Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12768 E. 2025/11013 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12768
Karar No
2025/11013
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2250 Esas, 2024/2394 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Muradiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/364 Esas, 2023/355 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli ile ecrimisilin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veva her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi altıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Ecrimisil bedeli olarak hüküm altına alman ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesin olan 378.290,00 TL'nin altında kalmaktadır. Bu nedenle; davalı idare vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı idare vekilinin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedeli yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Van ili, ..., ... Mahallesi, 402 parsel sayılı taşınmaza fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin ve ecrimisilin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımı definde bulunduklarını, müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu edilen taşınmaza müvekkilin herhangi bir müdahalesinin veya el atmasının söz konusu olmadığını, kamulaştırmasız el atmadan bahsedilebilmesi için taşınmaza sahiplenme amacı ile kamulaştırma yetkisine sahip bir idare tarafından daimi olarak el atılması gerektiğini ileri sürerek bahsedilen tüm nedenlerle davanın reddine ve yargılama giderleriyle ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, el atma tazminatının ve ecrimisilin tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kamulaştırmasız el atma şartlarının oluşmadığını, kapitalizasyon faiz oranının hatalı belirlendiğini, taşınmazın nitelikleri göz önüne alındığında objektif değer artışı verilmemesi gerektiğini, ecrimisil bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bedelin fahiş olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda kanal öncesi de sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca o yörede mutat olarak ekilen münavebe ürünleri Buğday, B.samanı, Yonca verileri esas alınarak olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilerek taşınmazın m2 birim fiyatının dava tarihine göre 71,89 TL olarak hesaplanmasında, hesaplamaya esas alınan ürünler ile kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak alınmasında, dosya kapsamı ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama Sisteminden edinilen bilgilere göre özelliği ve durumu dikkate alındığında %35 oranında objektif değer artışı uygulanmasında, ecrimisilin net gelir üzerinden hesaplanmasında ve miktarında, bilirkişi heyeti raporu, 29.09.2022 tarihli keşif sırasında yapılan hakim gözlemi, keşif sırasında çekilen fotoğraflara göre devamlı olarak dere yatağı haline gelen kısmın tapu kaydının iptali ile bedeline hükmedilmesinde, kamulaştırmasız el atma bedelinden davalı tarafın sorumlu tutulmasında, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde istinaf edenin sıfatı ve istinaf nedenlerine göre bir isabetsizlik görülmediği, dava konusu taşınmazın tapu kaydında dava tarihinden sonra konulan 14.06.2022 tarihli kıyı kenar şerhi yer almakta ise de, somut olayda davacı tarafın dava konusu taşınmazın dere yatağı haline geldiği iddiasına dayalı fiili el atma nedeniyle tazminat ve ecrimisil talebinde bulunduğu, dava dilekçesinde kıyı kenar çalışmalarına yönelik bir anlatım ve tazminat talebi bulunmadığı, davacının hali hazır durum itibari ile taşınmazın tamamının maliki olduğu, davacı aleyhine açılan bir tapu iptali ve tescil davası da bulunmadığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması gerektiğinden, dava tarihinden sonra konulan kıyı kenar şerhi nedeniyle husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekmediği, hükmedilen tazminattan davalı ...'nin sorumlu tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın tazminat bedeline eklenmesinin yerinde olmadığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli ile ecrimisilin davalı idareden tahsili talebidir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin davacı tarafa ödenmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Dosyaya sunulan 01.11.2022 tarihli fen raporunda, davaya konu taşınmazın 21.900 m2 olduğu, 11.571,56 m2'lik kısmın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, taşınmazın batısında sel yatağı bulunduğu, taşmalar nedeniyle taşınmazın bir kısmının sel yatağında kaldığını, bir kısmının ise sel yatağının sınırlarının genişlemesi ve taşmalar nedeniyle çakıllı ve kumluk alana dönüştüğü, taşınmazın 12.204,13 m2'lik kısmının ıslahının ve kullanılmasının mümkün olmadığı tespit edilerek kamulaştırmasız el atma bedelinin hesaplandığı, ancak; el atılan taşınmazın 4.065,93 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı anlaşıldığından bu kısım yönünden davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğinin düşünülmemesi ve kıyı kenar çizgisi dışında kalan ve dere yatağında bulunan kısımların alanı net olarak tespit edilerek sadece bu kısımların bedelinin verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile fazla bedel tespiti bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davalı İdare Vekilinin Ecrimisil Bedeline İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, B.Davalı İdare Vekilinin Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Bedeline İlişkin Temyizi Yönünden; 1.Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davalı idare vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde olduğundan, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli ile ecrimisilin tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı idare vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin esastan reddine ilişkin hükmünün Dairenin çoğunluk görüşü doğrultusunda bozulmasına karar verilmiş ise de bu görüşe katılmamaktayım. Şöyle ki; Davacı vekili dilekçesinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle davalı idare tarafından yapılan çalışmalar sonucu taşınmaza haksız olarak el atıldığını belirterek taşınmaz bedelini istemiştir. Bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişi beyanına göre taşınmazda bulunan dere yatağının ... tarafından yapılan çalışmalar sonucunda oluştuğu, taşınmazın bir kısmının sular altında, sel yatağı ve buna bağlı olarak çakıllık-kumluk olduğu, ıslahının mümkün olmadığı ve kamulaştırılması gerektiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın tapu kaydına dava tarihinden sonra 11571,56 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisine alındığı hususu işlenmiş ise de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 28.11.1956 tarih ve 15/15 sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.5.2017 tarihli ve 2017/ 3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alındığında her davanın açıldığı tarihteki hukuki ve fiili durumuna göre karara bağlanması gerekir. Bu durumda davalı idarenin haksız eylemi sonucu taşınmaza el atılmış olduğu, dava tarihinden sonra taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisine alınmasının sonuca etkili olmadığı düşüncesinde olduğumdan mahkeme kararının onanması gerektiğinden çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12768, K. 2025/11013, T. 14.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-12768-e-2025-11013-k-089cb2a536ef