Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4736 E. 2025/2910 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4736
Karar No
2025/2910
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3830 Esas, 2024/287 Karar KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/341 Esas, 2023/613 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ... ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare, davalılar ... ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar ... ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ... vd. ve ... vekilleri ile davalı ... tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair karara karşı, dosya kapsamına göre; mahkemenin gerekçeli kararı ile davacı idarenin istinaf dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu anlaşılan davalı ...’in kararı istinaf etmediği gibi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararına göre aleyhine bir hüküm de kurulmadığından davalının Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı ...’in temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalılar ... ... ve ... vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... ... vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.03.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı Hazine vekili Avukat ... ve davalı vekili ... ... vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 128 ada 4 parsel taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaza gerçek değerinin tespit edilmesini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalılar ... ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, raporların hüküm kurmaya elverişli olmadıklarını, kapitalizasyon faiz oranına itiraz ettiklerini, faizi ve başlangıç tarihini kabul etmediklerini, 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin uygulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yeni heyette Jeoloji Mühendisinin imzasının bulunmadığını, ... veri tablosundaki sivri biber, domates ve enginar üçlü münavebesinin uygulanması gerektiğini, tek başına karanfil üretiminin dikkate alınmamasının son derece hatalı olduğunu, bilirkişilerin tarafsızlığını kaybettiğini, gerekçenin uygun olmadığını, raporların hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını, taşınmazın jeotermal enerji alanında ve imarlı bulunduğunu, objektif değer artışının düşük belirlendiğini en az %800-900 olması gerektiğini, aleyhe bozma yasağına aykırı olarak daha düşük bedele hükmedilmiş olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Jeoloji Mühendisinin heyette imzasının bulunmadığını ve jeotermal enerjinin objektif değer artışı oranına etkisine ilişkin görüşünün alınmadığını, ... veri tablosundaki karanfil bitkisi ve domates, biber ile belirlenecek üçüncü bir bitkiden oluşan münavebenin esas alınması gerektiğini, yeni bir heyetten rapor alınması talebinin dikkate alınmadığını, raporun hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını, taşınmazın jeotermal turizm arazisi olduğunu, objektif değer artış oranının en az % 800-900 olması gerektiğini, karar verilmeden önce depo kararı alınmadığını, sonradan bu eksikliğin yerine getirildiğini, yasal faizin yetersiz olduğunu, bu hususun aleyhe olduğunu ve aleyhe bozma yasağına uyulmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza net gelir metoduna göre değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş; ancak taşınmazın arazi olan bölümü için münavebeye alınan ürünlerin masraflarının hatalı hesaplanmış olması nedeniyle resen hesaplama yapılmış ve metrekare birim bedeli belirlenmiş olup taşınmazın hem zeytinlik hem de arazi olan kısımlarına ilişkin olarak %500 oranında objektif değer artış oranı uygulanması gerektiği kabul edilerek davalılar ... ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yapılan hesaplama neticesinde tespit edilen bedel üzerinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ... ve ... vekilleri ile davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... ... vekili temyiz dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olarak faiz hükmü kurulduğunu, iptal gerekçesindeki faiz oranının, mümkün görülmezse % 100 oranında faiz uygulanması gerektiğini ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olarak faiz hükmü kurulduğunu, iptal gerekçesindeki faiz oranının, mümkün görülmezse %100 oranında faiz uygulanması gerektiğini ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... temyiz dilekçelerinde özetle; 2017 tarihinden itibaren geçerli bir mernis adresi olmadığını, 2014 yılında babasının vefatı ile miras kalan mülkte ikamet ettiğini, aile içi sorunlar nedeniyle ikametgahının değiştiğini ve sabit olmadığını, tebligatların yapıldığı adresin annesine ait olduğunu, annesi ile arasında İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/549 Esas, 2018/338 Karar sayılı ilamına konu olan husumet nedeniyle bu adreste bulunmasının mümkün olmadığını, diğer iki varise ödenen bedelin kendisine ve ablası Nuray’a ödenmesi gerektiğini, bu durumun hakkaniyet, adalet ve hukuka uygun olacağını, dava konusu yerin bedelinin düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Kısmen kapama zeytinlik ve kısmen arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ...’in Temyizi Yönünden; Davalının temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2. Davalılar ... ... Ve ... Vekillerinin Temyizleri Yönünden; Davalılar ... ... ve ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aleyhine temyiz olunan Hazine yararına 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına, Davalılar ... ve ... ...'ndan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı ...'den peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı ... vekilinin 20.02.2024 tarihli ve davalı ... ... vekilinin 19.02.2024 ve 03.03.2025 tarihli temyiz dilekçelerindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz eden davalılar yönünden Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun "Onama Kararı"na ve 3 No.lu "Değerlendirme görüşüne" bu yönüyle (faize ilişkin olarak) katılmıyoruz. 04.03.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4736, K. 2025/2910, T. 04.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4736-e-2025-2910-k-7fd99ad24a29