Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9468 E. 2025/10221 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9468
- Karar No
- 2025/10221
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/2069 Esas, 2024/1382 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Karacabey 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/99 Esas, 2022/288 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Bursa ili, ... ilçesi, ... köyü 429-515-609 ve 623 parsel sayılı taşınmazların ... Gölü ile davalı idare tarafından yapılan sedde arasında kaldığını, sedde çekilerek göl suyunun sedde arkasındaki taşınmazlara geçmesinin engellenmek istendiğini, ancak dava konusu taşınmazların tamamen sular altında kalmak suretiyle kullanılamaz hale geldiğini belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; ilk davada saklı tutulan bölümün davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza müvekkili tarafından el atılmadığını, ... Gölü'nün su kotlarının giren ve çıkan su miktarına göre mevsimsel olarak yağan yağışlarla değişiklik gösterdiğini, müvekkili idareye ait hiçbir projenin (baraj, HES, seddeler, tahkimatlar) ... Gölü'nün hidrolojik yapısına olumsuz etkisinin bulunmadığını, ritmik hareketli ve değişken sınırlı bir tabii gölün su hareketleri nedeni ile müvekkili idareden kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talep edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, benzer şekilde açılmış bulunan davaya ilişkin bilirkişi raporunun sonuç kısmında sedde ile göl arasında kalan taşınmazların sedde yapılmamış olsa bile doğal olarak su altında kalmakta olduğunu, bu nedenle tarımsal faaliyete uygun olmadıklarını, bu nedenle de taşınmazlara el atma durumunun olmadığını, kıyı kenar çizgisi ile bağlantılı olduğunun belirtildiğini, taşınmazların bulunduğu bölgede kıyı kenar çizgisine ilişkin idari çalışma yapılıp yapılmadığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden sorulmasını, istenen tazminat miktarının yüksek olduğunu, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulü ile taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaldırma kararı sonrası belirlenen bedelin düşük kaldığını, taşınmaza son el atma tarihinin 2010 yılı olduğunu, vekâlet ücretinin nispi belirlenmesi gerektiğini, kapitalizasyon faizinin %3, objektif değer artışı oranının %100 olarak uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; sedde ile göl arasında kalan taşınmazların sedde yapılmamış olsa bile doğal olarak su altında kalacağını, ... Gölü'nün su kotları, giren ve çıkan su miktarına göre mevsimsel olarak yağan yağışlarla değişiklik gösterdiğini, taşınmazların büyük bir kısmı su altında olup sınırlı tarım yapıldığını, buna rağmen taşınmazlar su altında değil gibi ortalama verim miktarlarının esas alındığını, kapitalizasyon faiz oranının yüksek alındığını, kapitalizasyon faiz oranının belirlenmesinde esas alınan unsurlarla mükerrer şekilde objektif değer artışı uygulandığını ve seddenin 1969 yılında yapıldığı dikkate alındığında nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait taşınmazların ... Gölü'ne yapılan seddenin de etkisiyle tarım arazisi niteliğinden çıkıp yılın bir çok ayında göl su alanı altında kaldığı, bunun her yıl tekrarlandığı, bu nedenle, ekonomik tarım yapmanın mümkün olmadığı, davacının taşınmazlardan faydalanma imkanının kalmadığı, bu nedenle, taşınmazların tarım arazisi niteliğinin kaybolması sebebiyle kamulaştırma bedelinin tespiti yönünde yargılama ve inceleme yapılması ve husumetin davalıya yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu bağlamda sulu tarım arazisi vasfındaki taşınmazlara kamulaştırma kanununda öngörülen zirai net gelir yöntemine göre değer biçilmesinde hata yapılmamış olmasına, sulu tarım arazisine mahkemece resen %4 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmasının yerleşik içtihatlara göre uygun olmasına, taşınmazların gerçek değerine ulaşmakla objektif değer artış oranı uygulanmamasının uygun olduğu, dava konusu taşınmazın niteliği, konumu ve bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri dikkate alınarak gelir metoduna göre belirlenen metrekare birim fiyatına gerçek değerine ulaşması amacıyla uygulanan objektif değer artış oranının uygun olduğu el atma tarihine göre vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrarlamıştır.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki taşınmazlara net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.