Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12286 E. 2025/11069 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12286
Karar No
2025/11069
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/357 Esas, 2024/354 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, Gölbaşı ilçesi, ... Mahallesi 281 parsel nolu 82.000,00 m² yüzölçümlü taşınmazın tapulama nedeniyle 29.11.1954 tarihinde tapuya kayıt ve tescil edildiğini, daha sonra taşınmazın bir kısmının imara girerek 23.838,00 m²sinin düzenleme ortaklık payı olarak kesildiğini, 36.462,00 m²sinin muhtelif imar ada ve parsellerine şüyulandırıldığını bakiye 21.700,00 m²lik kısmının ise 281 parsel olarak kaldığını, daha sonra Gölbaşı Tapu Müdürlüğünce müvekkillerine gönderilen yazı ve ekleri ile ... Mahallesi 281 parseli teşkil eden 21.700,00 m²lik tarla vasfındaki taşınmazın ... Köyü 390 parsel ile mükerrerlik arz ettiğinden Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesi gereğince ... Mahallesi 281 parsel nolu taşınmazın sicilden terkinine karar verildiğini, müvekkilleri tarafından terkinin önlenmesi için dava açıldığı, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 24.03.2011 tarihli ve 2009/518 Esas, 2011/217 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, söz konusu karar neticesinde taşınmazın tapu sicilden terkin edilerek tapu kütüğü sayfasının kapatılmasından dolayı müvekkillerinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.12.2014 tarihli ve 2013/379 Esas, 2014/550 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, davacıların pay sahibi olduğu ve 1953 yılında yapılan tapulama ile oluşan ... mahallesi 281 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 17.10.2008 tarihinde Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca mükerrer olduğuna dair şerh konulduğu, pay sahipleri tarafından Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazineye husumet yöneltilmek suretiyle şerhin iptalinin istendiği, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.2011 tarihli ve 2009/518 Esas, 2009/217 Karar sayılı kararıyla davacıların kullanımında olan ... mahallesi 281 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti daha önce kesinleşen ... Mahallesi 390 parsel sayılı taşınmazla mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 19.04.2012 tarihinde kesinleşme üzerine taşınmazın sayfasının 08.04.2013 tarihinde kapatıldığı, tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak, birbirini takip eden sıralı işlemler olup, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devlet sorumludur. Hal böyle olunca, devletin kusursuz sorumluluğundan kaynaklanan bir zararın oluştuğu ve kadastro işleminden kaynaklanan bu sorumluluğun da 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında tazmini gerektiği muhakkak olup, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; hükme dayanak alınan rapor, taşınmaz üzerindeki mükerrerlik şerhinin kaldırılma imkanının ortadan kalktığı Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.2011 tarihli ve 2009/518 Esas, 2009/217 Karar sayılı kararının kesinleştiği tarih olan 19.04.2012 tarihini yerinde dava tarihinin değerlendirme tarihi olarak alınması, taşınmaz tapu sicilinde ... mahallesinde kayıtlı görünmekte ise de ... mahallesinde bulunan parsellemükerrerlik oluşturduğundan, tapu sayfası kapatılmış olup taşınmazın, ... mahallesinde bulunduğu kabul edilerek değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, ayrıca tapuda tarla olarak kayıtlı taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edilmesine rağmen değerinin emsal karşılaştırması yöntemi ile belirlenmemiş olması nedeniyle hükme yeterli olmadığından, yeniden yapılacak keşifte, özellikle taşınmazın belediye hizmetlerinin hangilerinden yararlandığı, etrafının meskûn olup olmadığı, taşınmazın mevcut durumu itibari ile kullanım şekli, üzerinde bina bulunup bulunmadığı, konumu yani sokağa ve yola olan cephesi, önemli merkezlere uzaklığı, üzerinde yapılaşmaya ilişkin olarak imar durumu gibi hususların özellikle mahkeme hâkimince yapılacak gözlemin ayrıntılı şekilde düzenlenecek keşif zaptına geçirilmeli, taşınmazın değişik açılardan fotoğrafları çektirilerek onaylanıp dosyaya konulmalı ve taşınmaz vasfının açık ve denetime elverişli şekilde tespitine çalışılmalıdır. Buna göre, taşınmazın niteliği arsa olarak belirlenir ise emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerektiğinden, taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihi olan 19.04.2012 tarihinden önce ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınması, gerekli görülürse re'sen emsal getirtme yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için konunun uzmanı bilirkişilerden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren, emsal ile tazminat istemine dayanak taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin karşılaştırıldığı rapor alınması, alınan emsal ile tazminata konu taşınmaza ait Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, tazminata konu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi ve taşınmazın niteliği arazi olarak belirlendiği takdirde ise; arazi niteliğinde bulunan taşınmaza yönelik olarak, sulu olup olmadığı, yerleşim alanlarına uzaklığı, iklim şartları, arazinin toprak ve topografik yapısı ve bölgesindeki konumu gözetilerek oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtilmek suretiyle, taşınmaz üzerinde meyve ağaçları varsa ağaçların cinsleri de dikkate alınmak suretiyle elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılarak tazminat istemine konu taşınmazın değeri, tapu iptal kararının kesinleştiği 19.04.2012 tarihine göre hesaplanmalı, taşınmazın varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri bayındırlık birim fiyatları ve yıpranma oranları gözetilerek değerleme tarihine göre hesaplattırılmalı, bu şekilde tapusu iptal edilen taşınmazın zemin değeri, üzerindeki mütemmim cüz, muhdesat ve sökülemeyen teferruatları esas alınarak, tapu sahiplerinin oluşan gerçek zararları saptanmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 27.12.2017 tarihli ve 2016/333 Esas, 2017/631 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece yapılan inceleme sonucunda,davacıların pay sahibi olduğu ve 1953 yılında yapılan tapulama ile oluşan ... Mahallesi 281 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 17/10/2008 tarihinde Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca mükerrer olduğuna dair şerh konulduğu, pay sahipleri tarafından Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazineye husumet yöneltilmek suretiyle şerhin iptalinin istendiği, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.2011 tarihli ve 2009/518 Esas, 2009/217 Karar sayılı kararıyla davacıların kullanımında olan ... Mahallesi 281 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti daha önce kesinleşen ... Mahallesi 390 parsel sayılı taşınmazla mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 19.04.2012 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 07.10.2013 tarihinde açıldığını, dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, ... mahallesi 281 parselde kayıtlı iken ... Mahallesi 390 parsel sayılı taşınmazla mükerrer olduğu gerekçesiyle tapu kaydı iptal edilen arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğrudur. Ancak; hükme esas alınan bilirkişi raporunda kıyası emsal olarak incelenen ... Mahallesi 112162 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tamamının, ... mahallesi 378 parsel sayılı taşınmazın ise 1/4 hissesinin satışı limited şirkete yapılmış olup serbest satış niteliği taşımadığından emsal alınması uygun olmadığı gibi dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların değerlendirme tarihlerindeki Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından re'sen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibariyle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazların ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibariyle fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden hüküm kurulması mümkün olmadığından, bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın vasfının hatalı belirlenidğini, bilirkişi incelemesinin eksik ve yetersiz olduğunu, rayiç değerin üzerinde bedel belirlendiğini, emsal karşılaştırmasının doğru yapılmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 14.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12286, K. 2025/11069, T. 14.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-12286-e-2025-11069-k-6e08eab9c5ea