Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12825 E. 2025/8925 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12825
- Karar No
- 2025/8925
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1217 Esas, 2024/1469 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazda ecrimisil (haksız işgal tazminatı) istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş, bu karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili,... ilçesi,... 5675 ile 3519 parsel sayılı taşınmazların tamamının tapu kayıtlarına 24.09.2014 tarihinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 7 nci maddesi gereği kamulaştırma şerhi işlendiğini, 24.09.2014 tarihinde taşınmazlar üzerine konulan kamulaştırma şerhi sebebi ile müvekkilinin taşınmazlardaki tasarruf hakkının yıllardır engellenmiş olduğunu, müteahhit olan müvekkiline bu 2 taşınmazın tevhidinin sağlanması sebebiyle davacının 1000 kişilik yurt yapmak için yurt projesini hazırlayıp işlemlere geçeceği sırada yan yana olan bu iki taşınmazın kamulaştırılmış olması sebebi ile projenin gerçekleştirilemediğini, müvekkilinin 1000 kişilik yurdu 2014 yılında yapabilseydi devletten alacağı %50 den fazla teşviklerle elde edeceği ekonomik değerden mahrum kaldığını, kamulaştırma kararından yıllar sonra davalı idare tarafından 5625 parsel sayılı taşınmaz için ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/360 Esas sayılı dosyası ile, 3519 parsel sayılı taşınmaz için ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/358 Esas sayılı dosyası ile kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın davalı idare adına tescili için açılmış olan davaların derdest olduğunu, 2018/360 Esas sayılı davada belirlenen 3.374.649,68 TL bedelin ve 2018/358 Esas sayılı dosyada belirlenen 1.465.318,75 TL bedelin çok düşük olduklarını, müvekkilinin mesleğinin müteahhitlik olması ve taşınmazları bilmesi sebebi bu değerin yaklaşık 18.000.000,00 TL civarında olduğunu düşündüğünü, ... ili ... ilçesi, ... 5625 parsel sayılı 6.893,23 m² arsa nitelikli taşınmaz ile ... İli, ... İlçesi ... 3519 parselde kayıtlı 4.125,00 m² arsa nitelikli taşınmazın tamamının tapu kayıtlarına 24.09.2014 tarihinde 2942 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereği koyulan kamulaştırma şerhinin konulduğu tarihten itibaren her bir taşınmaz için ayrı ayrı bilirkişi incelemesi sonucu belirlenecek tazminata hükmedilmek üzere şimdilik 5.000,00 TL belirsiz ecrimisil alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare cevap dilekçesinde özetle; davacının davasında hizmet kusuruna dayandığını, bu durumda idarenin hizmet kusurundan kaynaklı tüm davalarının idari yargıda görülmesi gerektiğinden sebeple yargı yolu itirazlarının bulunduğunu, ayrıca yetkili Mahkemelerin ... Mahkemeleri olması sebebi ile yetki itirazında bulunduklarını, tapu siciline kamulaştırma şerhi koydurulmasının kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilemeyeceğini, tapu idaresi tarafından silinebilecek şerhe istinaden müvekkil idare aleyhine dava yöneltilmesinin mümkün olamayacağını, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince harca esas değerin dava dilekçesinde gösterilmesi gerektiğini, tapuya kamulaştırma şerhi koyulmasının hukuki veya fiili el atma olarak nitelendirilmediğini, davada fiili el atmanın mevcut olmadığını ve hukuki el atmada da ecrimisil talebinin mümkün olmadığı nazara alınarak müvekkil idarece açılan kamulaştırma davalarının varlığı karşısında davacının davasının hukuki yarar yokluğu sebebi ile reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 01.02.2023 tarihli ve 2023/302 Esas, 2023/206 Karar sayılı kararı ile kararın miktar itibarıyla kesin olduğundan bahisle istinaf başvurusunun reddine verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemeyeceği, esasa girilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı idarenin acele el koyma kararı almak için açtığı değişik iş davalarında alınan bilirkişi raporlarını, kamulaştırma bedelinin tespiti için açtığı 2018/358 Esas ve 2018/360 Esas sayılı davalarda alınan bilirkişi raporlarında ziraatçi bilirkişi tarafından taşınmazlarda fidanlık olduğu kullanılmayan bina olduğu açıkça yazıldığı hâlde, dosya kapsamında gidilen keşifte taşınmazlarda bina ve fidanlıkların olmadığı görülmesi karşısında dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığı sabit olduğu gibi ticari arsa olan ve yüzölçümü çok büyük olan arsaların, kamulaştırma işlemi ve devamında uygulanan şerh nedeniyle müvekkilin tasarruf yetkisinin tamamen kısıtlanmasını, müvekkilin mülkiyet hakkının yıllarca kullanılmaz hale gelmesinde müvekkilin bir zararının olmayacağı, tazminat hakkının doğmayacağı yönünde kanaatle davanın reddine karar vermesinin kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ecrimisil bedelinin düşük tespit edildiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazda ecrimisilin tahsili istemine ilişkindir 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Kamulaştırmasız el atılan taşınmazda ecrimisilin tahsilinin talep edilebilmesi için taşınmaza haksız olarak fiilen el atılması gerekir. 3. Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına 2942 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereği şerhin tescil edildiği 24.09.2014 tarihinde davalı idarece dava konusu taşınmazlara fiili olarak el atıldığı ispatlanmadığı, sadece kamulaştırma şerhinin varlığı davalı idarece el atıldığının kabulü için yeterli olmadığı gibi ,dava konusu taşınmaza ilişkin idarenin 2942 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca acele el koyma talep ettiği ve 01.12.2017 tarihinde mahkemece el koyma kararı verildiği anlaşıldığından, davalı idarenin bu durumda haksız el atmasından bahsedilemeyeceği gibi dava konusu taşınmazlar için davacı idarece açılan tespit ve tescil davalarının da derdest olduğu gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.