Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4916 E. 2025/6078 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4916
- Karar No
- 2025/6078
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1519 E., 2025/430 K. İHBAR OLUNAN : TANAP Doğal Gaz İletişim AŞ vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/612 E., 2023/115 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.06.2015 tarihinden 2021 yılının Ocak ayına kadar Biga Kamulaştırma Şefliğinde avukat olarak çalıştığını, davalı Şirketin 11.12.2020 tarihinde işin bitmesini gerekçe göstererek kendileri ile anlaşılmasını, anlaşılmadığı takdirde işten çıkarma yasağı sonuna kadar ücretsiz izne çıkarılacağını beyan ettiğini, taraflar arasında imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının açık irade fesadı sebebiyle geçersiz olduğunu, çalışma döneminde iaşe bedelinin eksik ödendiğini, 6 yıllık süre için iaşe bedelinde hiçbir artış yapılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işten çıkışta ödenen ek ödeme tutarı ile kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanırken davacının işten çıkarıldığı tarih olan 2021 Ocak ayı ücretinin esas alınmadığını, bu nedenle eksik ödeme yapıldığını, kapsam dışı bazı işçilere işyeri yönetmeliğine göre izin kullandırılmasına, meslek ve sorumluluk tazminatı, saha tazminatı, ayni yardım, ilave tediye ve ikramiye ödenmesine rağmen davacıya izinlerinin eksik kullandırıldığını ve bu kalem alacakların ödenmediğini, davalı ile dava dışı Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Projesi Kamulaştırma Direktörlüğü arasında imzalanan hizmet alımı sözleşmesi ek 3 maddeleri gereğince 2020 yılına kadar çalışılan dönemlerde ödenen primin 2020 yılında ödenmediğini, sözleşme gereğince ödenmesi gereken primlerin çok az bir kısmının ödendiğini, davacı avukat olarak çalıştığından kendisine 3 ücret tutarında her yıl için vekâlet ücreti ödemesi yapılmasına rağmen, son yıl için çalıştığı döneme ait vekâlet ücretinin eksik ödendiğini ileri sürerek iaşe farkı, bakiye ücret, bakiye kıdem ve ihbar tazminatı, bakiye izin, makam ve sorumluluk ile meslek tazminatı, saha tazminatı, ayni yardım, ilave tediye, ikramiye, devir, yer teslimi, bütçe denkleştirilmesi ve rıza-i alımdan doğan prim alacağı ile bakiye avukatlık vekâlet ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının avukat olduğunu ve TANAP bünyesinde de avukat olarak istihdam edildiğini, bir hukukçunun usulsüz ya da kanunsuz gördüğü arabulucu anlaşma tutanağını imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının müvekkili Kuruluş kapsamında değil proje kapsamında TANAP Direktörlüğünde istihdam edildiğini, bu nedenle müvekkili Kuruluşun kendi personeli ile aynı haklara sahip olmadığını, davacı ile imzalanan iş sözleşmesinin 6.2 maddesinde davacının açıkça kapsam içi veya kapsam dışı personel olmadığının belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde 18.06.2015 - 11.01.2021 tarihleri arasında çalıştığı, taraflar arasında 11.01.2021 tarihinde ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapıldığı ve anlaşma belgesi düzenlendiği, buna göre davacıya 18.06.2015 - 11.01.2021 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin, hafta tatili ücretleri, prim ve ikramiye alacaklarına karşılık 147.760,78 TL ödeneceği, davacının bu çalışma süresine ilişkin olarak ücret, ikramiye, prim, tazminat vs. herhangi bir nam altında başkaca bir işçilik alacağı kalmadığı konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığı, dosyada yer alan bilgilendirme formunda görüşme tarihinin 06.01.2021 ve muhtemel ayrılma tarihinin 11.01.2021 olarak gösterildiği, davacının arabuluculuk görüşmeleri sonrası anlaşılan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, prim, ikramiye ve vekâlet ücreti alacaklarına ilişkin dava açamayacağı, bu nedenle bakiye kıdem ve ihbar tazminatı, bakiye yıllık izin ücreti, bakiye ücret, ikramiye, prim ve bakiye avukatlık vekâlet ücreti alacakları yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, davacı irade sakatlığı nedeniyle ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu iddia etmişse de avukat olarak haklarının ve imzaladıklarının sonuçlarını bilebilecek durumda olan davacının arabuluculuk tutanağını imzalamak sureti ile arabuluculuk anlaşmasını kabul ettiğinin değerlendirildiği, davacının iddiaları doğrultusunda iaşe bedellerine artış uygulanması gerektiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından iaşe farkı alacağının bulunmadığı, davacının Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği kapsamı haricinde 4857 sayılı İş Kanunu'na tâbi bireysel iş sözleşmesiyle istihdam edildiği anlaşıldığından, makam ve sorumluluk ile meslek tazminatı, saha tazminatı, ilave tediye ve ayni yardım alacağı taleplerinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan arabuluculuk sürecine ilişkin evrak ile davacının yaptığı iş, eğitim durumu ve sosyal statüsüne göre ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının ne anlama geleceğini bilebilecek durumda olması ve davacıya TANAP Kamulaştırma Direktörlüğünün faaliyetlerinin sona ermesi sebep gösterilerek yazılı fesih bildirimi yapılması karşısında, davacının fesih bildirimini kendi el yazısı ve imzası ile 06.01.2021 tarihinde tebliğ aldığı, bilgilendirme formu ile ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 11.01.2021 tarihli olduğu, iş sözleşmesinin işverence feshine dair bildirimden sonra gerçekleşen ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinde davacının ücretsiz izne çıkartılacağı belirtilerek baskı oluşturulduğundan söz edilemeyeceği, şu halde ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali ve bu tutanaktaki alacakların hüküm altına alınması talebinin reddine dair kararın isabetli olduğu, emsal Yargıtay kararları da gözetildiğinde, davacının Boru Hatları ile Petrol Taşımacılık AŞ (BOTAŞ) personeli olmakla birlikte kapsam içi veya kapsam dışı personel statüsünde kabulü mümkün olmadığından, BOTAŞ bünyesinde kapsam dışı personel statüsünde çalıştığı iddiasından kaynaklı alacak taleplerinin reddinde de bir isabetsizlik görülmediği, diğer taraftan BOTAŞ bünyesinde kurulan TANAP Kamulaştırma Direktörlüğünde istihdam edilen işçilerin de 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'da öngörülen şekilde ilave tediyeye hak kazandığının kabulü gerektiği, bilirkişi raporu gözetilerek 2018 yılı Haziran öncesi dönem yönünden davacının ilave tediye alacağına hak kazandığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. TANAP çalışanları ile ilgili Yargıtayın önceki uygulamasına güvenilerek dava açılması nedeniyle davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Yargıtayın görüş değiştirmesi nedeniyle davacının mağduriyetinin giderilmesi için hükmün vekâlet ücreti ve giderler yönünden bozulması gerektiğini, b. İlk Derece Mahkemesinin davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmetmesine rağmen İstinaf incelemesinde de davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedildiğini, Mahkemenin hükmettiği vekâlet ücretinin icra takibi sonrası ödenerek icra takibinin infazen kapatıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile tekrar vekâlet ücretine hükmedilerek mükerrerlik oluştuğunu, c. Davalıdan devir, yer teslimi, bütçe denkleştirilmesi, rıza-i alımdan doğan prim alacağına ilişkin getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler getirtilmeden davanın reddedildiğini, gerekçeli kararda prim alacağına ilişkin taleplere değinilmediğini, bu yönden eksik inceleme yapıldığını, Mahkemenin davalıya müzekkere yazarak prime esas oranları tespit ederek bu hususları değerlendirmesi gerektiğini, reddedilen tüm taleplerin kabulünün gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyizi miktardan reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının ödenmeyen prim alacağı bulunup bulunmadığı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.