Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/14168 E. 2025/9369 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/14168
- Karar No
- 2025/9369
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1509 Esas, 2024/1688 Karar KARAR : Ret/ Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada kesinleşen tescil hükmünün infaz edilememesi nedeniyle tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1377 parsel sayılı taşınmaz için kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebi ile ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2004/1008 Esas sayılı davada davalılar adına kayıtlı hisselerin kısmen iptal edilerek müvekkili idare adına tesciline karar verildiğini, kararın 29.01.2009 tarihinde kesinleştiğini ve 119.900,00 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin icra yoluyla davalılara ödendiğini, dava konusu taşınmazda 27.06.2012 tarihli ve 8034 sayılı İmar Uygulaması neticesinde kesinleşmiş Mahkeme kararının ilgili tapu müdürlüğünce uygulanmadığını, ancak 07.08.2012 tarihli ve 9777 yevmiye numarası ile şuyulandırılan parsellerin tapu kayıtlarına şerh edildiğini, imar uygulaması sonucu davalı hissedarların edindikleri hisselerden ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/1008 Esas sayılı kararı gereği belediye adına tesciline karar verilen hisse oranında hissenin tapu kaydının iptali ile müvekkili idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2017/521 Esas, 2021/91 Karar sayılı kararı ile davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davaların feragat nedeniyle reddine, davalı ... yönünden ise; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 8936 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 8933 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2023 tarihli ve 2023/1722 Esas, 2023/1866 Karar sayılı kararı ile taraflar arasında görülen ilk davaya konu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi pafta 8938 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması gördüğü ve bu uygulamayla davalı ...'a aynı mahallede bulunan 8933 ada 1 parselle 8936 ada 1 parselde hisse tahsis edildiği, anılan davalının 8936 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini davadan önce satıp devrettiği, 8933 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kök 8938 ada 1 parselle farklı konumda bulunup aralarında mesafe olduğu, bu durumda her iki taşınmaz için hisse devrinin uygun görülmediği, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davacının ödediği bedellerin iadesini isteyebileceği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değil ise de kamu düzeni yönünden yapılan incelemede davacı kurum harçtan muaf olmadığı hâlde muaf olduğuna karar verilmesi doğru görülmediğinden harç yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2023 tarihli ve 2023/1722 Esas, 2023/1866 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davalı ... yönünden dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 8936 ada 1 parsel sayılı taşınmaz için açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, dava konusu ... Mahallesi 8933 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise açılan davanın esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak her ne kadar davalılar ..., ... ve ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ise de davacı idare vekilinin 18.09.2018 tarihli 1. celsede davaya sadece .... yönünden devam edeceklerini, diğer davalılar hakkındaki davayı takip etmeyeceklerini beyan ettiği, aynı celsede davalı ...’un “davacı davasını takip etmemektedir, benim açımdan davanın iptalini istiyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, 14.02.2019 tarihli 2. celsede ise davalılardan ... dışındaki davalılar ile sulh olduklarını beyan ettiği ve aynı celsede davalılar ... ve ...’ın “Biz sulh olduk, benim yönünden davanın reddine karar verilsin” şeklinde beyanda bulundukları, yapılan incelemede de davacı idarenin davadan feragat beyanına rastlanmadığı anlaşılmakla davacı idarenin davalılar ..., ... ve ... yönünden davadan feragat edip etmediği sorulup bu husus açıklığa kavuşturularak davanın takipsiz bırakılmasını talep etmesi halinde ise adı geçen davalıların beyanı alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 inci maddesine göre hakimin aydınlatma yükümlülüğüne uyulmadan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirme neticesinde davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davaların 6100 sayılı Kanun’un 150 nci maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalı ... yönünden dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 8936 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine ve Merkez Mahallesi 8933 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddi gerekçesinin anlaşılamadığını, hukuksal dayanağı olmadığını, el atılan alan ile şuyulandırma sonucu davalıya verilen parselin farklı yerlerde olmasının doğal olduğunu, kamulaştırmasız el atma ile davalı ...’ın 288 m² payından 50,92 m² yolun, imar ile oluşan 8933 ada 1 parsel üzerinde ne kadar miktarda devam ettiğinin tespiti için fen bilirkişisinden rapor alınarak sonuca göre tescil kararı verilmesi gerektiğini, el atılan alan davalı vekilinin de kabul ettiği üzere haksız olarak davalı uhdesinde bulunmakta olup mülkiyetin Büyükşehir Belediyesinde olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile belli olduğundan mevcutta tapu mülkiyetinin davalıda değil davacı ... uhdesinde olması gerektiğini, tesciline hükmedilen alanın davalı hissesine düzenleme ortaklık payı kesintisi sonucu isabet eden kısmının iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan ilk davada dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile idare adına tesciline ilişkin kararın kesinleştiği, ancak yapılan imar uygulaması nedeniyle tescil hükmünün infaz edilmediği iddiasıyla açılan tapu kaydının iptali ile idare adına tescili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.