı kayıt maliki olmayan ... isimli kişi tarafından yapıldığından 2918 sayılı Kanun'un 20/d maddesi uyarınca geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmelerde taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını aynı anda iade etmekle yükümlü olduğu, bu itibarla, söz konusu aracın davalı adına tesciline olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalının cevap dilekçesinde açıkça dava konusu aracı aldığını beyan ettiğini, satıma ilişkin yazılı sözleşme olduğunu, harici satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığından geçersiz ise de; davacının davalıdan talep hakkının bulunduğunu, aracın satış tarihinden sonraki vergi borçlarının davacıya yükletildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haricen satılan aracın zorlama yoluyla davalı adına tescili istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı adına kayıtlı ... plakalı aracın davalıya harici satış sözleşmesi satıldığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacının, dava konusu aracın davalı adına zorlama yoluyla tescili talebine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde aracın zorlama yoluyla davalı adına tescilini talep etmiş olup, aracın mülkiyetinin tespiti hususunda talebi bulunmamaktadır. Mahkemece, aracın kayıt maliki dışında bir kişi tarafından satıldığı, sözleşmenin şekil şartına uygun olarak yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmelerde tarafları sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını aynı anda iade etmekle yükümlü olduğu, bu itibarla, söz konusu aracın davalı adına tesciline olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Trafik tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olduğu; adli yargı merciilerince, idari işlemin konusunu oluşturan hususlarda ve idarenin yerine geçilerek idari işlem niteliğinde karar verilemeyeceği ve idarenin yetki ve tasarruf alanında bulunan aracın trafik siciline tescili işleminin mahkemece yapılmasının mümkün olmadığı, hal böyle olunca bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, az yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen geçici 3. maddenin atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının gerekçesi düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Mahkeme kararının gerekçesi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.