Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13157 E. 2025/10773 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13157
Karar No
2025/10773
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/16 Esas, 2024/382 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 66 ada 48 parsel sayılı taşınmazın İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/109 Esas, 2004/91 Karar sayılı kararı ile 480,47m²’lik kısmının tapusunun iptal edildiğini, davacının uğramış olduğu zararın giderilmesi gerektiğini belirterek mahkemece belirlenecek tazminatın ve arta kalan kısımdaki değer kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.03.2014 tarihli ve 2012/760 Esas, 2014/112 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 13.03.2014 tarihli ve 2012/760 Esas, 2014/112 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, taşınmazın makul ve gerçek değerinin saptanmasında dava tarihi değil, mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği tarihin esas alınması gerektiğini, taşınmazın arsa olarak kabulü halinde değerlendirme tarihi olan mülkiyetin el değiştirdiği ve hükmün kesinleştiği tarihten önceki tarihlere ait özel amacı olmayan satışlar emsal alınarak, emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda bu yöntemlere uyulmadığından taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgeden, benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihinden önceki-yakın-tarihli satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15.12.2020 tarihli ve 2017/57 Esas, 2020/325 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 15.12.2020 tarihli ve 2017/57 Esas, 2020/325 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan incelemede; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazların satışına ilişkin akit tabloları Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların 2004 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazların ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden değer biçilmesi nedeniyle yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, ilk karar yalnızca davalı Hazinenin temyizi üzerine bozulduğu halde, bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bozma öncesi bedeline hükmedilmeyen 23 m² ve 103 m²’lik eklentilerin de bedeli hesaplanmak suretiyle davalı lehine oluşan usulî kazanılmış hakkın ihlal edilmesi, dava konusu taşınmazda yer alan yapıların değerlendirme tarihi itibarıyla 31-32 yaşında olduğu tespit edilmiş olup Aşınma Payları Hakkındaki Cetvele göre çelik ve betonarme karkas cinsinde 31-40 yaş aralığındaki bina için % 32 oranında yıpranma payı düşülmesi gerekirken, gerekçesi gösterilmeden % 25 oranında yıpranma payı düşülmesi, davanın kısmen reddi durumunda davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretini geçemeyeceğinin gözetilmemesi doğru görülmediğinden Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, emsalin eski tarihli olduğunu, yapı bedelinin düşük belirlendiğini, kesilen düzenleme ortaklık payı oranının yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; tazminat şartlarının oluşmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, arta kalan alandaki fahiş değer kaybına hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2.Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru ise de; hükme esas raporda bilirkişi kurulunca emsal alınan taşınmazın 2012 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden ve dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, taşınmazın 26.09.2003 tarihli akit tablosuna göre satış işlemi hissedarlar arası ve eski tarihli satış olup, özel amaçlı olan bu satış değerlendirmede esas alınamayacağından, rapor inandırıcı görülmemiştir. 4. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ve dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, yerinde değildir. 5.Dava konusu taşınmazda bulunan 23 m² ve 103 m²’lik eklentilerin ilk karara esas alınan bilirkişi raporunda da bedeli hesaplandığı halde maddi hata sonucu ikinci bozma ilamında 23 m² ve 103 m²’lik eklentilerin ilk kararda bedeline hükmedilmediği belirtilmiş ise de, maddi hataya dayalı bozma kararları taraflar lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmeyeceğinden, 23 m² ve 103 m²’lik eklentilerin de bedeline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde aza hükmedilmesi hatalıdır. 6. Dava konusu taşınmazda yer alan yapıların değerlendirme tarihi itibarıyla 39 yaşında olduğu tespit edilmiş olup Aşınma Payları Hakkındaki Cetvele göre çelik ve betonarme karkas cinsinde 31-40 yaş aralığındaki bina için %32 oranında yıpranma payı düşülmesi gerekirken, cetvelde yer almayan oranda %39,12 yıpranma payı düşülmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 08.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13157, K. 2025/10773, T. 08.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-13157-e-2025-10773-k-3a5f8f9977ab