Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12727 E. 2025/7213 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12727
- Karar No
- 2025/7213
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/432 Esas, 2024/74 Karar DAVA TARİHİ : 04.02.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/223 Esas, 2022/109 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ....Makine İmalatçıları İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare, davalılar ... vd. ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 2249 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı ... Makine İmalatçıları İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu ve kabul etmediklerini belirterek kamulaştırma bedelinin Mahkemece tespitini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ....Makine İmalatçıları İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerine etki edecek objektif değer artış oranının yüksek hesaplandığını, davası açılan ve keşfi yapılan tüm dosyalarına ibraz edilen bilirkişi raporlarında aynı objektif değer artırıcı unsurların belirtildiğini, işbu taşınmazların birbirlerine yakın mesafede olduklarını ve işbu taşınmazların hepsi için aynı objektif değer artırıcı unsurlar tespit edildiği halde, bilirkişilerce işbu taşınmazlara, ''Kadastral Yola Cepheli Olması'', ''Köy Yerleşik Alanı içerisinde Bulunması'' gibi somut ve inandırıcı olmayan gerekçelerle, %30, %50, %75, %160 olarak 4 farklı oran uygulandığını ve taşınmazların değerlerinin farklı bulunduğunu, organize sanayi bölgesi alanı içerisinde bulunan diğer taşınmazlar için açılmış ve Yargıtay tarafından onanmış diğer davalarda 30,19 TL/m² birim fiyatı belirlendiğini, bu emsal kararlar karşısında dava konusu taşınmaza belirlenen metrekare birim fiyatının çok yüksek olduğunu, işbu taşınmazın raporda belirtilen özelliklerine haiz olmadığını, dava konusu taşınmazın şehir merkezine uzak olduğunu, taşınmazın marjinal tarım arazisi olup verimli olmadığını, taşınmazın yakınında sulama sistemi olmadığını, dava konusu taşınmazın üzerinde yetiştirildiği iddia edilen ürünler için yapılan net gelir tespitinin fahiş olarak yapıldığını, bu itibarla arazinin değerinin yüksek hesaplandığını, bilirkişilerin mevkii ve şartları farklı olan taşınmazlar için de aynı arazi değerini bulduğunu, bu hususa da itiraz ettiklerini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bedelinin çok düşük hesaplandığını, taşınmazın arsa vasfında olduğunu, tarla vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın belediye hizmetlerinden yararlandığını, münavebeye verimi ve pazar değeri düşük ürünlerin seçildiğini, kapitalizasyon faiz oranının %3'den daha yüksek alınmasının arazinin yapısı ve somut duruma uygun olmadığını, taşınmazda yetiştirilen ürünler değerlendirilirken dekara ürün veriminin düşük değerden hesaplandığını, objektif değer artış oranının %100'den az olmaması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin hukuki dinlenilme ve savunma haklarının ihlal edildiğini, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazları dikkate alınmadığını ve hatta itirazları dahi beklenilmeden depo kararı verildiğini, dava konusu taşınmazın bedelinin düşük belirlendiğini, bilirkişilerce yan gelir ve münavebe ürünlerin verim miktarları hesaplanırken düşük değerler alınarak hesaplama yapıldığını, seri dava niteliğindeki aynı yerde bulunan parseller için farklı net gelir hesabı yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın açılış tarihinin 2021 yılı olup, 2021 yılı verilerine göre yıllık net gelirin hesaplanması gerekirken 2020 yılı verilerine göre hesaplama yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, objektif değer artış oranının düşük alındığını, kapitalizasyon faiz oranının %4,5 alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen değerin, taşınmazların rayiç değerini yansıtmadığını, objektif değer artışı oranının olması gerekenden daha düşük belirlendiğini, objektif değer artış oranının %80'den daha fazla tespit edilmesi gerektiğini, taşınmazın özellikleri dikkate alındığında kapitalizasyon faizi oranının en kötü ihtimalle %3 olarak belirlenmesi gerekirken %4,5 oranında belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların hiçbirinin dikkate alınmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, buna göre hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre %4.5 oranında belirlenen kapitalizasyon faizi ile %40 olarak belirlenen objektif değer artırıcı unsur oranlarının dava konusu taşınmazın topografik yapısına göre yerinde olduğu, her ne kadar Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2022/3447 Esas, 2022/1340 Karar sayılı dosyasında davalı 2247 parsel sayılı taşınmaz için %35 oranında objektif değer artış oranı kabul görmüş ise de eldeki davada dava konusu taşınmazın geometrik durumu gözetildiğinde %40 objektif değer artış oranının yerinde olduğu, bu bağlamda belirlenen kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, bu suretle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İİk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükmün ve yapılan yargılamanın usul ve kanuna, Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun olduğu anlaşıldığından; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalılar ... vd. ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek ve Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca kamulaştırma bedeline yasal faiz yerine kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarım arazisi niteliğindeki ... ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 2249 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.
3. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri ve aynı bölgeden Dairemize intikal eden dosyalarda kabul edilen oranlar gözetilerek uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.
4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Davacı idare, davalılar ... vd. ve davalı ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar ... vd. vekilinin 28.10.2024 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 4 No’lu “Değerlendirme” görüşüne, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 08.05.2025