Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/3585 E. 2024/10339 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3585
- Karar No
- 2024/10339
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/107 Esas, 2023/438 Karar DAVA TARİHİ: 16.05.2018 KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/12 Esas, 2021/269 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlikle süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya ili, ..., Mahallesinde kain 876 ada 52 parsel sayılı 428,70 m²lik taşınmaza paydaş olduğunu, söz konusu taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırılmadan yaya yolu ve pasif ... alan yapılmak suretiyle çok uzun zamandır fiilen el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza belediyelerince el atılmadığını, taşınmazın 3. Derece arkeolojik sit alanında kaldığını, dava konusu taşınmazın Kaleiçi Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanında kaldığını, ilgili kurum olan Kültür ve Turizm Bakanlığının programları dahilinde kamulaştırılması gereken yerlerden olduğunu, imar planında park olarak planlandığını, imar planında park olarak planlamasa dahi 3. derece arkeolojik sit alanında kalması nedeniyle zaten alım satıma konu edilemeyeceğini, bina yapılamayacağını, mahalle sakinlerinin ihtiyaçları için hizmete sunulan sahalar ile ilgili husumetin ilk kademe belediyelerine yönetilmesi gerektiğini, zira koruma kurulu kararı gereğince üçüncü derece arkeolojik sit alanında yer alan dava konusu yerin alınıp satılamayacağını, bina yapılamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı idare aleyhine açılan davanın kabulü ile taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmaza müvekkili idarece kalıcı bir şekilde fiilen el atılmadığını, dava konusu taşınmazın ilgili kurum olan Kültür ve Turizm Bakanlığının programları dahilinde kamulaştırılması gereken yerlerden olduğunu, taşınmazın Muratpaşa Belediyesi sınırları içerisinde kaldığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, taşınmazın değerinin el atma tarihindeki değerine göre hesaplanması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Antalya ili, ..., Mahallesi 876 ada 52 parsel sayılı taşınmazın imar planı içerisinde kaldığı, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 13.05.1992 tarihli ve 1442 sayılı kararıyla onaylanmış olan planda "pasif ... alan" olarak belirtildiği, parselin yürürlükteki planı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 20.09.2000 tarihli ve 4761 sayılı kararıyla uygun bulunan plan olup, parselin bir kısmı "KM-E Kültür Merkezi", bir kısmı da "pasif ... alan" kullanımlarında kaldığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre ise taşınmazın boş arsa vasfında olduğu ve açık otopark olarak işletildiği belirlenmiş olup, her ne kadar taşınmaza fiilen el atılmadığı belirtilmiş ise de aynı taşınmazın diğer hissedarları tarafından açılan Antalya 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/116 Esas, 2016/23 Karar sayılı dosyada ise dava konusu taşınmazın "Kaleiçi Kentsel ve Arkeolojik SİT alanı Sur önü düzenleme projesi" kapsamında kaldığı, Atatürk Caddesi orta refüjün sulanması amaçlı PVC boru hattı döşenerek taşınmazın tamamına el atıldığı tespit edildiğinden Antalya Büyükşehir Belediyesinin tazminat sorumluluğuna hükmedildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, yine aynı taşınmazın bir kısım hissedarları tarafından açılan Antalya 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/260 Esas, 2014/677 Karar sayılı dosyasında ise dava konusu taşınmaza sulama tesisatı yapılarak ... alan düzenlemesi ve park yapılmak suretiyle taşınmaza fiilen el atılması nedeniyle Antalya Büyükşehir Belediyesinin tazminat sorumluluğuna hükmedildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden dava konusu taşınmaza kamulaştırma olmaksızın el atıldığı hususunun sabit olup, hükme esas bilirkişi kurulu raporunda, taşınmazın vasfının arsa olarak değerlendirilip 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal kıyaslaması suretiyle değer biçilmesinde yöntem olarak isabetsizlik bulunmadığı, emsal taşınmazın da dava konusu taşınmaz gibi düzenleme ortaklık payı düşülmüş imar parseli olduğu, vergi değerleri açısından ters orantı bulunmadığı, dava tarihi (16.05.2018) itibarı taşınmazın m² birim fiyatının 7.000,00 TL olarak belirlendiği, taşınmazın tespit edilen m² birim fiyatının taşınmazın bulunduğu konumla uyumlu olduğu, kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabına ilişkin 24.12.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporu denetime açık ve hüküm kurmak için yeterli gerekçeyi içerdiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirtiği hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı ... arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kanun'un 11 nci maddesi, Ek Madde 4. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere kararın dayandığı gerekçelere göre; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Buna karşın; eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamaktadır. 5. İstinaf mahkemesince ilk derece kararının nispi harca ilişkin bölümüne dokunulmaksızın istinaf isteminin şekli olarak esastan reddine karar verildikten sonra "ek 4. maddenin uygulanması gerekir" gerekçesiyle istinaf harcının maktuya çevrilerek nispi harcın bakiyesinin iadesine karar verilmesi suretiyle 1983 sonrası fiili el atma nedeniyle açılan tazminat davalarında Ek Madde 4'e dayanarak maktu harç alınması gerektiği yönünde irade ortaya konulmuş, ancak kamu düzenine ilişkin ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken ve ilk derecede nispi alınan harcın yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle düzeltilmesi yoluna gidilmemesi harca yönelik Yargıtay uygulamasının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 inci maddesinin kullanılması suretiyle etkinliğinin ortadan kaldırılarak Yargıtay'ın içtihat birliğini sağlamak görevinin devre dışı bırakılması suretiyle hukuki öngörülebilirlik ve hukuki güvenliğin zedelenmesi sonucunu doğurduğundan kararın bozulması gerekir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine, 2.Kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinin hükümden çıkartılması, yerine ‘Karar tarihi itibarıyla alınması gereken 18.576,90 TL harçtan peşin alınan istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 13.931,9 TL istinaf karar harcının davalı ... Başkanlığından alınarak peşin alınan istinaf harçları ile birlikte Hazineye irat kaydına,’ cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.