Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11183 E. 2025/14442 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11183
- Karar No
- 2025/14442
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/608 Esas, 2025/1122 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahta 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/47 Esas, 2024/177 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ve tapudan yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Adıyaman ili, ... ilçesi, ... köyü 437 parsel (ifrazen 605 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ile tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın konumu itibarıyla değerli olup sulu tarım arazisi vasfında olduğunu belirterek kamulaştırma bedelinin Mahkeme tarafından tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespitine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline ve tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ile taşınmazın bedelinin yüksek hesaplandığını, vekili ile kendisini temsil ettirmesine karşın müvekkili kurum lehine vekâlet ücreti verilmemesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporda objektif değer artışına esas teşkil edilen hususların soyut olup somut bir veriye dayanmadığını, Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeline Anayasa Mahkemesinin iptal kararı da gözetilerek dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir karar verilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması yönüyle de kararın hatalı olduğunu, bilirkişi heyetince taşınmazın susuz tarla olduğunun kabulü ve buna göre hesaplama yapılmasının yerel mahkemece bu hesaplamalar üzerinden yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporda objektif değer artışına ilişkin değerlendirmenin de hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmaz bakımından dava tarihi olan 2020 yılı itibarıyla ve netice olarak arazi metrekare birim değeri olarak 36,00 TL'nin tespit edilip ve bu değer üzerinden toplam kamulaştırma bedelinden davalının hissesine düşen bedelin hesaplanması, dava konusu taşınmazda davalı adına olan payın iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesinin uygun bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça taşınmazın sulu tarım arazisi olduğu iddia edilmiş ise de ilk yapılan keşifte sulamaya ilişkin gözlem bulunmadığı, bilirkişi heyetince de sulamaya ilişkin bir kaynak olmadığı ve rastlanılmadığı tespit edildiğinden taşınmazın kuru tarım arazisi olarak değerlendirilmesinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükmün ve yapılan yargılamanın usul ve kanuna, Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.
3. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.
4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken hükmedilen kamulaştırma bedelinin acele kamulaştırma bedelinden düşük olması nedeniyle faize hükmedilmemiş olması yerindedir.
6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağına dair iştirak ettiğim kabulü nazara alınarak; davalı tarafın açıkça, “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi(davalılar vekilinin 10.07.2025 tarihli temyiz dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de bulunduğundan, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığım, Dairemiz Sayın Çoğunluğu tarafından verilen “Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün, “faizle ilgili” 5 No’lu bendinde yazılı olan değerlendirme görüş ve gerekçelerinden; “…., hükmedilen kamulaştırma bedelinin acele kamulaştırma bedelinden düşük olması nedeniyle faize hükmedilmemiş olmasının yerinde” olduğuna ilişkin görüş ve değerlendirmelerine de aynen katılmakla birlikte, bu bentteki diğer görüş ve değerlendirmelerine (hususen de bu bentte yazılı olan; Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının derdest davaları da kapsar şekilde “İptal kararlarının geriye yürümeyeceği” gerekçeleri ile “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçelerine) “Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının derdest davaları da kapsar şekilde geriye yürümeyeceği”, “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönlerinden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 06.11.2025