Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/6896 E. 2025/2117 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6896
- Karar No
- 2025/2117
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/67 Esas, 2023/338 Karar KARAR : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ...Mahallesi 1015 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın trafo merkezi yapmak suretiyle, fiilen el atıldığını belirterek el atma bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bu davayı açmadan önce davalı idareye başvuruda bulunmadığını, taşınmaz hakkındaki vasıf niteleme ve fiyatlama konusundaki değerlendirmelerinin doğru olmadığını beyanla davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 09.07.2019 tarihli ve 2018/11 Esas, 2019/437 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2021 tarihli ve 2019/2480 Esas, 2021/1222 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu 1015 parsel sayılı taşınmaza yönelik 1995 yılında kamu yararı kararı alındığı, kıymet takdiri yapılarak bedelin davacılar murisi adına bankaya bloke edildiği, davacı tarafından 06.12.2017 tarihinde dava konusu 1015 parsel sayılı taşınmaz için davalı idare lehine tapuda rızaen ferağ verilmesi suretiyle taşınmazın davalı idare adına tapuya tescil edildiği, ancak kamulaştırma işleminin tebliğ edilip edilmediğinin tespit edilemediği anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi gereğince; maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime ait olduğu, 05.05.2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4650 sayılı Kanun'a ait 2942 sayılı Ana Kanun'un İşlenemeyen Geçici Madde 1'de yer alan “Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte, kamulaştırma kararı alınmış ancak henüz tebligata çıkarılmamış kamulaştırmalarda bu Kanun hükümleri, diğerlerinde önceki hükümler uygulanır.” hükmü dikkate alındığında, dava konusu taşınmaza ilişkin kamu yararı kararının 4650 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce verildiği ve anılan hüküm uyarınca davacılara kamulaştırma evraklarının tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığının tespiti gerektiğinden bu husus araştırılarak; kamulaştırma evrakının tebliğe çıkarılmamış olması hâlinde, davacıların kamulaştırma bedelinin artırılması davası açma hakkının olmadığı, davanın kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası olarak kabulü ile davacılar tarafından dava konusu 1015 parsel sayılı taşınmaz için 06.12.2017 tarihinde davalı idare lehine tapuda rızaen ferağ verilmesi suretiyle taşınmazın davalı idare adına tapuya tescil edildiği gözetildiğinde, davalı idarenin kamulaştırmasız el atmasından söz edilemeyeceğinden davanın reddine, kamulaştırma evrakı tebliğe çıkarılmış ve yapılan tebligat geçersiz ise anılan hüküm uyarınca davacıların kamulaştırma bedelinin artırılması davası açma hakkının bulunduğu dikkate alınarak tebligatın geçerli olduğunun tespiti halinde ise tebliğden itibaren 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde kamulaştırma bedelinin artırımı davası açılmadığından davanın reddine, karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma noter tebligatının usulüne göre yapılmadığını, tapuda ferağ ile birlikte kamulaştırmadan haberdar olunduğunu, yerel mahkemenin hukuki vasıflandırmayı hatalı belirlediğini, aynı nitelikte birden fazla kararın Yargıtayca onandığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine men'i müdahale davası açmağa hakkı olduğuna; ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “...Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; 05.05.2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4650 sayılı Kanun'a ait 2942 sayılı Ana Kanuna İşlenemeyen Geçici 1 inci maddesinde yer alan "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte, kamulaştırma kararı alınmış ancak henüz tebligata çıkarılmamış kamulaştırmalarda bu Kanun hükümleri, diğerlerinde önceki hükümler uygulanır" hükmü dikkate alınarak, dava konusu taşınmaza ilişkin kamu yararı kararının 4650 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce verildiği tespit edildiğinden, anılan hüküm uyarınca davacıya kamulaştırma evrakının tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığı araştırılmış olup, davacıya adresleri tespit edilemediğinden tebligat gönderilemediği anlaşıldığından, davacıların ferağ tarihinden itibaren 1 ay içinde kamulaştırma bedelinin artırılması davası açma hakkının bulunduğundan davanın bedel arttırım davası olarak nitelendirilmek suretiyle yargılama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacıdan alınması gereken 3.034,00 TL temyize başvurma harcından peşin alınan 738,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.296,00 TL harcın alınmasına, peşin alınan harcın istenildiğinde ilgilisine iadesine,
19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.