Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11297 E. 2025/14323 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/11297
Karar No
2025/14323
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2482 Esas, 2025/1157 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/83 Esas, 2024/200 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;Tekirdağ ili, ... ilçesi .. Mahallesi 2689 (yeni 4 47... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılan kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa vasfında olduğunu, her türlü altyapının bulunduğunu, kamulaştırmadan arta kalan kısımda en az %50 oranında değer kaybı olduğunu beyan ederek gerçek değerin belirlenmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda gösterilen bölümünün davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin fahiş belirlendiğini, ürün veriminin yüksek, giderin düşük alındığını, objektif değer artış oranı ile kapitalizasyon faizinin hatalı olduğunu, münavebeye karpuz ürününün alınmasının doğru olmadığını, taşınmazın arta kalan kısmında hesaplanan değer düşüklüğünün fazla olduğunu, taşınmaz üzerindeki irtifak hakkı nedeniyle değer kaybının daha fazla olması gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davada dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi, işbu faizin de ÜFE endeksi, aksi durumda en azından kamu alacaklarına uygulanan yüksek faiz oranı olması gerektiğini, taşınmazın arsa vasfında olduğunu, her türlü altyapının bulunduğunu, kamulaştırmadan arta kalan kısımda en az %50 oranında değer kaybı olduğunu, taşınmaz ve çevresinde sulu tarım yapıldığını, ürün veriminin daha fazla alınması gerektiğini, ürün maliyetinin brüt gelirin % 50'sinden fazla hesaplanmasının da doğru olmadığını, objektif değer artış oranının hatalı olduğunu, taşınmaz üzerindeki irtifak hakları nedeniyle değer kaybının daha az olması ve mülkiyet hakkının kısıtlanmasından kaynaklı oluşan mağduriyetin giderilmesi gerektiğini ileri sürmüştür

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza dava tarihi itibarıyla geçerli resmi verilere göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, bilirkişi kurulunca belirlenen kapitalizasyon faizi ile objektif değer arttırıcı unsur oranlarının taşınmazın konum ve niteliğine uygun düştüğü, kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, arta kalan alanın yüzölçümü ve geometrik durumuna göre bu alan için belirlenen değer azalış oranında, dava konusu taşınmazın tapu kaydında bulunan irtifakların yüzölçümü ve enerji nakil hattı güzergahlarına göre bu hatlar içirn belirlenen değer düşüklüğü oranlarında bir isabetsizlik bulunmadığı, işbu davanın Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanma tarihinden önce açıldığı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 21.11.2024 tarihli ve 2024/830 Esas, 2024/8969 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere "... Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline ''2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması(nın) yerinde..." bulunduğu, her ne kadar halihazırda belirlenen kamulaştırma bedelinin 417.488,40 TL, acele kamulaştırma dosyasında idarece depo edilen bedelin 253.575,32 TL olduğu, kaldırmadan önce ve sonra davacı idarece Mahkemenin isteği üzerine toplam 164.313,08 TL'nin (genel toplamda 417.888,40 TL) yatırıldığı, toplam fark bedelin 163.913,08 TL olduğu nazara alındığında fazla alınan 400,00 TL bedelin idareye iade edilmesi gerekmekte ise de Mahkemece bu konuda ilgili bankaya her zaman yazı yazılabileceği anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ve Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararının gözetilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesinde, tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesinde ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun'un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiş. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; ''İptal kararları geriye yürümez'' hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; ''Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme itiraz olunması iktiza eylemesine...'' gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; '' Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır'' genel hukukî prensibin hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 10.05.1017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasında başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/11297, K. 2025/14323, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-11297-e-2025-14323-k-a8863dfbb8d7