Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9500 E. 2025/4860 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9500
- Karar No
- 2025/4860
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/658 Esas, 2024/2016 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/303 Esas, 2022/793 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı idare vekili yönünden esastan reddine, davalı vekili yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kastamonu ili, ... ilçesi, ... köyü, 141 ada 19,20, 28, 29, 32, 33 parsel, 144 ada 20 parsel ile 145 ada 16, 17, 23 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların tespit edilen bedelinin düşük olduğunu, gerçek değerinin belirlenmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tarihindeki verilerin esas alınması gerektiğini, masrafların ve kapitalizasyon faiz oranının düşük alındığını, zemin ve ağaçlara fazla bedel tespit edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazların arsa vasfında olduğunu, münavebenin hatalı olduğunu, daha yüksek objektif değer artışı uygulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara net gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmediği; ancak Dairenin denetiminden aynı bölgeden geçen dava konusu taşınmazlarda yaygın münavebe şeklinin buğday, macar fiği, patates ve silajlık mısır olduğundan dava konusu taşınmazlar yönünden de bu münavebenin esas alınması, 2021 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri dikkate alınarak Yargıtay denetiminden civardan geçen dosyalarda uygulanan değerler de dikkate alınması, yapılan gözleme göre çıplak değerine % 50 oranında objektif değer artışı uygulanması, 2021 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün maktu ağaç verileri esas alınarak ve enkaz düşülmeksizin bedel hesaplanması için raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alındığı, ek rapor diğer yönlerden uygun ise de taşınmaza sulu arazi olarak değer biçildiğinden sulu olmasını sağlayan sondaj kuyusuna ayrıca değer biçilmesi uygun olmadığından sondaj kuyusu için ek raporda hesaplanan bedelin toplam bedelden düşülmesi suretiyle resen yapılan hesaplama sonucunda kamulaştırma bedelinin 749.720,39 TL olduğunun tespiti ile ayrıca 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas-2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “ Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/9-602 Esas, 2004/595 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2004/4849 Esas, 2005/1452 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesinleşmeyen işlemlerde derhal uygulanacağından, kamulaştırma bedeline, dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faizin” uygulaması kabul edilmiş olup, bu nedenle, faize yönelik düzenleme usul hükümlerine ilişkin olduğundan derhal uygulanması gerektiği de gözetildiği gerekçesi ile davacı idarenin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki bedelin hangi veriye göre belirlendiğinin açıklanmadığını, kapitalizasyon faiz oranı ile objektif değer artışı oranının hatalı uygulandığını, dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının işletilmesi kanuna aykırı olduğunu kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların metrekare değeri çok düşük kaldığını, objektif değer artışının çok düşük belirlendiğini, münavebeye esas alınan ürünlerin hatalı belirlendiğini, kamulaştırma dışında kalan taşınmazda meydana gelen değer azalışının düşük belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması doğru görülmemiştir. 5. Bölge Adliye Mahkemesince kamulaştırma bedelinin 749.720,39 TL olarak belirlenmesine rağmen infazda tereddüt uyandıracak şekilde kararın hüküm kısmında 765.920,39 TL yazılması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının B)1-a) nolu bendinde yer alan "dava tarihinden" ibarelerinin ayrı ayrı çıkarılarak, yerlerine ayrı ayrı "29.11.2021" ibaresinin yazılması, aynı bentte yer alan "kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda" kelimelerinin çıkarılarak, yerine "yasal" ibaresinin yazılması, yine aynı bentte yer alan " 765.920,39"sayısının çıkarılarak yerine "749.720,39" sayısının yazılması, suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.