Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13634 E. 2025/10154 K. – Kamulaştırması

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13634
Karar No
2025/10154
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/350 Esas, 2024/2647 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/371 Esas, 2023/879 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın, davalı idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, dahili davalı idare yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idareler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 60972 ada 1 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, dava konusu taşınmazın, yapılan imar planında, "ticari rekreasyon alanı" olarak ayrıldığını ve taşınmaza davalı idarece el atıldığından, taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

2. Dahili davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, davalı idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, dahili davalı idare yönünden kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehe hüküm altına alınan vekalet ücreatinin düşük hesaplandığını ileri sürmüştür.

2.Dahili davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın 13.08.2013 tarihinde onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında ticari rekreasyon alınında bulunduğunu, minumum ifrazın 2.500,00 m² olduğunu, kamulaştırmayı gerektirecek bir durumun bulunmadığını, taşınmazın maliklerin tasarrufunda bulunduğunu, hukuki el atmadan sözedilemeyeceğini, örnek kararların bulunduğunu, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, örnek karara göre yüksek bedele hükmedildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 2013 onay tarihli imar planında ticari rekreasyon alanında kaldığı, minimum ifraz koşulunun 2500 m² olduğu ve taşınmaza fiilen el atılmadığı dava konusu taşınmazın tapu kaydında daimi irtifak hakkı" belirtmesi ile ilgili olarak yapılan incelemede, zeminde parsel üzerinde fiili olarak bir enerji nakil hattına rastlanılmadığı, irtifak belirtmesinin 1971 tarihinde tescil edildiği ancak dava konusu parselin ise imar nedeni ile tescilinin daha sonra yapıldığı, Dairece açılan paydaş dava dosyalarında bu hususta aldırılan bilirkişi raporuna göre zeminde irtifak hakkının bulunmadığının tespit edildiği, imar öncesi kadastro parsellerinde bulunan irtifakların bulunduğu yerde bırakılması gerekirken tapuda parseller ile birlikte dağıtımı yapıldığının anlaşıldığı, mevcut zemin durumu itibariyle parsellerin üzerinde davalı idare tarafından imar planındaki amacına uygun herhangi bir fiili müdahale bulunmamakla birlikte, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği, bedel davasının adli yargının görevi dahilinde olduğu, taşınmazın arsa niteliğinde kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak, dava konusu taşınmaz ile emsalin birbirlerine üstünlük oranları kıyaslanmak suretiyle, taşınmazın yakınında bulunan 68804 ada 8, 60940 ada 1 parsellerle ilgili Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen bedeller de değerlendirilmek suretiyle, taşınmazın zeminine değer biçilerek dahili davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile dahili davalı idare adına tesciline, hakkındaki dava husumetten reddedilen davalı idare yönünden yazılı olduğu gibi vekâlet ücreti takdirine dair kararda bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurularının esastan esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Dahili davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve bedelinin sorumlu davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Dahili davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dahili davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13634, K. 2025/10154, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-13634-e-2025-10154-k-0ee959aa1848