Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12211 E. 2025/9362 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12211
- Karar No
- 2025/9362
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2234 Esas, 2024/1459 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ... sınırları içerisinde bulunan ... Mahallesinde kain tapunun 13322 ada 1 (eski 229) parselinde kayıtlı olan taşınmazın 04.09.1979 gün ve 1 nolu tapu ile tamamı 118.232 m² olan 81 parselin 59.116 m²'lik hissesini satın alan ...'un kanuni mirasçıları olduğunu, ... Sulh Hukuk Mahkemesinde 11 Ocak 1926 tarihinde açılmış olan ortaklığın giderilmesi davasında üç kez Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 11.01.1940 tarih ve 1940/1 Esas ve 15 Karar Sayılı karar sonucunda, toplam 23.079.766 m² olan arazinin 878.564 m²lik ziraate elverişli kısmının davanın tarafları arasında paylaştırıldığını, tarıma elverişli olmadığını, tarımsal alan dışında değerlendirilen ve paylaştırılması da uygun görülmeyen 22.201.202 m²lik taşlık ve fundalık (maki) olan bölümün de satışına karar verildiğini, bu kararın infazı amacıyla ... Ceza Mahkemeleri Başkatipliğince Satış Memurluğu sıfatıyla, arazi açık artırma suretiyle ihaleye çıkarıldığı ve ihaleye katılıp pey sürenlerden ... ve ... .... adlı kişilere arazinin tamamının satıldığını, ... Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 11.01.1944 tarih 944/2 sayılı tescil yazısı ile anılan arazinin alıcıları adına tescil edildiğini, söz konusu taşınmaz ... .... ve ... adına geçtikten sonra ... ...’ün, hissesini ... oğlu ...'na sattığını ve daha sonra bu yerlerin 3 kısma ifraz edildiğini, ifraz sonrasında çeşitli satışlar ve tedavüller gördüğünü ve bu satış ve tedavüller yıllarca pürüzsüz ve ihtilafsız devam ettiğini, ... mevkiinde 229 parsel ile ilgili ilk kadastro tespitine 1963 yılında başladığını ve bu bölge orman tahdit sınırı içerisinde bulunduğundan tapulama dışı bırakıldığını, 1975 yılında orman Kadastro komisyonunca 6831 sayılı Kanun'un I-j maddesi ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci maddesi gereğince orman rejiminden çıkarıldığını, 1980 yılında Orman Kadastro Komisyonu kararı gereğince Hazine adına tespit edildiği, ikinci tapulaması yapıldığını, muris tarafından açılan mahkeme 23.08.1994 tarihli ve 1998/302 Esas, 1994/2475 Karar sayılı kararı ile davacıları arasında davacıların da bulunduğu davayı esastan reddedildiğini, Devlete güvenerek yıllarca sahip oldukları tapulu evleri ve kendilerine uğraş edindikleri arazilerin bedelsiz olarak ellerinden alındığını, davacıların bu nedenle mağdur olduklarını, davacıların mülkiyet hakkının yok sayılıp ortadan kaldırıldığını müvekkillerinin ihale alıcısı konumunda olup müvekkillerin murisinin tapu kayıtlarına ... ilkesi gereğince satın aldığı ve daha sonra mahkeme kararı ile tapusu iptal edilen eski 229 parsel sayılı taşınmazdaki hissenin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci madde hükümleri çerçevesinde dava tarihindeki değerinin tespit edilerek müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu 229 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında Hazine adına tespit edildiğini, şahıslarca itiraz üzerine .... Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararıyla Hazine adına tescil kararı verdiğini, kararın kesinleştiğini, bu karara göre davacıların dayandıkları eski tapu ile 229 parsel sayılı taşınmazda mülkiyet haklarının olmadığının kesin hükme bağlandığını, Hazinenin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili davacıların ... 229 parselde 04.09.1979 Tarihli ve 1 No’lu tapu ile tamamı 118.232 metrekare olan 81 parselin 59.116 metrekarelik kısmını satın alan ...’un kanuni mirasçıları olduğunu, 229 parselin de içinde bulunduğu sahanın, 1980 yılında Orman Kadastrosu Komisyonu kararı gereğince Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, davacılar murisi tarafından tespite itiraz edilerek Kadastro Mahkemesinde dava açılsa da dava reddedilmiş ve davacıların resmi senetlere, tapu kaydına güvenerek iktisap ettiği taşınmaz üzerindeki mülkiyetinin hakları haksız şekilde sona erdirildiğini, tapu kaydının tüm tedavülleri incelenerek düzenlenen rapora dikkatlice bakıldığında 1926 yılında ... Sulh Hukuk Mahkemesinin satış