Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/8659 E. 2025/6615 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8659
- Karar No
- 2025/6615
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/15 Esas, 2024/721 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacılar ..., ... ve ... için kamulaştırmasız el atma bedeli olarak hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle; davalı idare vekilinin temyiz isteminin davacılar ..., ... ve ... yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı idare vekilinin davacı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; Antalya ili, ..., ... Mahallesi 2660 ada 1 parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin paydaş olduğunu, taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın okul yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Alanya Belediye Başkanlığının kararı ile imar planında eğitim alanı olarak tahsis edildiğini, buna göre sorumlu olan ilgili yer belediyesi olup Belediyenin sorumlu olduğunu, davalı olarak müvekkil kurumun gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alana ilişkin olarak yapılan imar uygulaması hakkında müvekkil idarenin görüşünün alınmadığını, müvekkil idareye bu konuda bilginin de verilmediğini, iş bu davada husumetin taraflarına yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tapu kaydı incelendiğinde taşınmazın çok sayıda hissedarının bulunduğunun görüleceğini, bu nedenle hissedar fazlalığı satışı engelleyeceğinden taşınmaz değerinin düşük hesaplanması gerektiğini, müvekkil idarenin dava konusu okul alanı olarak imarda belirlenen parsel üzerinde haksız işgali var ise bile burada kötü niyetin söz konusu olmadığını, Mahkemenizce tazminat ödenmesi yönünde karar verilecek ise tapudaki hisseler üzerinde bulunan ve tescil aşamasına kadar sonradan konulabilecek olan kısıtlama ve şerhlerin de dikkate alınarak hüküm kurulmasının gerektiğini, aksi takdirde bakanlığın iyi niyetli üçüncü kişiler tarafından konulan/konulacak olan takyidatlarla birlikte parselin bedelini ödemek ve tescilini almak zorunda bırakılacağını, bu durumun hukuka uygun olmadığını, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 nci maddesine göre işlem tesis etmeyen belediyelerin bu yükümlülüklerini mevzuata uygun şekilde yerine getirmediklerinin açık olduğunu, ilgili maddede geçen umumi hizmetler için yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde eksik kalan miktarın belediye veya valilikçe kamulaştırma yoluyla tamamlanacağını, bu madde ile amaçlanan durumun kamulaştırma külfetinin önüne geçmek olduğunu, davacıların mülkiyetinde hüküm ve tasarrufunda bulunan bu yer için neye göre tespit edileceği belirsiz olan iş bu tazminat ve faiz taleplerini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2021 tarihli ve 2017/291 Esas, 2021/540 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2022 tarihli ve 2021/1855 Esas, 2022/2161 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmaza okul yapılmak suretiyle kamulaştırma olmaksızın fiilen el atıldığı, el atmanın 1983 tarihinden sonra olduğunun kabulünün gerektiğini, arsa niteliğinde olduğu kabul edilerek emsal karşılaştırılması yoluyla değerinin tespit edilmesinin doğru olduğu, dava konusu taşınmazın diğer hissedarları tarafından Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.03.2021 tarihli ve 2018/708 Esas, 2021/218 Karar sayılı dosyasında açılan dava sonucu verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Dairenin 19.10.2021 tarihli ve 2021/783 Esas, 2021/1266 Karar sayılı kararı ile istinaf talebinin reddine karar verildiği, bu dosyada taşınmazın metrekare birim fiyatının 16.11.2018 tarihi itibarıyla 2.607,05 TL olarak tespit edildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 17.03.2022 tarihli ve 2021/15066 Esas, 2022/4815 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği, güçlü delil niteliğinde bulunan bu dosyadaki tespit edilen metrekare birim fiyatı ile somut davamızdaki tespit edilen metrekare birim fiyatının uyumlu olduğu, böylece Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf talebinin esastan reddi ile davalı idare tarafı harçtan muaf olduğundan bu husus düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2022 tarihli ve 2021/1855 Esas, 2022/2161 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmaz kadastro parseli, dava konusu taşınmazın ise imar parseli olduğu anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın mukayese sonucu bulunan metrekare değerine düzenleme ortaklık payı ilavesi yapılarak, kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerektiği hususu gözetilmeden hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekilli temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan ilkokulun yapım tarihinin 10.10.1977 olduğunu, bu nedenle uzlaşmanın dava şartı olduğunu, tarafların uzlaşmaya başvurmadığını, uzlaşma dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, fiili el atmanın 04.11.1983 öncesi olduğundan maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ve maktu harç alınması gerektiğini, husumetin imar planının yapan ilgili belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, hüküm altına alınan bedelin fahiş olduğunu, hükmedilen bedelin tümüne dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. 2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesin de ve taşınmaza okul yeri olarak el atıldığından davacılar payına düşen bedelin davalı idareden tahsiline, el atma 04.11.1983 tarihi sonrası kabul edilmek suretiyle değerlendirme tarihi dava tarihi olduğundan dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, taşınmazdaki davacılar payının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkeme kararının bozma gereklerine uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davalı İdare Vekilinin Davacılar ..., ... Ve ...'ya İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE, B.Davalı İdare Vekilinin Davacı ...’e İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.