Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/3253 E. 2025/1883 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3253
- Karar No
- 2025/1883
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3009 Esas, 2023/2045 Karar KARAR : Usulden ret /Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/46 Esas, 2022/151 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun davacılar ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden verilen kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat ve tüm davacılar yönünden verilen ecrimisil istemi yönünden miktar itibarıyla kesin olması nedeniyle usulden reddine, diğer davacılar yönünden kamulaştırmasız el atma tazminatına yönelik olarak ileri sürülen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacılara ödenmesine karar verilen ecrimisil bedeli ile davacılardan ... dışında kalan davacılar yönünden tazminat bedelinin Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, ecrimisil bedeli ile ... dışında kalan davacılara ödenmesine karar verilen tazminat bedeli yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ...’ye ödenmesine karar verilen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedeli yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, ..., 2809 ada 1 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin ve ecrimisilin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaza fiilen el atılmadığını, idari yargı görevli olduğundan davanın reddi gerektiğini, taşınmazın bulunduğu caddenin müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından taşınmazın kamulaştırma işlemine tabi tutulduğu hususunun resen araştırılması gerektiğini, ecrimisil şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... yönünden davanın husumetten reddine, diğer davacılar yönünden davanın kabulü ile davacıların hissesi nispetinde belirlenen kamulaştırmasız el atma tazminatının ve ecrimisilin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzlaşma dava şartı yerine getirirlmediğinden davanın reddi gerektiğini, dava konusu alana müvekkili idarece herhangi bir şekilde fiilen el atmadığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davanın husumetten reddi gerektiğini, davaya konu taşınmaz üzerindeki kamulaştırma şerh bilgisi için DSİ Genel Müdürlüğü cevabi yazılarında Düden-Varsak Sulama Projesi kapsamında kamulaştırma işlemine tabi tutulduğunu, taşınmaz maliklerine tebligat yapılmış olduğunu ve banka blokeleri yapıldığını; ancak parsel malikleri ferağ vermediğinden dolayı kamulaştırma işleminin sonlandırılmadığının belirtildiğini, davaya konu yer ile ilgili kamulaştırma kararını alan yere fiilen el atarak yol açan ve bedelleri ödeyenin Karayolları Genel Müdürlüğü olduğunu, dava konusu taşınmazın niteliğinin kanal olması nedeniyle DSİ Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırmaya konu edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde bulunan yolun adının cadde olması sebebi ile Büyükşehir Belediyesi yetki ve sorumluluk sınırları içinde olduğunun belirtilmesini kabul etmediklerini, taşınmazın Belediyesi uygulama imar planında park alanı olarak planlandığı gözetilerek sorumluluğun Belediyesine ait olduğunu, taşınmazın bulunduğu müvekkili belediyenin sorumluluk ağına dahil edilmediğini, dava konusu taşınmazın emsal olarak alınan taşınmazla en fazla eşdeğer olarak kabul edilebileceğini, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma sonucu Mahkeme kararı ile belirlenen bedellerin emsal olarak alınamayacağını, taşınmazın el koyma tarihindeki niteliklerinin dikkate alınması gerektiğini, emsal olarak alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazın ayrıntılı bir şekilde karşılaştırılmadığını, bilirkişi raporunda emsal olarak alınan taşınmazın özel amaçlı satış olduğunu, emsalin dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu kabul edilerek vergi değerlerine ters düşecek şekilde hazırlanan raporun esas alınmasının hatalı olduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, dava konusu yerin el atma tarihindeki özelliklerine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadan ve bu konuyla ilgili gerekli kıstaslar göz önünde bulundurulmadan yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu ..., 2809 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 2747 m² yüzölçümü ile ve kanal niteliği ile tapuda kayıtlı olup istinaf kaldırma kararı üzerine fen bilirkişiden alınan ek raporda; taşınmazın çap olarak eski 478, 475 ve 476 parsel sayılı taşınmazlar ile kadastro yolunda kaldığı, DSİ Genel Müdürlüğünce