Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12159 E. 2025/10998 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12159
- Karar No
- 2025/10998
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1200 Esas, 2024/2070 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumru Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/45 Esas, 2023/213 Karar Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın davalı Hazine yönünden kabulüne, davalılar ..., ... ile ... Bakanlığı yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, birleştirilen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı asıl davada dava dilekçesinde özetle; maliki olduğu Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 160 ada 49 parsel sayılı taşınmazının, tapu sicil müdür yardımcısı davalı ... ve tapu memuru olan davalı ...'ın yetkisiz vekaletnameye dayanarak yapmış olduğu işlemle dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. ne devrinin yapıldığını, devralan bahse konu şirket tarafından ise taşınmazın ... Bankasına ipotek gösterilerek kredi temin edildiğini, işbu olay nedeniyle 600.000,00 TL zarara uğradığını, davalı tapu sicil müdürü ve memurunun yaptığı işten dolayı Devletin sorumluluğunun bulunduğunu, mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini ileri sürerek 600.000,00 TL'nin devlet adına davalı ... Bakanlığından tahsilini talep etmiştir. 2. Davacı birleştirilen davada dava dilekçesinde özetle; asıl davada ileri sürdüğü vakıaları tekrar ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 630.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı ... cevap dilekçesinde özetle; tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı herhangi bir ihmalinin bulunmadığını, hakkında açılan ceza davasında beraatına karar verildiğini, tapu işlemleri nedeniyle davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanşımına uğradığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davalı hakkında açılan ceza davasında beraatına karar verildiğini, davacı tarafından tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davanın kabulle sonuçlandığını, davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Asıl davada davalı ... Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... Bakanlığının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 4. Asıl ve birleştirilen davada davalı Hazine vekili; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaz davacı adına kayıtlı iken yetkisiz vekaletname ile 18.04.2008 tarihinde dava dışı ... tarafından ... San. Tic. Ltd. Şti. ne devredildiği, taşınmaz devredildikten sonra ... Bankası lehine 600.000,00 TL tutarında ipotek tesis edildiği, davacı tarafından tapu iptali ve tescil istemiyle dava açılmış ise de taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkin edilmediği, bunun üzerine davacı tarafından ipoteğin terkini için açılan davanın reddine karar verildiği, taşınmazın cebri icra yoluyla satıldığı, taşınmazın tapu devir işleminin usulsüz olarak gerçekleştiği, tapu memurlarınca vekaletnamedeki yetkisizliğin fark edilmediği, bu nedenle tapu sicilinin tutulmasından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince Devletin sorumlu olduğu, taşınmazın yetkisiz vekaletname ile usulsüz olarak söz konusu dava dışı şirkete devredilip taşınmaza 600.000,00 TL tutarında ipotek tesis edilmesi nedeniyle davacının bu miktarda zararının oluştuğu, açılan davalar nedeniyle zamanaşımının kesildiği, davanın zamanaşımına uğramadığı, asıl ve birleştirilen davaların taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olduğu, asıl davada dava değerinin 600.000,00 TL üzerinden belirlenmiş olması nedeniyle, aynı davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın davalı Hazine yönünden kabulü ile 600.000,00 TL'nin dava Hazineden tahsil edilerek davacıya verilmesine, davalılar ..., ... ve ... Bakanlığı yönünden pasif husumet yokluğundan reddine; birleştirilen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleştirilen davanın da kabulü gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının birleştirilen dava yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, geçerli vekaletnameye istinaden hukuka uygun olarak tapuda devir işleminin gerçekleştirildiğini, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, Hazinenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, bilirkişi raporu alınmadan, taşınmazın değeri tespit edilmeden, ipotek bedeli üzerinden eksik inceleme ile karar verildiğini, taşınmaz satışının muvazaalı işleme dayandığını, taşınmazı devralan şirket temsilcisi ile vekalet eden arasında kardeş, bu kişilerle davacı arasında ise amca-yeğen ilişkisi bulunduğunu, asıl davanın da reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı iken yetkisiz vekaletname ile 18.04.2008 tarihinde ... tarafından ... San. Tic. Ltd. Şti. ne devredildiği, taşınmaz devredildikten sonra 17.04.2009 tarihinde taşınmaza ... Bankası lehine 600.000,00 TL tutarında ipotek konulduğu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/82 Esas sayılı