Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/7503 E. 2025/2102 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7503
Karar No
2025/2102
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/309 Esas, 2023/374 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığının artırılması istemine ilişkin asıl dava ile fazla ödenen çekişmesiz bedelin tahsili istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisinin.............ilçesi, ...........Mahallesi 2271 ada 1 parselde kayıtlı 5699 m² alanlı taşınmazda bedele dönüştürülen hisse için takdir edilen bedelin artırılmasını, belirlenecek bedelin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Birleştirilen Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/306 Esas sayılı dosyasında davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların murisi ...ya ait 10 pafta, 588 parsel üzerinde gerçekleştirilen imar uygulaması neticesinde, murise ait 48,63 m² yerin bedele dönüştürüldüğünü, söz konusu taşınmazın karşılığı olarak 992.600.00 (eski TL) bedelin ............ tarafından 21.07.2007 tarihinde Ziraat Bankası fon hesabından tahsil edildiğini, söz konusu imar uygulamasının İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2003/602 Esas, 2003/671 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine taşınmazda yeniden imar uygulaması gerçekleştirildiğini ve 25.05.2007 tarihli ve 10798 yevmiye ile tapuda tescil edildiğini, ikinci imar uygulamasında ...nın 334,27 m²lik hissesinin bedele dönüştürüldüğünü, ancak ilk uygulamada bedele dönüştürülen ve ..............tarafından tahsil edilen 49,63 m²lik hissenin bu miktardan düşürülerek 284,64 m² yer karşılığı 22.771.200 000 TL (Eski TL) takdir edildiğini, ancak 22.12.2011 tarihinde dilekçe ile davalılar imar uygulamasında takdir edilen bedelin düşük olduğunu ileri sürerek takdir edilen bedelin güncellemesini talep etmiş olup, bunun üzerine 27.12.2011 tarihli ve 5078 sayılı encümen kararı alındığını, söz konusu encümen kararında davalıların 284,64 m² alacaklı olmalarına karşın sehven evvelce tahsil edilen 49,63 m² yerin bedelinin yeniden hesaba katılmak sureti ile 334,27 m²den güncelleme yapıldığını belirterek, davalılarca idareden mükerrer şekilde tahsil edilen 49,63 m²lik taşınmaz bedeli karşılığı olan 23.193,59 TL paranın, tahsil tarihi olan 04.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müvekkili kuruma ödenmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı idare vekili asıl dava dosyasına ilişkin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda kanunlar çerçevesinde imar uygulaması gerçekleştirildiğini, imar uygulaması neticesinde takdir edilen bedele ilişkin itirazlarda adli yargının görevsiz olduğunu, davacıların encümen kararı çerçevesinde takdir edilen bedelleri tahsil ettiklerini, bu bedele davanın açıldığı tarihe kadar hiçbir itirazlarının olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. 2.Birleştirilen Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/306 Esas sayılı dosyasında davalılar vekili cevap dilekcesinde özetle; dava dilekçesinde müvekkillerinin murisi ...ya ait 10 pafta, 558 parsel üzerinde yapılan uygulama neticesinde 46.93 m² yerin istimlak edildiğini, buna ilişkin bedelin 992.600.000 TL (Eski para) olarak tahsil edildiğini, ancak yapılan istimlak işleminin İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2003/602 Esas, 2003/671 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, işlemin iptali nedeni ile talep ve takas haklarının zamanaşımına uğradığını belirterek açılan bu davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2013/98 Esas, 2015/372 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6745 sayılı Kanun'un 35 nci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Geçici 12 nci maddesinde; ''24.02.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu'nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan gerçek bedel hak sahibine ödenir" hükmü getirilmiştir. Bu durumda yukarıda açıklanan hususta rapor alınarak davalı karşı davacı tarafça yapılan ödemelerde gözönünde tutularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 04.10.2018 tarihli ve 2018/8 Esas, 2018/427 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların taraflar arasındaki sulh sözleşmesi gereğince konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükmün onanmasına karar verildiği, davalı idare vekilinin karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine, onama ilamı kaldırılarak, mahkemece her ne kadar, taraflar arasında düzenlenen sulh sözleşmesi gereğince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18 nci maddesinin (h) bendi uyarınca; vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin TL'den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar verme yetkisinin Belediye Meclisinde olduğu, dosya içerisinde taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin olarak Belediye Meclisinden alınmış bir sulh ve kabul kararı bulunup bulunmadığı anlaşılamadığından mahkemece bu husus araştırılıp protokolün bu usule uygun düzenlenip düzenlenmediği tespit edilip sonucuna göre,bu usule uygun düzenlenmediğinin anlaşılması halinde ise 20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12 nci maddesi ile; "24.02.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu'nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan gerçek bedel hak sahibine ödenir" hükmü getirilmiş olup bu hususta rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin 13.10.2023 tarihli ve 2021/309 Esas, 2023/374 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacılar birleştirilen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleştirilen davanın kabulünün hatalı olduğunu, belirlenen bedelin düşük olduğunu, aleyhe vekâletin hatalı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. 2. Asıl davada davalı birleştirilen davada davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedelin fahiş olduğunu, emsal kıyaslamasının uygun olmadığını, vekâlet ücretinin maktu hesaplanması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması istemi, birleştirilen davada fazla ödemeye konu bedelin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2. 3194 sayılı İmar Kanun'un 17/son maddesi. 3. 6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddesi. 4. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakta olup taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 3. 20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrası ile getirilen hüküm uyarınca asıl davada harç ve vekâlet ücretinin maktu olarak hesaplanmaması hatalıdır. 4.Dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yasa düzenlemesi nedeniyle bedel düştüğünden asıl davada reddedilen kısım üzerinden davalı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinin tamamından idarenin sorumlu olması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının; a)Asıl dosyanın harca ilişkin 3. paragrafının çıkartılması, yerine ''Alınması gerekli 179.90 TL harcın peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 3.968‬.00 TL'den mahsubu ile bakiye kalan harcın talep halinde davacı tarafa iadesine'' cümlesinin yazılması, b)Asıl dosyanın vekâlet ücretine ilişkin 4. paragrafından ''davanın kabul edilen kısmı üzerinden belirlenen 31.912,16 TL ''ibaresinin çıkartılması, yerine ‘17.900.00 TL maktu'' ibaresinin yazılması, c)Asıl dosyanın vekâlet ücretine ilişkin 5. paragrafından ''Karar tarihindeki tarifeye göre davanın reddilen kısmı üzerinden hesaplanan 17.900,00‬ TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,'' cümlesinin tümüyle çıkartılması, d) Asıl dosyanın yargılama giderine ilişkin 6. paragrafından ''yargılama giderinden red/kabul oranına göre hesap edilen 3.593,47 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmının davacı taraf üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin çıkartılması, yerine “yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/7503, K. 2025/2102, T. 18.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-7503-e-2025-2102-k-cfe80ffe1bf7