gönderilen kamulaştırma planına göre 2747 m² yüzölçümündeki dava konusu taşınmazın 1880,00 m² yüzölçümündeki eski 478 parsel sayılı taşınmazda kamulaştırılan kısım ile aynı yer olduğu, dava konusu parselin ayrıca 475 ve 476 parsellerde kamulaştırması planlanan yere isabet ettiğinin bildirildiği, DSİ Genel Müdürlüğünce davaya konu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin gönderilen evraklar incelendiğinde ise kamulaştırma noter tebligatının muris ’ye 14.06.1973 tarihinde bizzat tebliğ edildiği anlaşılmasına rağmen dosya arasında bulunan nüfus aile kayıt tablosu ve davacılar vekili tarafından sunulan veraset ilamına göre muris ’nin 01.05.1965 tarihinde vefat ettiği, öte yandan Ziraat Bankası tarafından gönderilen 25.05.2022 tarihli yazıda da 10 yılını dolduran belgeler imha edildiğinden kamulaştırma bedelinin tahsil edilip edilmediği hususunda belgeye ulaşılamadığının bildirildiği, tebliğ mazbatasından kime tebligat yapıldığı anlaşılamamakla birlikte davacıların murisine tebligat yapılamayacağı açıkça ortada olup kamulaştırma bedelinin murisin mirasçıları tarafından tahsil edildiğine dair belge de mevcut olmadığından taşınmazın usulüne uygun bir şekilde kamulaştırıldığı ve mülkiyetin kamulaştırma yapan idareye geçtiği iddiaları yerinde görülmemiş, İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan keşif sırasında taşınmazın tamamen yol olarak kullanıldığı, geliş gidişli ortada refüj bulunan cadde olduğu, bilirkişi raporuna ekli fotoğraflar göre de gidiş geliş istikametinde her iki yönde de birden fazla şeritli ve ortasında refüj bulunan cadde şeklinde olduğu, taşınmazın imar planında 25 metrelik cadde olarak planlandığı, 5216 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin (g) bendi uyarınca ana arter niteliğindeki yol olarak kullanılmak suretiyle fiilen el atılan taşınmazla ilgili olarak açılan davada Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu gözetildiğinde davalı idare vekilinin husumet yokluğuna ilişkin istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Antalya ili, ..., 2927 ada 23 parsel sayılı taşınmazın 17.02.2017 tarihli hisse satışının kabul edildiği, belirtilen satış işleminin dava tarihinden önce yapıldığı, özel amaç taşımadığı, yapılan mukayese sonucunda emsalin dava konusu taşınmazdan 1,58 kat daha değerli olduğunun tespit edildiği, Belediye Başkanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğünün 03.09.2018 ve 16.102018 tarihli yazılarına göre emlak vergi değerleri bakımından dava konusu taşınmaz emsalden daha değerli olup bilirkişi raporundaki değerlendirmede emsal taşınmaz daha değerli kabul edilerek emlak vergi değerleri ile ters orantı oluşturulmuş ise de ters orantının istinaf yoluna başvuran davalı idare lehine olduğu, bilirkişi raporunda emsal taşınmazın satış bedeli dava tarihine güncellenerek ve değerlilik katsayısı uygulanarak dava tarihi olan 29.08.2018 tarihi itibarıyla taşınmazın metrekare birim fiyatının tespit edildiği, davacıların taşınmazdaki hisseleri nispetinde kamulaştırmasız el atma tazminatı miktarının hesaplandığı, tespit edilen metrekare birim fiyatının ve hesaplanan tazminat tutarının taşınmazın konum ve özelliklerine göre yüksek olmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı kanaatine varılmakla davalı vekilinin davacılar ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden verilen kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat hükmü ve tüm davacılar yönünden verilen ecrimisil istemi hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin diğer davacılar hakkında kamulaştırmasız el atma tazminatı istemi hakkında verilen hükme yönelik olarak ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili ile ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dava konusu taşınmaza yol yapılmak suretiyle kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığı anlaşıldığından arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal kıyaslaması suretiyle değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin davalı idareden tahsili ile payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davalı İdare Vekilinin ... Dışındaki Davacıların Tazminat Taleplerine İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE, B.Davalı İdare Vekilinin Ecrimisil Talebine İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekili temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE, C. Davalı İdare Vekilinin Davacı ...'nin Kamulaştırmasız El Atmadan Doğan Tazminat Talebine İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.