Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13306 E. 2025/9366 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13306
- Karar No
- 2025/9366
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/909 Esas, 2024/1986 Karar KARAR : Esastan ret / Yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Marmara Yüksek Teknoloji Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın ... Organize Sanayi Bölgesi adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Organize Sanayi Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Mahallesinde 2016-2017 yıllarında irtifak kamulaştırmalarının gerçekleştirildiği dönemde, organize sanayi bölgesi alanının yer aldığı ... ile birlikte ... ve ... köylerini kapsayan bölgenin, onaylı ... içine alınarak büyük bir sanayi bölgesi olarak planlandığını ve ... işleticileri ile yapılan ön sözleşmelerle temelinde ... Limanını da kapsayacak biçimde büyük bir liman/sanayi bölgesi kurulması yolunda projelendirmeler yapıldığını; ancak daha sonra yaşanan siyasi, hukuki ve mali gelişmelerin söz konusu projenin tatbiki imkânını ortadan kaldırdığını, özellikle davaya konu organize sanayi bölgesi alanının bulunduğu ... Mahallesinin, sanayi lejantından çıkartılarak tarım alanı lejantına alındığını, Zeytin Kanunu ve ilgili mevzuatta yapılan yasal düzenlemelerin kurulacak sanayi alanlarını çok büyük ölçüde kısıtladığını ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan planlama çalışmalarının iptal edildiğini, 2016-2017 yıllarındaki yatırım ve cazibe merkezi olma durumunun huzurdaki davalara konu kamulaştırmalar itibarıyla artık söz konusu olmadığını, belirlenen objektif değer artış oranının hiçbir gerekçeye dayandırılmadığını, kavunun münavebeye alınmasının hatalı olduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf kaldırma kararına uygun karar verilmediğini, dava konusu taşınmazın ... Merkeze daha yakın, konum olarak ana yola cepheli, nitelik olarak verimli tarım arazisi olmasına rağmen ... Mahallesindeki taşınmazlardan daha düşük değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, aynı bölgede 2020 yılında ... Genel Müdürlüğü tarafından yapılan kıymet takdiri ve pazarlık evraklarında müvekkillerine daha yüksek teklifte bulunulmuş olup ... Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu teklifin taşınmazın taban değeri olduğunu, taşınmazın gerçek değerini yansıtmayan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, ... ilçesinin yaklaşık 700-750 mm yağış aldığı, ortalama nem %70'in üzerinde olup verimli ve sulak olduğu gözetilerek gerek iklim koşulları gerek toprak yapısı gerekse sulu tarıma uygun olması bakımından nadasa gerek kalmaksızın yılda iki ürün veya iki yılda üç ürün alınabilecek nitelikte olduğunu, kapitalizasyon faizinin hatalı belirlendiğini, objektif değer artış oranının düşük belirlendiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesi, değer biçilirken de yöre koşullarına uygun münavebe ürünleri seçilmek suretiyle dava tarihinde geçerli olan resmi veri listesi esas alınıp taşınmazın bulunduğu yer İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinde belirtilen masraflarla ekonomik tarım yapılamayacağının değerlendirilip üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ü oranında alınması, dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre %5 kapitalizasyon faizi uygulanması, tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesi, dava konusu taşınmazın davalı taraf adına olan tapu kaydının iptali ile idare adına tesciline karar verilmesi yerinde ise de istinaf denetiminden geçen dosyalarda incelenen dava konusu taşınmaza çok yakın mesafede ve parsel sorgu sisteminden aynı nitelikte olduğu gözlemlenen ... Köyündeki 3541, 3542, 3420 parsel sayılı taşınmazlar için 2017 yılı için benimsenen 74,72 TL/m² birim fiyatı ve uygulanan %500 objektif değer artışı gözetildiğinde işbu dava konusu taşınmaz için benimsenin 29,71 TL/m² birim ve uygulanan %50 objektif değer artışı oranının çelişki doğurduğu, 2017 yılında benzer nitelikteki taşınmazlar için 74,00 TL/m² birim bedelinin kabul edilmesi, aradan geçen dört yıllık zamanda enflasyon farkı ve taşınmazlardaki değer artışları gözetildiğinde tespit edilen 44,57 TL birim bedeli düşük olduğundan taşınmaza uygulanan objektif değer artışının az olduğu anlaşılmakla, taşınmazın konum ve özellikleri ile yukarıda bahsedilen geçmiş yıllara ilişkin kesinleşen kararlar esas alınarak dava konusu taşınmaza % 250 oranında objektif değer artışı uygulanması gerektiği gerekçesiyle resen yapılan hesaplama sonucu kamulaştırma bedeli 1.455.727,93 TL olarak tespit edilerek, fark 831.804,53 TL kamulaştırma fark bedelinin depo edildiğine ilişkin dekontun, davacı idare vekili tarafından dosyaya ibraz edildiği ve davacı harçtan muaf olmadığı halde davacının harçtan muaf gösterilmesi doğru olmadığından kamu düzenine ilişkin bu hususların resen düzeltilmesine karar verilerek davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca yasal faiz uygulanmasına ilişkin hükmün enflasyon ortamında hakkaniyete uygun olmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesince iptal edildiği gözetilerek denkleştirici adalet ilkeleri çerçevesinde yapılacak bir hesaplama veya ÜFE uygulanarak yapılacak bir hesaplamanın hakkaniyete daha uygun olacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/ 10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda davalılar vekilinin faiz uygulanırken başlangıç tarihi ve niteliğine ilişkin olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (bilâ tarihli temyiz dilekçesi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas- 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve " dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar" Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hal böyle iken, eldeki derdest somut davada davalılar vekilinin faiz hükmüne yönelik talebine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 19.06.2025