Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13320 E. 2025/9124 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13320
Karar No
2025/9124
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3835 Esas, 2024/1760 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1808 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen Mahkeme kararı ile tapu kaydının kısmen iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğinden uğramış olduğu zararın faizi ile birlikte 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu yerde orman kadastrosunun 1997 tarihinde kesinleştiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, bunun bir tapu işlemi değil kadastro işlemi olduğunu, bunun tapu sicili tutma kavramı içinde değerlendirilemeyeceğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinin uygulanamayacağını ve görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, ayrıca husumetin Orman İdaresine yöneltilmesini ifade ederek husumet itirazında da bulunmuş, davanın esası ile ilgili olarak da taşınmaz üzerine konulan tedbirin üretimi durdurucu etkisinin olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, hükmedilen tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara ilişkin orman kadastro tespitinin 12.06.1997 tarihinde kesinleştiğini ve Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirilmediğinden davacı şirketin ileri sürdüğü zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklandığının söylenemeyeceğini, davanın zamanaşımı gereğince reddedilmesi gerektiğini, davaya konu işlemlerde Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hazinenin kusuru bulunmadığından davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, dava konusu 1808 parsel üzerine ihtiyati tedbir konulmasından dolayı üretimin sekteye uğradığını ve tedbir sebebiyle davacı şirketin zarara uğradığını, mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan çelişkili bilirkişi raporlarına göre karar verilmiş olmasının Hazine zararına sebep olacağını, tazminat için işletilen ticari temerrüt faizinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kuru arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net ürün gelirine göre değer biçilmesinde, taşınmazın niteliği ve konumuna göre uygulanan kapitalizasyon faizi oranının ve bilirkişi heyeti raporunda belirtilen münavebe ürünleri ve verilerinin bölgenin münavebe yapısı ve resmi tarım verileri ile uyumlu olduğu ve tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu olup, davanın davalı sıfatıyla Hazine aleyhine açılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak; İlk Derece Mahkemesince 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca açılan tazminat davalarında alacağa sadece yasal faiz hükmedilmesi gerektiği düşünülmeden ticari faize hükmedilmesi doğru görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan işin tamamen ticari olduğunu, fabrika ve fabrika idare binalarının ticari amaç dışı olduğunu ileri sürmenin yanlış olduğunu, yerel mahkemece belirlenen tazminata, iş ticari olduğundan hükmettiği ticari faiz kararını kaldırarak kanuni faiz yürütülmesine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın 2012 yılında açıldığını ancak yaklaşık 13 yıldır sonuçlandırılmadığını, 2012 yılı fiyatlarına göre belirlenen tazminatın bugünkü Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi değerlerine göre güncellenmesi halinde ulaştığı değerin daha yüksek çıkmasına rağmen, enflasyon nedeniyle ve mahkemelerin bu kadar ağır işlemesi sonucu 20'de bire düştüğünü, tazminata yürütülmesi gereken ticari faizin kanuni faize çevrilmesinin hem hakkaniyete hem tazminatın ticari oluş gerçeğine aykırı olduğunu faizle ilgili bölümünün ticari faiz olarak düzeltilerek onanmasını talep etmiştir. 2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1808 parsel sayılı (30.314,24 m² yüzölçümlü taşınmazın 15.08.2001 tarihli ve 2713 yevmiye numarası ile 1796 ve 1807 parsel numaralı taşınmazların tevhidi sonucu 15.08.2001 tarihinde tescil edildiği, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/371 Esas, 2011/355 Karar sayılı dosyası ile Orman İşletme Müdürlüğünün tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescil istemiyle dava açtığı, bu davada taşınmazın 2554,49 m² yüzölçümlü kısmının orman vasfıyla kabul edilerek tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verildiği ve iş bu kararın 02.07.2012 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 27.04.2012 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 4. Dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davacı ... Süt Gıda Sanayi ve Ticaret Ürünleri Limited Şirketini temsilen, kendi adına asaleten ...'ın 06.09.2012 tarihinde düzenlenen temlikname ile iş bu davadaki alacağını tüm ferileriyle birlikte ...'e temlik ettiği anlaşılmıştır. Buna göre; dava açıldıktan sonra yargılama sırasında (temlik alan) ...'in iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği alacağı temlik almasından dolayı uğradığı zararı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyen davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı Hazine vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13320, K. 2025/9124, T. 18.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-13320-e-2025-9124-k-58e3bddb393e