kararıyla gerçekleşmiş, 1944 yılında ... ve ... ... adına Yargıtay incelemesinden sonra tescil edilmiş, ... ... hissesi ...'na satılarak 1953 yılında... ve 49 paydaşa satıldığı, 1958 yılında ...'na ve 1979 yılında, ... ve ... ve ...'nun satışıyla da muris ...'a satıldığı, müvekkillerinin murisi sadece tapu kaydına güvenerek 4. Satış işlemi olarak almış olup tapu kaydının tesisi aşamasındaki sorunlardan dolayı davacıların sorumlu tutulamayacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazlara dayanak eski tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli olduğu halde buna itibar edilmeden ... Sulh Hukuk Mahkemesinin kararına göre miktarının çok üzerinde yüzölçümleri belirlenerek izale-i şuyu davası sonucunda satış yapıldığı ve buna göre tapuda infaz yapıldığı, bu davanın yüzölçümün arttırılması davası olmadığı, yapılan kadastro çalışmasında 590 ve 229 parsel sayısında tespit gördüğü, vaki itiraz üzerine tespite dayanak alınan tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğu ve tapu miktarı kadar kısmın başka parsellerde tapu malikleri adına tespit ve tescil edildiği kabul edilmek suretiyle hazine adına tesciline karar verildiği ve hükmün derecattan geçerek kesinleştiği, davacının kayda dayalı haklarının bulunmadığı ve tazminat talebi yönünden tapu memurunun kusurundan bahsedilemeyeceğine göre ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti yönünden yapılan incelemede, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 üncü maddesine göre maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi halinde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak karar bu yönden düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca müvekkillerinin taşınmaz mülkiyetini ilk tesis ettiren malik olmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi olarak tapu kaydına güvenen kişilerin mirasçıları olduklarını, davanın bu yönüyle incelenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; ... ili, ... Köyünde bulunan kayden 1.838.000 m² yüzölçümlü taşınmazla ilgili olarak, 1926 yılında ... Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda, mahkemece 11.01.1940 tarihli ve 15/1 sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği, ancak kararda, tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil, hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m²lik kısmın satışına karar verildiği, ilama dayalı olarak yapılan açık artırmada, taşınmazın ... ve ... ... adına tescil edilmesinden sonra, 13.04.1944 tarihli ve ... sıra nosu ile oluşan tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tâbi tutulduğu, maliklerin talebi, Tapu ve Kadastro Müdürlüğünün 19.07.1968 tarih ve 5572 sayılı oluru ile 1/5000 ölçekli ... Planına bağlı olarak yapılan ifrazlar sonucu taşınmazın çok fazla parçaya bölündüğü, davacılar murislerinin bu taşınmazlardan hisse satın almak suretiyle taşınmazı edindiği; ancak taşınmazın bulunduğu yerde 1980 yılında yapılan tapulama çalışmalarında davacıya ait tapu hiçbir parsele revizyon görmeyerek kayıt kapsamındaki alanın 229 parsel olarak makilik vasfı ile Hazine adına 9.298.589 m² yüzölçümü ile tespit gördüğü ve bu taşınmazla ilgili ... Kadastro Mahkemesinde 06.12.1982 tarihinde açılıp 2004/1 Esas sayılı dosya üzerinden karara bağlanan davada, söz konusu taşınmazın tapu kaydının dayanağını oluşturan izale-i şuyu davasında yüzölçümünün 1.838.000 m²den 22.201.202 m²ye çıkarılarak tescilin dayanağının yolsuz olması ve taşınmazların bulunduğu sahanın 1946 yılında 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman tahdidi ile orman sınırları içerisine alındığı, 1952 yılında makiye tefrik edildiği ve 1976 yılında da orman sayılmayan makilik olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu alan Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmakla beraber öncesinin Devlet Ormanı olması nedeniyle tespite itiraz davasının reddi ile yüzölçümü düzeltilerek taşınmazın fazlasının Hazine adına tesciline karar verildiği ve söz konusu kararın 01.07.2008 tarihinde kesinleşmesinden sonra 26.05.2015 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 3. Bölge Adliye Mahkemesince, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu ise de somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.