dosyasında, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ancak taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkin edilmediği, davacı tarafından açılan ipoteğin terkini davasının ise reddedilerek kararın kesinleştiği, sonrasında taşınmazın cebri icra yoluyla satıldığı, taşınmazın devir işlemlerinin usulsüz olarak gerçekleştiği, vekaletnamedeki yetkisizliğin tapu memurlarınca fark edilmediği, dolayısıyla tapu sicilinin hatalı tutulmasından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin sorumlu olduğu; her ne kadar davacının uğradığı zararın miktarının belirlenmesinde, zararın meydana geldiği tarihe göre değerlendirme yapılması ve taşınmazın bu tarihe göre niteliğinin ve değerinin bulunması gerekse de dava dilekçesi incelendiğinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmaksızın yalnızca 600.000,00 TL'nin tahsilinin talep edildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) "Taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26 ncı maddesine göre, hakimin tarafların talep ve sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hükmü karşısında, ipotek tutarı olan 600.000,00 TL üzerinden tazminata hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı; asıl dava ile birleştirilen davanın konusunun, taraflarının ve sebebinin aynı olduğu, birleştirilen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın birleştirilen dava yönünden bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın asıl dava yönünden bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı tarafından ... Noterliğinin 31.12.2004 düzenleme tarihli vekaletnamesi ile "T.C. hudutları dahilindeki gerek temsile yetkili bulunduğu, gerekse adına kayıtlı bilumum gayrimenkuller üzerindeki hak ve hisselerinin tamamını dilediğine ve dilediği bedel ile kati olarak satmaya, satış bedelini almaya..." dava dışı ...'in vekil tayin edildiği, anılan vekaletnameye istinaden, 07.04.2008 tarihinde davacının satış suretiyle edindiği dava konusu taşınmazın dava dışı şirkete 18.04.2008 tarihinde satışının gerçekleştirildiği, bu sırada taşınmazı satın alan şirket tarafından ... Bankasından temin edilen kredi karşılığında taşınmazın üzerine 17.04.2009 tarihinde 600.000,00 TL bedelli üst limit ipoteği konulduğu, akabinde davacı tarafından tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, Kumru Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/82 Esas, 2012/162 Karar sayılı kararıyla; bahse konu 31.12.2004 tarihli vekaletname içeriğinden, vekâletname ile verilen yetkinin vekaletnamenin verildiği gün itibarıyla davacının sahip olduğu taşınmazları kapsadığı, vekâletname tarihinden sonra edinilen taşınmazların o vekâletnameye dayanılarak başkasına devredilemeyeceği, satış bedelinin davacıya ödendiğinin de ispat edilemediği, vekilin dürüstlük kuralına aykırı hareket ederek satış işlemini gerçekleştirdiğinden bahisle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, işbu kararın temyiz incelemesinden geçerek 18.02.2015 tarihinde kesinleştiği; ardından davacı tarafından dava konusu taşınmazın üzerindeki ipoteğin terkini istemiyle açılan davada ise, Kumru Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/29 Esas, 2017/188 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafından tapu iptal ve tescil davasının 03.06.2009 tarihinde açıldığı ve işbu davanın davalı bankaya ihbarının 03.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği, dava konusu taşınmaz üzerine tesis edilen 600.000,00 TL tutarlı ipotek tesisi tarihinin ise 17.04.2009 tarihi olduğu, bu durumda 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi gereği ayni hak sahibi davalı bankanın ipoteğin kazanılmasında iyiniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 24.06.2020 tarihinde kesinleştiği; ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle taşınmazın satışa çıkarıldığı, 09.10.2020 tarihinde ipotek sahibi ... Bankasına ihale edildiği, ihalenin kesinleşmesi üzerine ... Bankası adına 11.11.2020 tarihinde tapuya tescil edildiği, taşınmazın daha sonra davacı tarafından ... Bankasından 725.000,00 TL'ye satın alındığı anlaşılmıştır. 7. Bu itibarla; dava konusu taşınmazın yetkisiz vekaletnameye istinaden tapuda yapılan satışı nedeniyle, taşınmaz üzerine konulan ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle başlatılan takip sonucu, 09.10.2020 tarihinde ipotek sahibi bankaya ihale edilmesiyle birlikte, davacı taşınmazdaki mülkiyet hakkını yitirdiğinden, oluşan zararının tazminini 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyebilecektir. 8. Buna karşın; Mahkemece, zararın meydana 09.10.2020 tarihi itibarıyla taşınmazın niteliği açıkça tespit edilip, taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi, arsa ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre değerinin tespit edilmesi bakımından, konunun uzmanı bilirkişi heyetinin katılımıyla mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna uygun, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırma ile ipotek bedeli üzerinden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.