Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4717 E. 2024/9933 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4717
- Karar No
- 2024/9933
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/389 Esas, 2024/452 Karar DAVA TARİHİ : 19.03.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/70 Esas, 2022/210 Karar Taraflar arasında taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, Gölcük ilçesi, Değirmendere Mahallesi 1456 (yeni ... 122 ada 45) parsel sayılı taşınmazın tamamının orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğinden ugranılan zararın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, husumetin kendilerine düşmediğini, taşınmazın orman vasfında olduğunu beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zemine takdir edilen değerin çok düşük olduğunu, piyasa değerinin altında bedel belirlendiğini, emsal karşılaştırmasının uygun yapılmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönü ile kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin sona ermiş olduğunu, husumetin kendilerine düşmediğini, orman olan taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, taşınmazın arazi vasfında olduğunu, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, emsal karşılaştırmasının doğru yapılmadığını, yapıların alanının hatalı hesaplandığını, yıpranma bedelinin daha fazla alınması gerektiğini, ağaç bedellerine ilişkin verinin getirtilmediğini, ağaç bedelinin yüksek hesaplandığını, dava ve ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği gözetilmeksizin talebi aşar şekilde faizin başlangıç tarihinin belirlendiğini, taleple bağlılık kuralanının ihlal edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ormanlar özel mülkiyete konu olamayacak ise de genel arazi kadastrosu sırasında taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenerek tapu kütüğünün gerçek kişi adına oluşturulduğu, daha sonra intikal yoluyla davacılara geçtiği, bu şekilde tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan, 4721 sayılı Kanun'un1007 nci maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının gerçek zararlarının karşılanması gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle; mahkemece, davacının oluşan zararının Hazine tarafından karşılanması gerektiği yönündeki kabulünde isabetsizlik görülmediğini, ayrıca davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacaktır. Dolayısıyla zamanaşımının söz konusu olmadığını, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda; değerlendirme tarihinin talep gibi tapu iptal tescil tarihi olarak alınması, meskun sahada yer alıp belediye ve alt yapı hizmetlerinden faydalandığı anlaşılan taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesi ile emsal taşınmazlara göre yapılan karşılaştırma tablosu sonucu taşınmazın 2019 yılı için 96 TL olarak hesaplanan metrekare birim fiyatının bölgenin piyasa rayiçlerine uygun bulunduğu, tüm tazminata talep gibi tapu iptal tescil tarihinden faiz işletilmesinde isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun'un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde Esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmazın davacı tarafından satın alma yoluyla 20.12.1991 tarihinde edinildiği, taşınmazın beyanlar hanesine orman idaresi tarafından 27.09.1996 tarihinde "tamamı orman sınırı içerisinde kalmaktadır” şerhinin konulduğu, Gölçük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/120 Esas sayılı dosyası ile taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, hükmün 27.03.2019 tarihinde kesinleştiği ve eldeki davanın 10 yıllık yasal zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 2. Taşınmaz üzerinde bulunan yapılara resmi birim fiyatları esas alınarak, yıpranma payı düşülmesi suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4.Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. Bu durumda, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli ... planı kapsamında olup olmadığı, etrafının meskun olup olmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı, belediye sınırları ve mücavir alan sınırları içinde bulunup bulunmadığı ilgili belediye başkanlığından araştırılarak, sonucuna göre taşınmaza değer biçilmesi gerekirken, eksik inceleme ile arsa niteliğe göre değer biçilmesi doğru görülmemiştir. 5. Değerlendirme tarihi olarak dava tarihi esas alınması gerekirken, taşınmazın orman olarak Hazine adına tescil edildiği Mahkeme kararının kesinleşme tarihi esas alınarak değer biçilmesi hatalıdır. 6. Kabule göre de Gölcük Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün tarihsiz 50992 sayılı yazısına göre dava konusu taşınmaz kadastro parseli, bilirkişi kurulu tarafından emsal olarak incelenen taşınmaz ise satış tarihi itibarıyla 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15 ve 16 ncı maddeleri gereğince imar uygulaması görmüş imar parseli olduğu halde, bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın kadastro parseli oldukları kabul edilerek zemin metrekare birim bedelinin belirlenmesi doğru görülmemiş. 7.Taşınmazın arsa olarak kabulü nedeniyle, taşınmaza kapama niteliği vermeyen ağaçlara maktuen değer biçilmesi yöntem olarak doğru ise de İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden dava tarihi itibarıyla maktu ağaç bedelleri sorulup, dosya arasına alınarak bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.