Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13076 E. 2025/10431 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13076
- Karar No
- 2025/10431
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2435 Esas, 2024/3321 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/22 Esas, 2023/362 Karar
Taraflar arasındaki sahte nüfus cüzdanı ve vekâletnameye dayalı olarak tapuda yapılan satış nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek maliki olan ...'nın nüfus cüzdanı bilgileri kullanılmak suretiyle sahte nüfus cüzdanı oluşturulduğunu ve vekâletname tanzim edildiğini, oluşturulan vekâletname ile Aydın ili, Didim ilçesi, ..., 140 ada 2 parseli satış yoluyla edindiğini, satıştan kısa bir süre sonra gerçek malik ...'ın davaya konu satışı gerçekleştirmediğini öğrendiğini, gerçek malikin müvekkil aleyhinde Didim Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/570 Esas, 2009/381 Karar sayılı dosyasıyla tapu iptali ve tescili davası açtığını, mahkemece tapunun iptaline karar verildiğini, satışı gerçekleştiren kamu görevlileri aleyhinde "Görevi kötüye kullanma" suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece mahkûmiyetlerine karar verildiğini, ceza dosyalarının temyiz incelemesinden onanmak suretiyle kesinleştiğini, taşınmaz için ödenen bedel ile tapu iptal ve tescil davasındaki yargılama giderlerinin davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki koşulların oluşmadığını, sahte vekâletnameyi düzenleyenlerin eylemleriyle illiyet bağının kesildiğini, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, faize ilişkin hükmün hatalı tesis edildiğini, tapu iptal ve tescil davasında yapılan yargılama giderlerinin tazminat bedeline ilave edilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararın davacı vekilince istinaf edilmediği halde usuli kazanılmış hak ihlâl edilerek tazminat bedelinin belirlenmesinin hatalı olduğunu, bedelin fahiş olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, 20.09.2007 tarihinde satın aldığı 140 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, devrinde kullanılan vekâletnamenin sahte olduğundan bahisle, eski malikinin açtığı dava üzerine, davacı adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile eski malik adına tesciline karar verilmesi nedeniyle, uğranılan zararın tazmini istemiyle 20.07.2009 tarihinde, 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde eldeki davayı açtığı, Didim Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/570 Esas, 2009/381 Karar sayılı ilâmının kesinleşmesi ile davacının zararı oluştuğu, ayrıca 12.03.2019 tarihinde onama suretiyle kesinleşen Didim (Yenihisar) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/592 Esas, 2010/618 Karar sayılı kararı ile de satış işleminin sahte vekâletname ile yapıldığı dolayısıyla 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında, devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının gerçek zararının karşılanması gerektiği, davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu, dava konusu taşınmazın dosyaya celp edilen belgelere göre arazi olarak nitelendirilmesinin yerinde olduğu, hükme esas alınan 13.06.2023 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın, kuru kapama zeytinlik niteliğinde olduğu kabul edilmesi ve net gelir hesabı yapılarak taşınmazın değerinin belirlenmesi ve talep arttırım dilekçesi doğrultusunda karar verilmesinde yöntem olarak isabetsizlik olmadığı ancak; kapama zeytinlik olarak belirlenen taşınmaz için, zeytin ürününün var yılı yok yılı yaşayan ürün olma özelliği dikkate alınarak 2 yıllık (2008-2009) verim ortalaması üzerinden 2009 yılına ait gider ve fiyat esas alınarak hesap yapılması ve net gelirin hesaplanmasında, maliyet cetvelinde yer alan üretim giderlerinin, brüt gelirin 1/3'ünden az olamayacağı gibi, üretim giderinin brüt gelirin %50'sine yakın olması hâlinde de, ekonomik tarımdan bahsedilemeyeceğinden, Türkiye ortalamasına göre, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ü olarak hesaplama yapılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararının sadece davalı Hazine vekilince istinaf edilmiş olmasına rağmen Dairemiz kaldırma/gönderme kararından sonra, oluşan usuli müktesep hak göz ardı edilerek fazladan tazminat bedeline hükmedilmesi, yargı harçlarından muaf olan davalı Hazinenin harçla yükümlü tutulması yerinde görülmediğinden davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; usul ve kanuna aykırı olan kararın istinaf talepleri doğrultusunda bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu Aydın ili, Didim ilçesi, ..., 140 ada 2 parsel sayılı taşınmazın gerçek maliki olan ...'ın nüfus cüzdanı bilgileri kullanılmak suretiyle sahte nüfus cüzdanı oluşturulduğunu ve vekâletname tanzim edildiğini, ... Noterliği'nin 17692 yevmiye nolu ve 18.09.2007 tarihli işlemiyle tanzim edilen vekâletnameyle davacının taşınmazı 20.09.2007 tarihinde edindiğini, gerçek malik tarafından müvekkil aleyhinde Didim Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/570 Esas sayılı dosyasıyla tapu iptal ve tescil davası açıldığı, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, eldeki davanın ise 24.07.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
