Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11477 E. 2026/5378 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11477
- Karar No
- 2026/5378
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/889 Esas, 2025/1222 Karar KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ..., ... 553, 3 40... (yeni 868) parsel sayılı taşınmazların davalı idare tarafından yönetmelik hükümlerine göre oluşturulan ... Barajı mutlak koruma alanı sahasında kaldığını davalı idarenin fiilen taşınmaza el attığının kabulü ile taşınmazların bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2021/212 Esas, 2023/387 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2024 tarihli ve 2023/1265 Esas, 2024/748 Karar sayılı kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazlara mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi taşınmazların imar durumları ve konumlarına göre belirlenen bedelinin uygun olduğu, dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak malikince açılan kamulaştırmasız el atma davasında, mahkemece kabulüne ilişkin kararın Yargıtay tarafından idari yargıda görülmesi gerektiğinden bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak görevsizlik kararı verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşıldığından kesin hüküm koşullarının oluşmadığı, bedelin ödendiğine ilişkin iddiaların icra aşamasında değerlendirilebileceği, kamulaştırmasız el atma davalarında değerlendirme dava tarihine göre yapıldığından bedelin tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesinin doğru olduğu, ne var ki Mahkemece dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda hesaplanan tüm davacıların payına isabet eden bedelin tamamına hükmedilmesi gerekirken, tek davacı payına karar verilerek eksik bedele hükmedilmesi doğru olmadığı gibi taşınmazlara hukuken el atma bulunduğundan, vekâlet ücretinin maktu takdir edilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve dava konusu 3 40... parsel sayılı taşınmazların davalı idarece kamulaştırma yapılması zorunlu mutlak koruma alanında kaldığı idarece fiilen el atılmadığı anlaşılmış ise de davalı idarenin bir kısım paydaşların paylarının kamulaştırılması suretiyle dava konusu taşınmazlarda paydaş olduğu gözetildiğinde kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile dava konusu 3 40... parsel sayılı taşınmazların tamamında davacı payı karşılığı bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerinde olduğu kabul edilerek dava konusu 868 (eski 515) parsel sayılı taşınmaz havza mesafesi yönünden ''kısa mesafeli koruma alanında '' kaldığı ve yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda davalı idarece fiilen el atılmadığını, dava konusu 868 parsel sayılı taşınmazın .... Barajı kısa mesafe koruma alanında kaldığı, İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği gereği kamulaştırılması zorunlu alandan olmadığını ve taşınmaza fiili el atmanın da bulunmadığı anlaşılmakla kısa mesafeli koruma alanında kalan taşınmazın mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamalarının idarenin eylem ve işleminden kaynaklandığı, İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliğinden kaynaklanan mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamalar nedeniyle oluşacak zararın ancak idari yargıda açılacak tam yargı davasının konusu olacağından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken iş bu parsel yönünden yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3 40... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, 868 (eski 515) parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerii temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedelin düşük olduğunu ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; metrekare birim bedellerinin yüksek hesaplandığını, taşınmazların tamamının kısa mesafeli koruma alanında bulunduğunu, tüm parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve takyidatlardan ari tescil kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.