Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9141 E. 2025/4751 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9141
- Karar No
- 2025/4751
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/54 Esas, 2024/327 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Konya ili, ..., ... Mahallesi 42704 ada 1 parsel (ifrazla 42704 ada 29 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kanun'da öngörülen satın alma usulü şartlarına uyulmadan davanın açıldığını, bu nedenle davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için kıymet takdir komisyonu raporunda belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu itibarıyla değerli olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan kısmın yola cephesi ortadan kalkacağından bu kısımda fahiş surette değer kaybı oluşacağını, gerekirse bu kısmın tümüyle kamulaştırılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli ve 2020/110 Esas, 2021/153 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve 2021/1809 Esas, 2022/284 Karar sayılı kararı ile kuru tarım arazisi niteliğinde olan dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca arazilerde olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değer biçilmesi, taşınmazın konumu ve yerleşim yerlerine mesafesi dikkate alınarak %850 oranında objektif değer artışı uygulanmasının usul ve esas yönünden yasaya uygun olduğu, zira taşınmazın uygulama imar sınırına, sanayi kuruluşlarına ve Konya-Ankara karayoluna yakın konumda olduğu, bölgedeki taşınmazların genel olarak tarım amaçlı olmadığı, şehrin ve sanayinin gelişim yönünde olduğu ve yakın zamanda imar planına alınacağı beklentisi ile alınıp satıldığı, Daireden geçen aynı bölgeye ait ve 2019 yılında açılan dava dosyalarında da objektif değer artışı uygulanmış ve genel olarak 45,00 TL/m²-50,00 TL/m² arasında birim fiyat üzerinden bedel tespitinin kabul edildiği, öte yandan kamulaştırma ile taşınmaz yaklaşık yarı oranında küçüldüğü, bölgedeki taşınmazların büyüklükleri ve genel olarak makineli tarım yapılması ve hububat tarımına elverişli olması nedeniyle değer düşüklüğü olacağına kuşku bulunmadığı, bilirkişi heyetinin taşınmazın arta kalan kısmındaki değer düşüklüğünü hesaplama yöntemi farklı ise de; arta kalan kısımdaki değer düşüklüğü oranı yönündeki kabulün yerinde görüldüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve 2021/1809 Esas, 2022/284 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazın konumu ve bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri ile aynı bölgeden Dairemize intikal ederek 2021/10569 Esas, 2022/7878 Karar sayılı kararı ile denetimden geçen Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/256 Esas, 2020/408 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan sulu tarım arazisi niteliğindeki 42655 ada 8 parsel sayılı taşınmaza biçilen değer de dikkate alınarak objektif değer artış oranı belirlenmesi gerekirken, yüksek oranda artış olduğunun kabulü ile fazla bedele hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.03.2023 tarihli ve 2022/593 Esas, 2023/102 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; her ne kadar bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma konusu yapılmayarak kesinleşen hususlara ilişkin bir takım değişiklikler yapıldığı tespit edilmişse de, dava konusu taşınmaz için belirlenen sonuç metrekare birim bedelinin aynı bölgeden Dairemize intikal eden aynı nitelikteki kuru tarım arazilerine ait denetimden geçen metrekare birim bedelleri ile uyumlu olduğu dikkate alınarak hesaplanan zemin metrekare birim bedelinin uygun olduğu, buna karşın dava konusu taşınmazda kamulaştırmadan arta kalan kısım için bozma öncesi kararda %14,17 oranında değer azalışı bedeline hükmedildiği ve bu hususta Dairemizce bozma yapılmadığı hâlde, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin bozma sonrası kararda arta kalan bu kısım için değer azalışı bedeline hükmedilmemesi suretiyle eksik bedele hükmedilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de tespit edilen kamulaştırma bedelinin ilk kararla ödenmesine karar verildiği gözetilerek, ilk karar tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi gerekirken, son karar tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren ilk karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda münavebeye alınan ürünler ile kapitalizasyon faiz oranı bozma konusu yapılmayarak kesinleştiği hâlde, bu hususlarda müvekkili idare lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek bozma sonrasında farklı bir münavebe planı ve kapitalizasyon faiz oranı uygulandığını, kamulaştırmadan arta kalan alan için değer azalışı uygulanmasını gerektiren bir sebep bulunmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekmektedir. 4. Bu nedenle; hüküm altına alınan bedele dava tarihinden 4 ay sonrası olan 13.09.2020 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği hâlde dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz işletilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "dava tarihinden" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "dava tarihinden 4 ay sonrası olan 13.09.2020 tarihinden" ibaresinin yazılması, aynı bentte yer alan "kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "yasal faiz" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.