Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4272 E. 2025/230 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4272
Karar No
2025/230
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/974 Esas, 2023/1397 Karar DAVA TARİHİ: 03.02.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ...(...) Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/11 Esas, 2021/104 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... (Merkez) Mahallesi 3566 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararda idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, bilirkişiler tarafından gösterilen emsalin doğru olmadığını, özel amaçlı satış olduğunu ve bu rapora göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, yerel mahkeme kararının usul ve kanuna ve Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğunu, bedelin yüksek olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmazın değerinin eksik hesaplandığını, hesaplamada alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, taşınmazın arsa vasfında olduğunu, dava konusu taşınmaza emsal gösterilen taşınmazın özelliklerinin birbiriyle örtüşmediğini, dava konusu taşınmazın emsal taşınmazdan kat kat daha fazla değerli olduğunu, dava konusu taşınmazın denize daha yakın olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında zirai ve inşai muhtesat bedelinin düşük, yıpranma payının yüksek belirlendiğini, dava konusu taşınmazın kalan kısmında değer azalışı oluştuğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın arsa vasfında kabulü ile aynı mahallede bulunan 4162 parsel sayılı taşınmazın 04.05.2018 tarihli satışı emsal alınmış, taşınmazların imar durumları, yüzölçümlerinin gösterdikleri özellikler ve konumları dikkate alınarak, dava konusu taşınmazın emsal taşınmazdan %209,33 daha değerli olduğu kabul edilerek dava tarihi itibarıyla taşınmaza 917,18 TL/m² bedel biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ve taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmında da bilirkişi raporuna göre yapılaşma kısıtı oluşmayacağından bahsedilmiş, Dairece ... Belediye Başkanlığına yazılan yazı cevabından bu tespitin yerinde olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş ayrıca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği dava tarihinden itibaren karar kesinleşinceye kadar TEFE-TÜFE oranında faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde faiz işletilmesinin davalının zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci ve 12 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak, üzerinde bulunan yapıya ise resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülmek suretiyle değer biçilmesi yerindedir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4272, K. 2025/230, T. 08.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4272-e-2025-230-k-b0cc8cf6a6b7