Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4389 E. 2024/10647 K. – Kamulaştırmasız

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4389
Karar No
2024/10647
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1724 Esas, 2024/443 Karar DAVA TARİHİ : 09.09.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/443 Esas, 2022/243 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Avcılar ilçesi, Avcılar Mahallesi 2573 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol olarak kullanılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz bedelinin hak düşürücü süre içinde talep edilmediğini ve dava açma hakkının süre yönünden ortadan kalktığını, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini, ayrıca uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza 1983 yılından önce el atıldığının ispatlanamadığını, taşınmazın paydaşlarınca açılan ve Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/19 Esas sayılı dosyasında görülen davada nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini, aynı taşınmaz için aynı dava ile ilgili farklı yargılama yapılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz bedelinin hak düşürücü süre içinde talep edilmediğini ve dava açma hakkının süre yönünden ortadan kalktığını, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini, söz konusu yolun belediye sorumluluğunda olması sebebiyle müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, el atma tarihinde taşınmazın arazi vasfında olduğu gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğini, arsa olarak kabul edilmek suretiyle değerinin tespit edilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın metrekare birim bedelinden %45 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi, taşınmazın imar durumu ve bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre bedelinin uygun olduğu, taşınmaz davalı idarenin yetki ve sorumluluk alanında kaldığından husumetin doğru yöneltildiği, taşınmazın 1969 yılında tapulama ile davacı murisi adına tescil edildiği ve el atma tarihi 1983 yılı öncesi olduğundan, davacı yararına vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6 ncı maddesinin birinci, ikinci ve altıncı fıkraları. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki İstanbul ili, Avcılar ilçesi, Avcılar Mahallesi 2573 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 3. Dava konusu taşınmazın 07.08.1969 tarihinde davacı murisince iktisap edildiği gözetilerek, o tarihte yol olarak kullanılan taşınmazda el atmanın 04.11.1983 tarihinden önce gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olduğu gibi, davacı vekilince emsal gösterilen Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/19 Esas, 2019/464 Karar sayılı paydaş dosyasında hükmedilen nispi vekâlet ücretinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince maktu vekâlet ücreti olarak düzeltildiği ve Dairemizce söz konusu kararın bu şekilde onandığı anlaşıldığından, uygulama birliğine aykırı bir durum tespit edilmemiştir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4389, K. 2024/10647, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4389-e-2024-10647-k-633b8ccf9ab4