3. Dava konusu taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, aşağıda yazılı kalan harcın istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava sahte nüfus cüzdanı ve vekâletnameye dayalı olarak tapuda yapılan satış nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taleple bağlılık ve aleyhe hüküm verme yasağı gözetilerek istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizce kararın onanmasına karar verilmiştir. Dairemizin onama kararı yerinde olmadığı gibi delillerin değerlendirilmesi de isabetli değildir. Davacı taraf dilekçesinde satın aldığı taşınmaza 27.11.2008 tarihinde tohum atmak üzere gittiğinde komşu parsel malikinin söz konusu taşınmazı kendisinin kiraladığını belirterek engel olması üzerine kuşkulandığını ve 28.11.2008 günü savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ifade etmiştir. Yine dosya kapsamındaki Didim Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/4320 soruşturma nolu dosyasında ...’ın müşteki sıfatıyla alınan 01.09.2009 tarihli ek ifade tutanağında özetle: “… İstanbul’a ...’den bizzat vekaletname almak için gittiğini ancak 5-6 senedir tanıdığı emlakçı ...’in önceden verdiği kimlik bilgilerine istinaden bir yıl önceden vekaletnameyi noterden hazırlattığını taşınmaz maliki ile tanıştırdıklarını kendi hesabından ... hesabına ödeme yaptığını, nüfus kaydından Burdur’lu olduğunu bildiği halde ... olduğunu söyleyen kişinin Burdur’lulara özgü olmayan konuşmasından hiç şüphelenmediğini, kendisinin ... Tapu Müdürlüğünden emekli olduğunu …” beyan etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre: dava konusu Aydın ili, Didim ilçesi, ..., 140 ada 2 parsel sayılı taşınmazın gerçek maliki olan ...'ın nüfus bilgileri kulanılarak oluşturulan sahte nüfus cüzdanı ve dublör kullanılmak suretiyle .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ve 18.09.2007 tarihli işlemiyle tanzim edilen vekâletnameyle ... ve ... oğlu 1972 Hekimhan doğumlu davacı ...’ın kardeşi 1959 Hekimhan doğumlu ...’ın gerçek malik ...’ın vekili olarak tayin edildiği, davacının vekalet düzenlendikten 2 gün sonra taşınmazı ... vekili sıfatıyla hareket eden kardeşi ...’ tan 20.09.2007 tarihli 10151 yevmiye numaralı işlemle satın aldığı, gerçek malik tarafından ... aleyhine Didim Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/570 Esas, 2009/381 karar sayılı dosyasıyla açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda, davacı ... adına olan tapu kaydının iptal edildiği ve ... tarafından mülkiyet hakkının kaybedildiği iddiasıyla tazminat davası açıldığı anlaşılmaktadır. Vekil ... vekâletnamenin Emlakçı ... tarafından bir yıl önce hazırlatıldığını ifade etmesine rağmen satışın vekaletnamenin düzenlendiği tarihten bir yıl sonra değil iki gün sonra tapuda gerçekleştirilmesi, gerçek malikin satış için vekalet verdikten sonra satışın yapılıp bedelinin hesabına aktarılması için bir yıl beklemesi, 2 gün önce vekaletname verebilecek durumda olan gerçek malik ...’nin 2 gün sonraki satışı kendisinin değil alıcı ...’nin kardeşi olan vekili vasıtasıyla yapması, gerçek malikin vekili olan ve tapudaki devir işlemlerine emekli tapu memuru olması nedeniyle vâkıf olan ...’ın gerçek malikin dublörünün farklı konuşma ve tavırlarından hiç şüphelenmemesine rağmen satıştan 14 ay sonra satışın sahte olabileceğinden kuşkulandıklarını beyanla suç duyurusunda bulunmaları bunun üzerine gerçek malikin de durumdan haberdar olarak tapuyu iptal ettirmesi sonucunda Hazinenin sorumlu tutulduğu tazminat davasının yolunun açılması hayatın olağan akışına uygun değildir. Tüm dosya kapsamı ile sabit olan olay örgüsü dikkate alındığında aldatma olgusunu anlayabilecek ve bilebilecek durumda iken ağır kusur ve ihmalleriyle tapunun iptali sonucunun doğmasına sebebiyet veren davacı tarafın zararı ile tapu sicilinin tutulması arasında illiyet bağı kesilmiş olup 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmedir. Bu sebeple kararın BOZULMASI gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum. 03.07.2025